T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/616 - 2025/2162 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/616 KARAR NO : 2025/2162 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2022/688 E.- 2024/53 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 11/12/2025 Ma…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/616 - 2025/2162 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/616 KARAR NO : 2025/2162 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/01/2024 NUMARASI : 2022/688 E.- 2024/53 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 11/12/2025 Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirkete ait ... plakalı aracın 03/04/2022 tarihinde davalı şirketin yapımını üstlendiği ... Konutları B Blok binasının dış cephe ve mantolama malzemelerinin üzerine düşmesi sonucu ciddi şekilde zarar gördüğünü, bu olayın davalının üstlendiği inşaat ve dış cephe imalatındaki ayıplı işçilikten kaynaklandığını belirterek, araçta meydana gelen zarar kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tamir bedeli, 1.000,00 TL değer kaybı ve 1.000,00 TL araçtan yoksun kalma/kullanım mahrumiyeti bedeli olmak üzere toplam 3.000.00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02/11/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile bilirkişi raporuna istinaden talebini 400.469,17 TL' ye yükseltmiştir. CEVAP:Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'ini ileri sürmüş, davanın belirsiz alacak davası niteliği taşımadığını ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davalı şirketin üstlenmiş olduğu ... Konutları yapımı kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirip binanın teslimiyle sorumluluğunun sona erdiğini, bu sebeple davalıya husumet yönetilemeyeceğini, husumetin yapı maliklerine yahut da binanın mantolama işini üstlenen şirkete yöneltilmesi gerektiğini, olayın gerçekleştiği tarihte öngörülmesi beklenmeyen hava şartlarının mücbir sebep olduğunu ve illiyet bağını kestiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının talep ettiği 209.229,17 TL araç hasar bedelinden %20 mücbir sebep indirimi yapılarak bakiye 167.383,34 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 170.000,00 TL değer kaybı bedelinden %20 mücbir sebep indirimi yapılarak bakiye 136.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 21.240,00 TL araç mahrumiyeti tazminat bedelinden %20 mücbir sebep indirimi yapılarak bakiye 16.992,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının hükmün 1 ve 2 nolu maddelerindeki hasar bedeli ve değer kaybı talepleri konusunda Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından da sigorta şirketine karşı dava açıldığı görülmekle, tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılardan tahsili ile davacıya ödemesine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf talebinde, gerekçe ile hüküm kısmı arasında açık çelişki bulunduğunu, mahkemece hükmedilecek tazminat miktarına mücbir sebep indirimi uygulanmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, aynı sitedeki diğer bloklarda herhangi bir hasar bulunmamasının olayda mücbir sebep bulunmadığının göstergesi olduğunu, mahkemenin binanın cephesindeki imalat hatası nedeniyle davalı yüklenicinin sorumluluğunu kabul ederek tazminata hükmetmesine rağmen %20 mücbir sebep indirimi yapmasının hukuken mümkün olmadığını, bu indirim nedeniyle kararın kendi içinde çeliştiğini, bilirkişi raporunun da yapısal imalat ayıplarını ortaya koyduğunu indirime esas alınabilecek herhangi bir dış etkenin ispatlanamadığını, dolayısıyla davalının zararının tamamından davalı firmanın sorumlu tutulması gerekirken hakkın özüne aykırı biçimde indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili ise istinaf talebinde, davacının aracında oluştuğu iddia edilen zararlardan davalının sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının hukuki yararı ve belirsiz alacak davası şartlarının bulunmadığını, davalının inşaatı sözleşmeye uygun şekilde tamamlayıp teslim ettiğini, mantolama işinin davalının sorumluluğunda olmadığını ve zararla davalının fiili arasında illiyet bağı kurulamayacağını, olayın meteorolojik raporlarla da doğrulanan fırtına nedeniyle meydana geldiğini ve mücbir sebep niteliğinde olduğunu, buna rağmen mahkemenin mücbir sebebi kısmen kabul edilip indirim uygulamasının çelişkili olduğunu, bilirkişi raporunun teknik inceleme yapılmaksızın hazırlanmış olup denetlenebilir nitelikte bulunmadığını, ayrıca aynı zararla ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunun derdestlik oluşturduğunu, faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu ve alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Davada, yapı malikinin kusursuz sorumluluğu hukusal nedenine dayalı olarak maddi tazminat talep edilmektedir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarında da ifade edildiği üzere; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkemede, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını, ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri BAM'ın ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. (Mülga HUMK.nun 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK.nun 27.maddesinin (HUMK.nun 73.m) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır. Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Bu yasal açıklamalar ışığında somut olaya gelecek olursak; Mahkemece verilen gerekçeli kararın gerekçe kısmında, "..zarara sebep olan binanın yapımında gizli ayıp olması ve bu gizli ayıbın zarara sebep olması nedeni ile davalı ... Enerji İnş.Turz.Em.Petrol Nak.San. ve Tic.A.Ş. ve taşeron ... Yapı İnşaat Yalıtım Dek. Teks. San. Tic. Ltd. Şti.'nin kusurlu olduğu ve kusurlu sorumluluğunun bulunduğu, ... plaka numaralı aracın hasarlanmasıyla sonuçlanan olay ile ilgili, davalı ... Enerji İnş.Turz.Em.Petrol Nak.San. ve Tic.A.Ş., taşeron ... Yapı İnşaat Yalıtım Dek. Teks. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ve bina sahibinin müteselsilen sorumlu olduğu, davacının zararını sorumlulardan herhangi birine başvurarak tazmin edebileceği, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesinde talep edilen 209.229,17 TL hasar bedeli, 170.000,00 TL değer kaybı miktarlarından (6098 sayılı TBK'nın 51-52 nci maddeleri gereğince hakkaniyet indirimi )%20 indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği" açıklamasına yer verilmiş iken, kararın hüküm kısmında 3. bent olarak; "1.240,00 TL araç mahrumiyeti tazminat bedelinden %20 mucbir sebep indirimi yapılarak bakiye 16.992,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm kurulduğu ancak söz konusu hükmün kararın gerekçe kısmında yer almaması nedeniyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki olduğu anlaşılmıştır. Hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki olması 10/04/1992 gün ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre bozma nedenidir. Hal böyle olunca; 6100 sayılı HMK.'nun 297/1-c maddesinde, "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" ile HMK.'nun 297/2.maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklindeki fıkraları dikkate alınarak gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece; hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki olacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince (esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin) KALDIRILMASINA karar verilmesi gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin, 31/01/2024 tarih, 2022/688 E.- 2024/53 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 4-)Taraflarca yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde başvurana iadesine, 5-)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır