Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4515 E. , 2024/5661 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4515 Karar No : 2024/5661 DAVACI :... DAVALI : ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, 18/04/2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, izin al…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4515 E. , 2024/5661 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4515 Karar No : 2024/5661 DAVACI :... DAVALI : ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, 18/04/2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI :Davacı tarafından, izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkarak mavi kart aldığı, 2013 yılında yurda kesin dönüş yaptığı, ticari faaliyetini sürdürdüğü dönemde Bağ-Kur primi ödeyerek sosyal güvenlik sistemine dahil olduğu, ticari faaliyeti terk ettikten sonra genel sağlık sigortalısı olmak için başvurduğu, ancak Türk vatandaşı olarak genel sağlık sigortalısı sayılanlardan yaklaşık 10 kat fazla prim tahakkuk ettirildiğini öğrenmesi üzerine Türk vatandaşlarının tabi olduğu usul ve esaslar çerçevesinde başvurusunun değerlendirilmesini talep ettiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin... tarih ve E... sayılı yazısı ile dava konusu Yönetmelik kuralı uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un 60/1-g bendi değil, 60/1-d bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olabileceğinin bildirildiği, izin alarak vatandaşlıktan çıktığı için oturma izni almasının gerekmediği, bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 60/1-d bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, Yönetmelik hükmünün Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerine, 5510 sayılı Kanun'un 60. maddesine ve Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: Usul yönünden, süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddinin gerektiği; esas yönünden ise, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 12. maddesinde yer alan geçiş sürecinin 01/01/2012 tarihi itibariyle tamamlandığı, bu tarihten sonra mütekabiliyet esası dikkate alınmak şartıyla yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındaki sağlık sigortalılıkları üzerinden sağlık hizmetinden yararlanma hakkı bulunmayan kişilerin yerleşim süresinin kesintisiz bir yılı geçmesi ve talepte bulunmaları halinde 5510 sayılı Kanun'un 60/1-d bendi uyarınca genel sağlık sigortalısı sayıldığı, Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin kayıt tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulduğu, Türk vatandaşlığından izinle ayrılanların ise yazılı olarak başvurmaları halinde bir yıllık ikamet şartı aranmaksızın Kanun'un 60/1-d bendi uyarınca genel sağlık sigortalısı olarak tescil edildiği, Kanun'da belirtilen haklar yorum veya kıyas yoluyla genişletilemeyeceğinden, sosyal güvenlik ile ilgili olarak da sadece kazanılmış haklar yönünden düzenleme söz konusu olduğundan bu kişilerin kazanılmamış haklar yönünden Türk vatandaşı gibi değil yabancı vatandaşlar gibi muameleye tabi tutulmalarının yasal zorunluluk olduğu, anılan kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları var ise bu hakların Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde aranan mütekabiliyet esası dikkate alınmaksızın devam etmesi gerektiğinden (d) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kazanılmış hakları yok ise tıpkı bir yabancı vatandaş gibi Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında genel sağlık sigortası tescil işlemlerinin yapılmasının gerekeceği, bu kişilerin ve çocuklarının ilgili Kanun'dan doğan oturma hakları olduğundan oturma izni almış olma şartının aranmayacağı, Kanun hükmünü uygulamaktan ibaret olan düzenlemenin hukuka ve üst normlara aykırılık taşımadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI:... DÜŞÜNCESİ :Davacı tarafından, izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkarak mavi kart aldığı, 2013 yılında yurda kesin dönüş yaptığı, ticareti bıraktıktan sonra genel sağlık sigortalısı olmak için başvurduğu, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin ... tarih ve E... sayılı yazısı ile 5510 sayılı Kanun'un 60/1/d bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olabileceğinin bildirildiği, Türk vatandaşı olarak genel sağlık sigortalısı sayılanlardan yaklaşık 10 kat fazla prim tahakkuk ettirildiği, izin alarak vatandaşlıktan çıktığı için oturma izni almasının gerekmediği, Yönetmelik hükmünün Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerine, 5510 sayılı Kanun'un 60. maddesine ve Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık işlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinin iptali istenilmektedir. 5510 sayılı Kanun'un Geçici 12. maddesinde yer alan geçiş süreci 01/01/2012 tarihi itibariyle tamamlanmış, bu tarihten sonra mütekabiliyet esası dikkate alınmak şartıyla yabancı bir ülke mevzuatı kapsamındaki sağlık sigortalılıkları üzerinden sağlık hizmetinden yararlanma hakkı bulunmayan kişilerin yerleşim süresinin kesintisiz bir yılı geçmesi ve talepte bulunmaları halinde 5510 sayılı Kanun'un 60/1/d maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı sayılarak, Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin kayıt tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulmakta, Türk vatandaşlığından izinle ayrılanlar yazılı olarak başvurmaları halinde bir yıllık ikamet şartı aranmaksızın Kanun'un 60/1/d maddesi uyarınca genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilmektedir. Türk Vatandaşlığı Kanunu 28. Maddesinde, çifte vatandaşlı mavi kart sahibi şahıslar, Türkiye Cumhuriyetinin Türk vatandaşlarına sağlamış olduğu haklardan aynen yararlanabileceğini belirtmiştir. Bu kişilere yabancılar için öngörülen kısıtlayıcı hükümler kamu düzeni ve milli güvenliğe ilişkin çok özel istisnalar dışında uygulanamaz. Mavi kart sahibi kişiler her ne kadar Türk vatandaşlarına tanınan bir kaç istisna dışında diğer haklara sahip de olsalar, Türk vatandaşlığından ayrılmış oldukları ve dolayısıyla yabancı ülke vatandaşı oldukları gerekçesiyle, ülkemizde ikamet eden diğer yabancılar ile aynı statüde değerlendirilerek yabancıların ödedikleri GSS prim oranı tutarında GSS primi ödemektedirler. Mavi kart kapsamında olan kişilerin Genel Sağlık Sigortalısı olma zorunluluğu bulunmadığından talepleri halinde Genel Sağlık Sigortalısı olabileceklerinden eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Türkiye’de doğan ve doğumla Türk vatandaşlığını kazanan davacı, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının ...tarihli ve ... sayılı kararıyla Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilmesi üzerine, Hollanda Krallığı vatandaşlığına geçmiş ve çıkma belgesini teslim aldığı 15/12/2006 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlığından çıkmış, bilahare 03/12/2013 tarihinde adına Mavi Kart düzenlenmiştir. 2013 yılında Türkiye'ye kesin dönüş yaptığını, ticari faaliyete başladığı dönemde Bağ-Kur primi ödeyerek sosyal güvenlik sistemine dahil olduğunu, ancak ticareti terk ettikten sonra sosyal güvencesinin kalmadığını, bu nedenle genel sağlık sigortalısı olmak için idareye başvurduğunu, bununla birlikte adına, Türk vatandaşı olarak genel sağlık sigortalısı sayılanlardan yaklaşık 10 kat fazla prim tahakkuk ettirildiğini öğrenmesi üzerine, Türk vatandaşlarının tabi olduğu esas ve usuller çerçevesinde başvurusunun değerlendirilmesini talep ettiğini beyan eden davacı; anılan başvurusunun, ... Sosyal Güvenlik Merkezinin ... tarih ve E... sayılı işlemiyle, dava konusu Yönetmelik kuralı gereği, 5510 sayılı Kanun'un 60/1-g bendi yerine 60/1-d bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olabileceğinin bildirilmesi suretiyle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davayı açmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılmadığı ve davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 3. fıkrasında ise, bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da dahil olmak üzere usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı'nın durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği hüküm altına alınmış; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 5510 sayılı Kanun’un 60/1-g bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı yapılması istemli başvurusunun, dava konusu Yönetmelik kuralı uyarınca aynı Kanun'un 60/1-g bendine tabi olacağından bahisle, ... tarihli ve E... sayılı davalı idare işlemiyle reddedildiği, anılan işlemin davacıya tebliğ tarihine yönelik dosyada herhangi bir belge yer almadığı, davacı tarafından söz konusu işlemin 20/08/2020 tarihinde elden tebliğ alındığının beyan edildiği, davalı idare tarafından da bu beyanın aksinin ortaya konulamadığı, dolayısıyla anılan uygulama işleminin davacı tarafından 20/08/2020 tarihinde öğrenildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle söz konusu uygulama işleminin 20/08/2020 tarihinde öğrenilmesi üzerine 28/08/2020 tarihinde açıldığı anlaşılan davada süre aşımı bulunmadığı; kaldı ki davacının uygulama işlemini tesis edildiği tarih olan 04/06/2020 tarihinde öğrendiği kabul edilse bile, yukarıda bahsi geçen düzenlemeler uyarınca hiç işlememiş olan dava açma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar durduğu, bu tarihten itibaren 60 günlük yasal dava açma süresinin son günü olan 14/08/2020 tarihinin adli tatile rastlaması nedeniyle dava açma süresinin 07/09/2020 tarihine kadar uzadığı görüldüğünden, bu halde dahi 28/08/2020 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasında; ... 