5. Ceza Dairesi 2011/11273 E. , 2012/2577 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Rüşvet, zimmet, irtikap, ihaleye fesat karıştırmak, dolandırıcılık, sahtecilik, nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Sanık ...’ın zimmet, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, sahtecilik ve irtikap suçlarından, sanık ...’ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve sahtecilik suçlarından, sanık ...’ın zimmet, irtikap ve sahtecilik suçlarından, sanıklar ... Küçükkulaksız, ... ve ...’nın ihaleye…
**5. Ceza Dairesi 2011/11273 E. , 2012/2577 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Rüşvet, zimmet, irtikap, ihaleye fesat karıştırmak, dolandırıcılık, sahtecilik, nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Sanık ...’ın zimmet, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, sahtecilik ve irtikap suçlarından, sanık ...’ın rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve sahtecilik suçlarından, sanık ...’ın zimmet, irtikap ve sahtecilik suçlarından, sanıklar ... Küçükkulaksız, ... ve ...’nın ihaleye fesat karıştırma ve sahtecilik suçlarından, sanıklar ... ve ...’nun irtikap ve sahtecilik suçlarından, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve... 'ın sahtecilik suçundan, sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın rüşvet suçundan, sanıklar ... ve ...’in irtikap suçundan mahkümiyetlerine, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, sanık ... hakkında nüfuz ticareti suçundan açılan kamu davalarının dava zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanıklar ..., ... ve ...’in dolandırıcılık suçundan, sanık ... ’in irtikap ve dolandırıcılık suçlarından, sanık ...’in rüşvet ve dolandırıcılık suçlarından, sanık ...’ün ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık ve zimmet suçlarından, sanık ...’nun sahtecilik, dolandırıcılık ve zimmet suçlarından, sanık ...’ın zimmet ve dolandırıcılık suçlarından beraetlerine, sanıklar ... ve ... hakkında sahtecilik suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, sanık ... hakkında usulüne uygun açılmış kamu davası bulunmadığından C.Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına, sanık ... hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 64/1. maddesi gereğince düşürülmesine Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık ... hakkında duruşmalı, diğer sanıklar hakkında ise tayin edilen cezaların miktarı nedeniyle duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü: Sanık ...'nın TCK'nın 278/1. maddesine muhalefet, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'in müşteki ... yönelik dolandırıcılık, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın birleşen Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/1085 Esas, 2005/107 Karar sayılı kararına konu görevi kötüye kullanma, sanık ...'nın birleşen Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/107 Esas, 2005/438 Karar sayılı kararına konu görevi kötüye kullanma, sanık ...'ün zimmet, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından dolayı verilen (hükmün 5/a, 7, 9, 10, 11. bentlerine konu olan) hükümlerin incelenmesinde; Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı ve sanık ...'in ölümü nedenleriyle ortadan kaldırılmasına ve düşürülmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O Yer C.Savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ...'in rüşvet ve dolandırıcılık, sanıklar ..., ... ve ...'in dolandırıcılık, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nun S. S. Yaygın Yapı Kooperatifi başkanı müşteki ...'a yönelik ikna suretiyle irtikap suçlarından verilen ( hükmün 17. bendinin ilk üç ve 5. fıkraları ile 8. bendine konu) hükümlerin incelenmesinde; Sanık ...'in rüşvet ve dolandırıcılık, sanıklar ..., ... ve ...'in dolandırıcılık suçlarına 765 sayılı TCK'nın 212 ve 504. maddelerinde öngörülen cezaların miktarına göre aynı Yasanın 102/3 ve 102/4. maddelerinde beş ve on yıllık dava zamanaşımı öngörüldüğü, zamanaşımını kesen 18/01/2001 günlü sorgu işlemi ile inceleme tarihleri arasında bu sürenin gerçekleştiği, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nun S.S. ... Yapı Kooperatifi başkanı müşteki ...'a yönelik ikna suretiyle irtikap suçunun 1995 yılında işlendiğinin iddia edildiği, aynı Yasanın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 15 yıllık asli ve ilave dava zamanaşımı süresinin suç ve inceleme tarihleri arasında tahakkuk ettiği anlaşıldığından CMUK'nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Yukarıdakiler dışında kalan sanıklar ve suçlar hakkında verilen hükümlere gelince; İncelenen dosya içeriğine göre duruşma tutanaklarından 24/11/2000 günlünün 4 ila 20., 18/01/2001 günlünün 1 ila 3., 15/03/2001 günlünün 4 ila 13., 10/05/2001 günlünün 1 ila 6., 21/06/2001 günlünün 1 ila 10., 17/07/2001 günlünün 1 ila 7., 13/9/2001 günlünün 1 ila 3., 29/11/2001 günlünü 1 ila 3., 11/07/2002 günlünün 1. sayfalarının, 17/04/2002 ve 25/12/2002 günlü olanların ise tamamını dosyada bulunmadığı, tevdi kararımız üzerine yazı işleri müdürü tarafından onaylanarak gönderilen fotokopilerinin kaynağının belli olmadığı, bir kısmının yazı ve imzalarının okunaksız olduğu, 17/04/2002 günü yapıldığı ve bazı sanıkların savunmalarının bulunduğu anlaşılan duruşmaya ait tutanağın fotokopisinin dahi bulunmadığı, 25/12/2002 günlü olanın imzasız fotokopiden ibaret olduğu, 13/09/2001 günlü tutanağın son üç sayfasında katip tarafından imzalanmadığı ve hükme esas alınamayacaklarının anlaşılması karşısında, duruşmaların nasıl yapıldığını, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun yapılıp yapılmadığını gösteren ve CMK'nın 221. maddesinde belirtilen hususları içeren tutanak tutulmaması, imzasız bırakılması veya tutulmuş ise denetime olanak verecek şekilde dosyasında muhafaza edilmemesi suretiyle CMK'nın 219, 220, 221 ve 222. maddelerinin amir hükümlerine aykırı davranılması, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin duruşmadaki beyanlarına ve tutanaklara nazaran bu sanıkların hazırlık aşamasında polis ve savcılıkça beyanlarının alındığı ancak bunların bir kısmının dosyada bulunmadığı, bulunanların ise tasdiksiz fotokopi olduğu, 18/05/2004 günlü tutanakta sanık ...'ın ... 5. Ağır Ceza Mahkemesince talimat yoluyla savunmasının alındığının belirtilmesine rağmen dosyada bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişiler kurulu raporunun ilk sayfası dışında onaysız fotokopi olduğu, ayrıca bu raporun 3. sayfasında bilirkişiler incelenen dava dosyasının yaklaşık elli klasör olduğunu belirtikleri ancak temyiz incelemesine gönderilen dava evrakının otuz dosya ve klasörden oluştuğu, belgelerin içeriklerini gösteren dizi pusulası yapılmadığı ve sistemli oluşturulmadığı için noksanlıların tümünün saptanamadığı dikkate alınarak, sanıkların hazırlık beyanlarının, bilirkişi raporu ve hükme esas alınan diğer belgelerin asılları ve onaylı örneklerinin temin edilmesi ve temyiz incelemesinin doğru yapılabilmesi için dosyasına eklenmesi yerine, noksan araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması, 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün; önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaylara uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki Kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların gerekçelerine de yer verilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ’ın hükmün 1. bendine konu sahtecilik suçlarından verilen hükmün incelenmesinde; “Çalkaya Belediye Başkanı olan sanık ..., belediye yazı işleri müdürü sanık ..., fen memuru ..., belediye meclis üyeleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın sanıklar ... ve ... ’ın kurmuş oldukları paravan kooperatifler aracılığı ile Çalkaya Belediyesi sınırları içerisinde olan arsa ve arazilerden bir kısmını usulsüz tahsis edilme işlemine alınan sahte meclis kararlarıyla katıldıkları ve eylemlerinin evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu” kabul edilirken suçun konusunu oluşturan sahte kararların hangileri olduğu, aldatma yeteneklerinin bulunup bulunmadığı, kanıtları da gösterilip tartışılarak sanıkların bu sahtecilik fiillerine ne şekilde katıldıkları karar yerinde açıklanıp gösterilmeden soyut ve eksik gerekçelerle yazılı biçimde mahkümiyetlerine karar verilmesi, Kabule göre de; Kamu görevlisi olmayan sanıklar bakımından 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesinin lehe olacağının gözetilmemesi, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... ve ...'nun hükmün 2/a, b, c, d ve e bentlerine konu zimmet, sahtecilik ve rüşvet fiillerinden kurulan hükümlerin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ...'ın yanlarında çalıştırdıkları kişilere S.S. ... ve S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatiflerini kurdurdukları, belediyeye ait arazilerin tahsisi ve satış işlemlerini yürüten Belediye Başkanı ..., Yazı İşleri Müdürü ... ve fen memuru ...'ın bunlarla işbirliği içerisinde oldukları, sahte olduğu anlaşılan 12/10/1998 tarih ve 66/169 sayılı Belediye Encümen kararı dayanak yapılarak toplam 498.247 metrekare araziyi çok düşük bedelle Antalya 3. Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından düzenlenen 21/10/1998 tarih ve 8136 sayılı resmi senetle adı geçen kooperatiflere satışının yapıldığı, satışı belediye adına başkan ...'ın, alım işlemini ise kooperatifleri temsil eden ancak sanıklar ... ve ...'nın yanında çalışıp onların talimatıyla hareket eden ..., ..., ... ve ...'nun yaptıkları, sanıklar resmi senet yazılı ve peşin alındığı belirtilen 99.660.800.000 TL arsa bedelinin belediye kayıtlarına intikal ettirilmediği, bu usulsüz işlere karşılık sanık ...'a 40 milyar rüşvet verildiği iddia ve kabul edilmiş ise de; yapılan işlemin amacının kamu görevlisi olan sanıkların koruması altında bulunan taşımazların, paravan olarak kurulan kooperatiflere sahte karalarla ... gösterilerek menfaat sağlamak ve paylaşmak olduğu, suçun konusunu usulsüz olarak ... gösterilen taşınmazların oluşturduğu ve bu nedenle fiillerinin bütün halinde nitelikli zimmet ve buna iştirak vasfında olduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 212 ve 40/2. maddeleri de dikkate alınıp lehe yasa saptandıktan sonra buna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde sahtecilik, zimmet ve rüşvet suçlarından mahkümiyetlerine karar verilmesi, İddianame içeriğine göre bu fiilden dolayı sanık ... hakkında da kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmaması, Kabule göre de; Rüşvet verme suçunu işledikleri kabul edilen sanıkların fiilleri 765 sayılı TCK'nın 213/1. maddesine temas ettiği halde rüşvet almayı düzenleyen 212. maddenin uygulanması, Beyanlarda ve bilirkişi raporunda kooperatiflerin sonradan verdiği muvafakatname ile tahsis kararının iptal edilerek tekrar belediye adına tescil edildiğinin bildirilmesine rağmen olayda 5237 sayılı TCK'nın 248. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılmaması, Atılı zimmet suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık ... hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması, Sanıklar ..., ... ve ... 'ın ihaleye fesat karıştırma suçlarından (hükmün 3. bendine konu) verilen hükmün incelenmesinde; Belediye tarafından yaptırılan sayısallaştırma işlerinin usulüne uygun ihale yapmadan veya yapılmış göstererek, sanıklar ... ve ... 'ın sahibi olduğu Sahil Mühendislik ve ... şirketlerine para aktarılmasını sağlamak için verildiği, soruşturma aşamasına kadar ihalelere konu iş ve hizmetler teslim edilmediği halde bedelleri olan toplam 692.304.600.000 TL'nin 1999 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında anılan şirketlere ödendiği, yaklaşık on sekiz ay sonra sayısallaştırma işlemiyle ilgili disket ve dökümanın varlığı ileri sürülerek eksik olarak teslim edildiğinin iddia ve kabul edilmesine göre, sanıkların amacının usulsüz olarak oluşturan ihale karar ve işlemleriyle hizmet alınmış gösterilerek Belediye Başkanı sanık ...'ın koruma ve gözetimle yükümlü olduğu belediye parasının mal edinilmesi olduğu, gerçekte bir ihale yapılmadığı için olayda ihaleye fesat karıştırma suçunun unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle sübutu kabul edilen eylemlerin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı dikkate alınmadan yazılı biçimde, 5237 sayılı TCK'nın 235. maddesi uyarınca mahkümiyetlerine karar verilmesi, ayrıca bu suçu 53/1-a maddesindeki yetkisini kötüye kullanarak işleyen sanık ... hakkında aynı maddenin 5. fıkrasının tatbik edilmemesi, 05/10/2000 günlü iddianamenin ikinci bölümüne ve 10/11/2000 tarihli ek iddianamenin 5. sayfasının birinci paragrafına göre Belediye Yazı İşleri Müdürü ... ve anılan şirketlerin ortakları olan sanıklar ... ve ... haklarında da bu fiilden dolayı dava açılmasına rağmen hüküm kurulmaması, Sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın hükmün 4/a-b bendine konu olan sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından verilen hükmün incelenmesinde; Belediyenin malı olan 226 ada 2 nolu parseldeki 5532 metre karelik taşınmazın taraflar arasında sözleşme yapılarak Yap İşlet Devret modeli ile benzin istasyonu yapılmak üzere sanık ...'ya verildiği, sözleşmede taşınmazın satışı ile ilgili bir hüküm bulunmadığı halde, Encümen defterinde kaydı bulunmayan ve sahte olan 11/03/1999 tarih ve 84 sayılı karara dayanılarak ihaleye çıkarılmış gösterildiği, sanık ...'ın yanında ihaleye katıldığı söylenen Sahil Mühendislik ve Karakartal şirketlerinin ... ve ... 'a ait olduğu ve gerçekte ihale yapılmadığı, gerçek değeri yaklaşık yüz milyar olan taşınmazın en yüksek teklifi vermiş gösterilen ...'a belediye başkanı sanık ... tarafından 26/03/1999 tarihinde resmi senetle 10.100.000.000 TL karşılığında satılarak tapusunun verildiği, daha sonra olası iptalleri önlemek amacıyla sanık ...'ın yanında çalışan ...'in eşi olarak bilinen ...'ya devredildiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında; olayda gerçek bir ihalenin bulunmadığı, belediyenin sahibi olduğu ve başkan olması nedeniyle sanık ...'ın muhafaza ile yükümlü olduğu suç tarihindeki değeri 100 milyar olduğu ifade edilen taşınmazın belediye kayıtlarında bulunmayan sahte kararla ... gösterildiği, sabit addedilen fiilin nitelikli zimmet ve buna katılma suçlarını oluşturacağı, sahte karar ve ihale işleminin zimmeti gizleme yönelik olduğu gözetilip, 5237 sayılı TCK'nın 212 ve 40/2. maddeleri gözönünde bulundurularak lehe yasanın tespitinden sonra buna göre uygulama yapılması yerine, yazılı biçimde karar verilmesi, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun hükmün 5/c-d-e ve 18. benlerine konu edilen zimmet, sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ... 'ın yanlarında çalıştırdıkları kişilere sanık ...'nun yönetim kurulu başkanı olduğu S.S. Pazarcılar Arsa ve Konut Yapı Kooperatifini paravan olarak kurdurdukları, Belediye Encümenin 21/07/1997 günlü 260 sayılı kararı ile toplamı 173.216 metrekare, 11/02/1999 gün ve 58 sayılı kararlarıyla da toplamı 155.852 metrekare olan mandıralar bölgesindeki arazilerin bu kooperatife ceman 107.863.086.822 TL karşılığı satışına karar verildiği, ancak bu kararların sahte olduğu ve belediye kayıtlarında bulunmadığı, daha sonra bu sahte kararlar dayanak yapılarak kooperatife belediye başkanı tarafından resmi senetle satılarak tapularının verildiği, resmi satış senetlerine göre satımı yapan sanık ...'ın peşin aldığı belirtilen satış bedelinin belediye hesaplarına girmediği, usulsüz işlemlerde araç olarak kullanılmak üzere kurulan kooperatifin yönetim kurulu üyeleri ... ve yargılama sırasında ölen ...'ün tahsis istemleri üzerine kooperatifin göstermelik üyeleri ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a devrinin yapıldığı, taşınmazların 80.000 metrekarelik kısmının 18/09/1998 günü sanık ... ... ait Palmar Su Ürünleri Endüstri Şirketine dört milyar lira üzerinden satıldığı, aynı gün 80.000 m2'lik bu taşınmazın Amir ... Saber'in Halk Bankasında kullanacağı kredinin teminatı olarak 1.200.000.000.000. lira bedelle, adı geçen banka lehine ipotek tesis edilerek kredi alındığı, satışa katılan kişilerden ... ve ...'nın sanık ... ...'ın şoför ve koruması, diğerlerinin ise sanıklar ... ve ...'