Başvuru, yargılama sırasında yapılan yaş tashihinin gerçeğe aykırı olması ve bu konudaki taleplerin kabul edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, açık ceza infaz kurumuna sevk imkânından yararlanılamaması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yargılama sırasında yapılan yaş tashihinin gerçeğe aykırı olması ve bu konudaki taleplerin kabul edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, açık ceza infaz kurumuna sevk imkânından yararlanılamaması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/1/2014 tarihinde Yozgat E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/10596 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Mersin Sulh Ceza Mahkemesinin4/4/2007 tarihli ve 2007/182 Sorgu sayılı kararı ile kasten öldürme suçundan tutuklanmıştır. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 25/4/2007 tarihli ve E.2007/5207 sayılı iddianamesiyle başvurucunun kasten öldürme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Mersin Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 5/7/2007 tarihli ve E.2007/157, K.2007/251 sayılı kararı ile başvurucunun yargılandığı davanın Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/144 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 3/2/2009 tarihli ve E.2007/144, K.2009/20 sayılı kararı ile başvurucunun kasten öldürme suçundan 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve "tertip edilen ceza miktarına göre" tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 18/7/2011 tarihli ve E.2010/4667, K.2011/4559 sayılı ilamı ile "Dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek, maktulün öldürülmeden önce mi veya sonra mı yakıldığı belirlenerek kesin ölüm sebebinin tespiti ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği düşünülmeden, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/454 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Mahkeme 5/6/2012 tarihli ve E.2011/454, K.2012/298 sayılı kararı ile başvurucunun kasten öldürme suçundan 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Anılan karar, başvurucunun yanı sıra Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucu 3/1/2013 tarihli dilekçesiyle temyizden feragat etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 24/9/2013 tarihli ve E.2013/3364, K.2013/5153 sayılı ilamı ile başvurucunun temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olmakla birlikte "a-Kararın verildiği 05/06/2012 tarihli duruşma tutanağının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 219/ maddesine aykırı davranılması, b-Oluşa, kabule ve tüm dosya içeriğine göre, sanık N.'nin maktulü tuttuğu, sanık Serhat'ın [başvurucu] da üzerinde bulunan sallama tabir edilen bıçak ile maktulü öldürdüğü olayda, pek çok öldürücü nitelikte yara ika edilmesinin tek başına suçun canavarca hisle ya da eziyet çektirerek işlendiğini kabule yeterli bulunmadığı, canavarca hisle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olup, eziyet çektirerek öldürme ise ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olup sanığın öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastının da bulunması gerektiği, somut olayda ise sanığın canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini ve maktulün yakılarak öldürüldüğünü kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak yeterli kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeyerek 5237 sayılı TCK.nun 82/1-b maddesi ile uygulama yapılması" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosya Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin E.2013/361 sayısını almıştır. Mahkemenin 10/1/2014 tarihli ve E.2013/361, K.2014/2 sayılı kararı ile başvurucunun doğum tarihinin ay ve günü aynı kalmak kaydıyla "1986" olarak düzeltilmesine, kasten öldürme suçundan 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"Ölenin çocukları Z. ve S.ye cinsel istismarda bulunması iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı, bu nedenle ölen ile eşi ve çocukları arasında husumet doğduğu ve ayrı yaşadıkları, ölenin oğlu olan sanık Serhat Yavuz [başvurucu] ve bu sanığın yakın arkadaşı olan sanık N.nin bu olaylardan etkilendikleri ve birlikte öleni öldürmeye karar verdikleri, tanık K.nin kahvehanesine barışmak bahanesiyle öleni çağırdıkları, burada bir müddet kaldıktan sonra birlikte ... beldesinde bulunan ... Mahallesinde ıssız bir yere gittikleri, araçtan indikten sonra sanık N.'nin öleni tuttuğu, diğer sanık Serhat'ın da üzerinde bulunan sallama tabir edilen bıçak ile maktülü bıçaklamak suretiyle öldürdükleri, daha sonra maktülün cesedini yakıp battaniyeye sarıp ... Beldesindeki bir inşaatın içerisine attıkları ..." Mahkeme, hüküm ile birlikte "verilen hapis cezasının süresi, tutuklulukta geçen süre ile CMK'nun 100/3 maddesi dikkate alınarak kaçma şüphesi ve bu nedenle de adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşılan sanığın yerleşik Yargıtay içtihatları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun temyiz sürecinde geçen tutukluluk süresinin CMK.nun maddesinde belirtilen tutukluluk süresinden sayılmayacağına ilişkinkararları [bulunduğu]" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiş; Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 16/1/2014 tarihli ve 2014/82 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvuru 13/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu müdafii vasıtasıyla Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 10/1/2014 tarihli mahkûmiyet hükmünü temyiz etmişse de 13/1/2014 tarihli dilekçesiyle temyizden feragat etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 17/11/2014 tarihli ve E.2014/4787, K.2014/5241 sayılı ilamıyla başvurucunun temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, ayrıca hükmün onanmasına karar verilmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede Yozgat E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 31/12/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkında açık ceza infaz kurumuna ayırma kararı verildiği, sonraki süreçte başvurucunun firar ettiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2016 tarihli müddetnamesine göre yakalandığı anlaşılan başvurucunun söz konusu cezasının infazı kapsamında koşullu salıverilme tarihinin 15/10/2019, hak ederek tahliye tarihinin ise 24/11/2025 olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu, hâlen Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nitelikli haller" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Kasten öldürme suçunun;a) Tasarlayarak,b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,...d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,...h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,...İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kapalı ceza infaz kurumları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir." 5275 sayılı Kanun'un "Açık ceza infaz kurumları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:"Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır." Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "Hükümlülerden;a) (Değişik:RG-22/8/2015-29453) Toplam cezalarının onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,...c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir." Anılan Yönetmelik'in "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: "Kapalı kurumda hükümlü olup;a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı haklarında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler,... bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz."