Başvuru, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi ve tutukluluğun makul olmayan bir süredir devam etmesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul olmayan bir süredir devam etmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi ve tutukluluğun makul olmayan bir süredir devam etmesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul olmayan bir süredir devam etmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/7/2013 tarihinde Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 13/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 20/2/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı beyanlarını 25/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/1229 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında başvurucu ve diğer 19 şüphelinin 11/8/2006 ve 27/5/2010 tarihli iddianamelerle silahlı suç örgütü kurup yönetmek, iki kişiyi öldürülmek, yedi kişinin öldürülmesine teşebbüs etmek, bir kişi hakkında yağma eylemini gerçekleştirmek, bir kişi hakkında yağma eylemine teşebbüs etmek suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir. Başvurucu, Kocaeli Sulh Ceza Mahkemesinin 1/5/2006 tarihli ve 2006/503 Değişik İş sayılı kararı ile tutuklanmış ve aynı mahkemenin E.2006/231 sayılı dava dosyası kapsamında yargılanmaya başlanmıştır. Başvurucu vekili, tutukluluğun yedi yıldır devam ettiğini belirterek 2/1/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2006/231 sayılı dosyasında, tutukluluğun devamına ilişkin verilen karara itiraz etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 17/1/2013 tarihli ve 2013/23 Değişik İş sayılı kararıyla tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itiraz reddedilmiştir. 28/3/2013 ve 28/5/2013 tarihlerinde duruşma yapılarak ".... mağdur beyanları, raporlar ve tutanaklar göz önünde bulunduğunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular, suçlara öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarına göre kaçma şüphesinin varlığını gösteren olgular ve atılı suçların 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin fıkrasında gösterilmesi tutukluma nedenlerinin bulunduğu, ayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrol hükümlerinin uygulanması yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu anlaşılmakla; yine 5271 sayılı Kanun 'un maddesinde Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren işlerde tutuklu süresinin en çok 2 yıl olduğu, bu sürenin zorunlu hallerde gerekçesi gösterilmek suretiyle 3 yıl daha uzatılabileceği, diğer suçlarda tutuklama süresinin 1 yıl olduğu, zorunlu hallerde 6 ay daha uzatılabileceği düzenlendiği, sanıklara atılı suçlar gerek 765 Sayılı gerek 26/9/2004 tarihli ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanun'larında bağımsız olarak düzenlenmiş, her biri subutu halinde ayrı cezayı gerektirdiği, 5271 sayılı Kanunu'na göre her suç ayrı bir kamu davasına konu olup, kişisel, hukuki ve fiili bağlantılar nedeniyle kamu davalarının birleştirilerek görülmesi mümkün bulunduğu, dosyamızda da sanıklara atılı suçlar fiili, kişisel ve hukuki bağlantı nedeniyle birlikte kamu davasına konu edilmiş ve aynı dosyada da yargılamaları sürdürüldüğü, davaların birleştirilmesi halinde de suçlar bağımsızlıklarını koruduğundan her suç için tutukluluk süresinin bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek bu nedenle sanıkların birden çok Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren suçlardan tutuklanmış olmaları ve kamu davasının kapsamı, sanık sayısı dikkate alınarak yargılamanın alacağı zaman nedeniyle kanunda belirtilen tutukluluk sürelerinin uzatılmasında zorunluluk bulunması, her suç yönünden gerekli olan tutukluluk sürelerinin dolmamış olması" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. 16/7/2013 tarihli duruşmada 26/6/2013 tarihinde dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapıldığı belirtilerek yeni bir karar verilmemiştir. Başvurucu 19/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2013 tarihli ve E.2006/231, K.2013/194 sayılı kararıyla başvurucunun, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 2 yıl 9 ay 10 gün hapis, Ö.yü kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 9 yıl 5 ay 10 gün hapis, K. yi kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis, Z. İ. E.yi kasten öldürme suçundan müebbet hapis, T.yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 12 yıl 6 ay hapis, N. K. yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 11 yıl 8 ay hapis, S. S.yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 12 yıl 6 ay hapis, A. B.yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 12 yıl 6 ay hapis, N. K.yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 14 yıl 2 ay hapis, A. İ.yi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 11 yıl 8 ay hapis, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet etmekten 5 yıl hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi hâlen devam etmektedir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş ve başvurucunun bu görüşe verdiği cevaptan başvurucunun bireysel başvuru konusu yargılama dışında bir suçtan 19/8/2004 tarihinde gözaltına alındığı, 3/12/2009 tarihinde bu suçtan mahkûm olduğu, bu kararın 30/3/2010 tarihli Yargıtay kararıyla onandığı ve 3/9/2011 tarihi itibarıyla bu cezanın infazına başlandığı anlaşılmıştır. Başvurucu 11/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun , ve maddeleri, ve 6136 sayılı Kanun'un maddesi. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”