ın yanında çalışan kişiler oldukları ve gerçekte üye olmadıklarının iddia ve kabul edildiği, kooperatifin 8.666.250.000 liraya almış gözüktüğü toplamı 80.000 m2'lik arsanın dahi 1,2 trilyonluk krediye karşılık teminat olarak kabul edildiğine göre belediyede sahte kararlara dayanılarak çok ucuza alınan arazilerin oldukça fazla fiyatlarla pazarlanarak önemli miktarlarda çıkar sağlandığı, açıklanan eylemlerle sanıkların işbirliği içerisinde hareket ederek kamu görevlisi olan sanıkların koruması altında bulunan taşınmazları belediye hesaplarına da intikal ettirilmeyen çok düşük bedellerle ... göstererek mal edindikleri, bu nedenle sabit kabul edilen fiillerinin müteselsilen nitelikli zimmet ve buna iştirak niteliğinde olduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nın 212 ve 40/2. maddeleri de dikkate alınıp lehe yasa saptandıktan sonra buna göre uygulama yapılması yerine, yazılı biçimde hüküm kurulması, 05/10/2000 tarihli ana iddianamenin 4. bölümündeki anlatıma ve sevke göre sanıklar ... ve ... haklarından da bu fiilden dolayı kamu davası açıldığı halde bir karar verilmemesi, Atılı suçu zimmet suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık ... hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması, Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın hükmün 6/a-c-d benlerine ve 17. bendin 6. fıkrasına konu edilen zimmet, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde; Belediye Encümeninin almış olduğu 15/02/1999 gün ve 39 sayılı kararla Mandıralar 1718 ada 7 nolu parselin sanık ...'in yetkilisi olduğu Özel Ansa Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ne, aynı tarihli ve 41 sayılı kararla aynı yerde 1738 ada 7 nolu ve 1241 ada 26 nolu parsellerin ...'e satışına karar verildiği, ancak bu kararların belediye kayıtlarında bulunmadığı, encümen tutanak defterindeki bilgilere göre anılan sayılı kararların kağıt alımı ve kepçe parası ödenmesine ilişkin olduğu ve dolayısıyla sahte oldukları, bu sahte kararlara dayanılarak Tapu Sicil Müdürlüğünde 13/04/1999 tarih ve 2330 yevmiye nolu işlemle adı geçen şirkete, 16/04/1999 gün ve 2519 yevmiye nolu işlemle ...'e belediye başkanı ... tarafından satılarak tapularının devredildi, şirket adına alım işleminin sanık ...'ın tarafından yapıldığı, satış senetlerinde düşük gösterilen taşınmaz bedellerinin de ödenmediği ve belediye hesaplarına intikal ettirilmediğinin iddia ve kabulü karşısında, sanıkların fiillerinin belediye başkanı olan sanık ...'ın koruma ve gözetimle yükümlü olduğu taşınmazların başkasına mal edinilmesi ve dolayısıyla nitelikli zimmet vasfında olduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 212 ve 40/2. maddeleri dikkate alınıp lehe yasa belirlendikten sonra buna göre uygulama yapılması yerine, yazılı biçimde hüküm kurulması, 05/10/2000 tarihli ana iddianamenin 7. bölümündeki anlatıma ve sevke göre sanık ...'ın sahte kararı onaylayıp tapuya vermek suretiyle suça katıldığı iddia edilerek kamu davası açıldığı halde bu sanıkla ilgili karar verilmemesi, Sanık ...'ın sabit kabul edilen eylemleri bütün halinde nitelikli zimmete katılma vasfında olduğu halde, bölünerek sahtecilikten mahkümiyetine, zimmete iştirak ve dolandırıcılıktan beraetine karar verilmesi, Zimmet suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen ve lehine görülen 5237 sayılı TCK'nın 247. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen sanık ... hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması, Sanık ...'ın 17/06/2002 günlü iddianamede yer alan ve sahtecilik ve dolandırıcılıktan dava açılan fiiliyle ilgili (hükmün 12/a-b bentlerine konu olan) verilen hükümlerin incelenmesinde; Belediye yazı işleri müdürü olan sanığın mükerrer olarak bastırdığı muhasebe kayıtlarında gözükmeyen 35501-35550 seri nolu bir cilt tahsilat makbuzunu kullanarak 31/03/1997 ve 10/12/1998 tarihleri arasında tahsil ettiği paraları kayıtlara intikal ettirmeyerek zimmetine geçirdiği, ilgili belediye 25/10/2001 günlü yazısında sanığa para tahsil görev ve yetkisinin verilmediğini bildirmiş ise de, sanığın hazırlıktaki beyanına göre tahsilatı yapan servis elemanlarının mazeretli olduğu zamanlarda fiilen tahsilat yaptığı, ayrıca görevi nedeniyle belediyenin para ve mallarını koruma yükümlülüğü bulunduğundan mahkemece eylemin müteselsil nitelikli zimmet kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; zimmet sayılan eyleminin içerisinde kalan “sahte bastırdığı makbuzları kullanması” ayrıca dolandırıcılık kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilerek hükümde çelişki yaratılması, 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesi dikkate alınarak unsurlarının varlığı halinde sahtecilikten de hüküm kurularak sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gereğine uyulmaması ve hakkında aynı kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması, Sanık ...’un hükmün 13. bendine konu icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; 10/11/2000 tarihli iddianame içeriğine göre özetle “Antalya Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapan sanığın organize suç örgütünün başında yer alan ... ile ilişkisinin bulunduğu, bu kişiyi rant da pay almaya çalışan diğer gruplara karşı koruduğu ve bu şekilde görevini kötüye kullanarak ...'dan menfaat temin etmek suretiyle irtikap suçunu işlediğinin” iddia edilmesine rağmen, “... ve ... ile kurduğu yakın ilişki nedeni ile bölge halkı üzerinde taşınmazlarını devretmeleri konusunda baskı oluşturduğu, böylece icbar sureti ile irtikap suçunu işlediğinden” bahisle iddianamede yer almayan fiilden dolayı hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 225/1. maddesine muhalefet edilmesi, İcbar suretiyle irtikap suçunun, kamu görevlisinin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle ferdi icbar etmesi, belli bir manevi şiddete ulaşmış manevi cebrin etkisinde kalan ferdin hukuka aykırı olduğunu bilmesine rağmen kamu görevlisinin haksız işlemini önlemek zorunluluğunda kalarak ona veya başkasına yarar sağlaması veya vaatte bulunması ile oluşacağı gözetilerek, sanığın haksız işlemlerinin ve kullandığı cebrin neler olduğu ve kimlere yönelttiği, kimden ne kadar çıkar sağladığı ve bunları gösteren kanıtlar karar yerinde açıklanıp tartışılmadan noksan gerekçe ile hüküm kurulması, İrtikap suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen ve lehine görülen 5237 sayılı TCK'nın 250. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması, Sanık ...'in hükmün 14. bendine konu ikna suretiyle irtikap suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Olay tarihinde Antalya Tapu Kadastro Bölge Müdürü olarak görev yapan sanığın Çalkaya Belediyesi sınırları içindeki kamu arazilerini, sanık ... Başkanı ... ile birlikte pazarlayan sanıklar ... ve ... ile çıkar ilişki içine girdiği eylemleri ile onları yönlendirdiği ve böylece ikna sureti ile irtikap suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiş ise de; bu suçun oluşması için mağdurun, kamu görevlisinin istediği çıkarın yasa ve görevi gereği verilmesi gerektiğine hileli davranışlarla inandırılmış olması gerektiği, somut olayda ise menfaati sağlayan kişilerin meşru zeminde bulunmamaları ve sağladıkları çıkarın yasal olmadığını bilmeleri nedeniyle ikna suretiyle irtikap suçunun unsurlarının gerçekleşmediği, ancak elde ettiği yarar karşılığında yaptığı işlemlerin görevine girmesi ve yasaya uygun yapılmış olup olmamasına göre rüşvet almak veya görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturabileceği nazara alınarak, yaptığı işlemlerin neler olduğu, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişilerle vardığı anlaşma çerçevesinde yapılıp yapılmadığı, anlaşma ya da sağlanan çıkarın işin yapılmasından önce olup olmadığı ve miktarı saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine noksan inceleme ve hatalı nitelendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, İrtikap suçunu TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen ve lehine görülen 5237 sayılı TCK'nın 250. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması, Sanık ... ile ilgili temyiz itirazlarına gelince; 10/11/2000 tarihli ek iddianame içeriğine nazaran bu sanık hakkında müteselsil dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurumaması, Kanuna aykırı ve sanıklar, müdafiiler, O Yer C.Savcısı ve katılan hazine vekilinin temyiz itirazları ile sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 26/03/2012 tarihinde verilen iş bu karar 28/03/2012 tarihinde Yargıtay C.Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafiileri Av. ... ve Av. ...'in yüzüne karşı tefhim olundu.