(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5671 E. , 2008/12370 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile 9.4.2003 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalayarak “... ...-...Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi” kurmuş …
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/5671 E. , 2008/12370 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile 9.4.2003 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalayarak “... ...-...Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi” kurmuş olduklarını, ancak daha sonra ortaya çıkan nedenlerden dolayı davalıya ait olan %50 ortaklık hissesini de 7.11.2003 tarihli sözleşme ile devraldığını, sözleşmede ortaklığın kar ve zararının %50 oranında paylaşılacağının hüküm altına alınmasına rağmen şirkete ilişkin tüm giderlerin kendisi tarafından karşılandığını, oysa ki ortaklık nedeniyle yapmış olduğu toplam 29.205,00 YTL’lik ödeme miktarının %50’si olan 14.602,00 YTL’lik kısmının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, anılan miktarın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, 7.11.2003 tarihli devir sözleşmesi ile birlikte ortaklıkla ilgili alacak ve borcunun kalmadığının hüküm altına alındığını, kaldı ki adi ortaklıktan doğan kar payı alacağını da alamadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının talep ettiği harcama kalemlerinin, devir sözleşmesi gereğince davacının uhdesinde kalacağının kararlaştırıldığı, ayrıca devir tarihinden önce tahakkuk eden borçların davacı tarafından ödendiğinin sabit olmadığı, bu hususta davalıya resen teklif edilen yeminin de davalı tarafından eda edildiği belirtilerek, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki, 9.4.2003 tarihinde zihinsel engelliler rehabilitasyon merkezi kurulması ve işletilmesi konusunda, her birinin %50 pay sahibi oldukları adi ortaklık ilişkisinin, davalının %50 hissesini 7.11.2003 tarihinde davacıya devretmesi ile birlikte sona erdiği sabit olup, davacı ortaklığın kar ve zararının %50 oranında paylaşılması gerektiği halde tüm giderleri kendisinin ödediğini belirterek, bu giderlerin %50’sinin davalıdan rücuen tahsili için eldeki davayı açmış, davalı ise devir sözleşmesi gereğince ortaklıktan dolayı herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını savunmuştur. 7.11.2003 tarihli adi ortaklık devir sözleşmesinde, “...bu yerin bugüne kadar işletilmesinden dolayı tahakkuk eden vergi ve cezaların %50 hisse oranında bana ait olup bugünden sonra tahakkuk edecek vergi ve cezaların ise hisse oranında devir alana ait olacağını ....işyerinde bir hak ve alacağımın kalmadığını,...beyan, ikrar ve kabul ederim.” Hükmü mevcut olup, davalı bu hükümle, devir sözleşmesinin yapıldığı tarihe kadar tahakkuk etmiş olan vergi ve cezaların %50 hissesinden kendisinin sorumlu olduğunu açıkça kabul etmiş olduğundan, ortaklığın mevcut olduğu 9.4.2003 ile sona erdiği 7.11.2003 tarihleri arasında tahakkuk eden vergi ve cezaların %50 hissesini davalının ödemesi gerektiği kabul edilmelidir. Davacı, ortaklığın mevcut olduğu dönemde tahakkuk eden vergi ve borçları, ortaklığın sona erdiği tarihten sonra ödemek zorunda kaldığını belirterek, ödeme makbuzlarını ibraz etmiş olup, dosyada mevcut olan ... ve ... Vergi Dairesine ait yazılardan, davacı tarafından gerçekleştirilen bir kısım ödemelerin, tahakkuk dönemleri itibariyle taraflar arasındaki ortaklığın mevcut olduğu süreye ilişkin bulunduğu da anlaşıldığına göre bu hususta araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. O halde mahkemece taraflar arasındaki adi ortaklığın mevcut olduğu 9.4.2003 ile 7.11.2003 tarihleri arasında tahakkuk eden ancak ödemesi ortaklığın sona ermesinden sonra davacı tarafından yapılan ortaklığa ilişkin vergi ve borçların bulunup bulunmadığı, varsa bunların miktarı, davacının delilleri değerlendirilerek, gerektiğinde ilgili kurumlardan sorulmak ve konusunda uzman bilirkişi kurulundan, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.