2) Kurum: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını, 3) Sosyal sigortalar: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, 4) Kısa vadeli sigorta kolları: İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını, 5) Uzun vadeli sigorta kolları: Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını, 6) Sigortalı: Kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişiyi, ... 8) Genel sağlık sigortası: Kişilerin öncelikle sağlıklarının korunmasını, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde ise oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigortayı, 9) Genel sağlık sigortalısı: Bu Kanunun 60 ıncı maddesinde sayılan kişileri, ... ifade eder." hükmüne; "Genel sağlık sigortalısı sayılanlar" başlıklı 60. maddesinde, "İkametgahı Türkiye'de olan kişilerden; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; 1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler, 2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler, b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler, c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan; (…) d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler, e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizlik ödeneği, Esnaf Ahilik Sandığı ödeneğinin ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan kişiler, f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler, g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır. ..." hükmüne; "Genel sağlık sigortalılığının başlangıcı, bildirimi ve tescili" başlıklı 61. maddesinde, "Genel sağlık sigortalılığı başlangıcının tespiti ve tescil işlemleri aşağıdaki hükümlere göre yürütülür. 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının; ... c) (d) bendinde sayılanlar Türkiye’deki yerleşim süresinin bir yılı geçtiği tarihten sonra talepte bulunmaları hâlinde talep tarihini takip eden günden itibaren genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu kişilerin genel sağlık sigortalılığı bu Kanunda belirtilen nedenlerle sona erer. ... f) (g) bendinde sayılanlar; diğer bentlere göre genel sağlık sigortalısı olmadıkları veya diğer bentlere göre genel sağlık sigortasından yararlanma haklarının sona erdiği tarihten itibaren bu bent kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve Kurumca resen tescil edilirler. ... Genel sağlık sigortası giriş bildirgesinin içerik ve şekli ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne; "Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 4. fıkrasında, “"Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar bakımından prime esas aylık kazancın tespitinde; 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde sayılan kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının iki katının otuz günlük tutarı, ... prime esas asgari kazanç tutarı esas alınır. 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarı, prime esas kazanç tutarı olarak esas alınır. ..." hükmüne; "Yönetmelikler" başlıklı 107. maddesinde, "Bu Kanunda bahsi geçen yönetmelikler bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içerisinde çıkarılır. Kurum, bu Kanunun diğer maddelerinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları yönetmelik ile düzenleme yetkisine sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 61. ve 107. maddelerine dayanılarak çıkarılan, 18/04/2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin "Genel sağlık sigortalısı sayılanlar" başlıklı 6. maddesinde, " ... (12) 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesine göre çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkanlar bir yıllık kesintisiz ikamet etme izni aranmaksızın talepleri halinde Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılırlar. Bu kişilerden öğrenciliği devam edenler talep etmeleri halinde Kanunun 60 ıncı maddesinin yedinci fıkrası kapsamında genel sağlık sigortalısı olurlar." kuralı yer almıştır. Dava konusu Yönetmeliğe dayanılarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün "Genel Sağlık Sigortası Tescil ve Prim İşlemleri" konulu, 2019/17 sayılı Genelgesinin "3.5.5. Türk