(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/12663 E. , 2013/12229 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı Banka vekili, davalı borçlular ... AŞ, ..., ... ve ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak m…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/12663 E. , 2013/12229 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı Banka vekili, davalı borçlular ... AŞ, ..., ... ve ... aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazların davalılar ... ve ...’ye satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir. Davalı borçlular vekili ile davalı ... vekili yetki itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, borçlular ve 3. kişilerin adreslerinin Eskişehir olduğu gerekçesi ile Mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında, HUMK'nin 9 (HMK. 7 ) ve devamı maddelerinde düzenlenen yetki kuralları geçerlidir. İptal davaları ayni hakka değil, kişisel hakka dayanan davalardır. Ayrıca icra takibinin dayanağı olan ve HUMK’nin yürürlükte olduğu dönemde düzenlenen 07/10/2010 tarihli kredi sözleşmesinde davacı ve davalı borçlular tarafından İstanbul 2013/12663 2013/12229 mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmektedir. HUMK'nin 22. maddesi gereğince, kamu düzeni ile ilgili bulunmayan hallerde taraflar, yetkili mahkemeyi sözleşmeyle belirleyebilirler. Genel yetkili yerde dava açma hakkı olan davacının tercihini, özel yetkili yer olan İstanbul mahkemeleri yönünde kullanmasında yasaya uymayan bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle, mahkemece davalıların yetki itirazının reddi ile taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.