Vatandaşlığından İzinle Ayrılanlar (Mavi Kartlılar)" maddesinde de, "5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığından izinle ayrılanlar (Mavi Kartlılar), yazılı olarak başvurmaları halinde bir yıllık ikamet etme şartı aranmaksızın talepte bulundukları tarihi takip eden gün itibariyle Kanunun 60/1/dbendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilir. ..." düzenlemesi yer almıştır. Öte yandan, 29/05/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun, 09/05/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunla değişik "Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır. (2) Bu madde kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler. (3) Bu madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler. ... (6) Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. (7) Bu maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem yapılır. ... (8) Bu madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlığın tespit edeceği esaslar çerçevesinde kimlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası aranan yerlerde bu kimlik numarası kullanılır. (9) Mavi Kartın düzenlenmesi ve dağıtılması ile Mavi Kartlılar Kütüğünün elektronik ortamda tutulmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. (10) Kamu kurum ve kuruluşları, bu madde hükümlerinin uygulanması amacıyla her türlü tedbiri alır ve gerekli düzenlemeleri yapar." hükmüne yer verilmiştir. 06/04/2010 tarihli ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin "Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 52. maddesinde de, "(1) Doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler ve kendileri ile birlikte işlem gören çocukları; millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. Ancak bu durumdaki kişilerin askerlik hizmetini yapma yükümlülükleri ile seçme ve seçilme, kamu görevlerine girme ve muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları yoktur. Söz konusu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup, bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler. (2) Bu kişilerin Türkiye’deki ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras, taşınır ve taşınmaz iktisabı ile ferağı gibi konulara yönelik işlemler, ilgili kurum ve kuruluşlarca Türk vatandaşlarına uygulanmakta olan mevzuat çerçevesinde yürütülür." düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca, 04/04/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun "İkamet izninden muafiyet" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Aşağıda sayılan yabancılar ikamet izninden muaf tutulurlar: ... ( f) 5901 sayılı Kanunun 28 inci maddesi kapsamında olanlar..." hükmü yer almıştır. HUKUKi DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. Uyuşmazlıkta, doğumla Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkarak yabancı devlet uyruğuna geçen, bilahare 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca adına mavi kart düzenlenen davacı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca mavi kartlı olması sebebiyle Türk vatandaşlarının tabi olduğu esas ve usuller çerçevesinde ve aynı prim tutarları üzerinden genel sağlık sigortalısı olma hakkı bulunduğunu iddia ederken; davalı Kurum, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesinde mavi kartlıların yalnızca sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları yönünden Türk vatandaşı statüsünde kabul edilmesi, ancak kazanılmamış haklar yönünden yabancı muamelesine tabi tutulması gerektiğini, bu nedenle davacının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 60/1-d bendi kapsamında yabancı statüsünde genel sağlık sigortalısı olabileceğini savunmaktadır. Buna göre uyuşmazlık, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca adına mavi kart düzenlenen davacının, genel sağlık sigortalılığı yönünden "yabancı" statüsünde mi, yoksa "Türk vatandaşı" statüsünde mi kabul edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Sosyal güvenlik bakımından özel kanun niteliğinde olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda, mavi kartlılar yönünden açık ve ayrıksı bir düzenleme bulunmamakta, dolayısıyla mavi kartlıların genel olarak "yabancı" statüsünde kabul edildiği anlaşılmaktadır. Mavi kartın düzenlendiği 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasında ise, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin, bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Bu noktada, uyuşmazlığın çözümü, anılan Kanun maddesinde sayılan istisnaların yorumlanmasına bağlı bulunmaktadır. Zira madde metninde tahdiden sayılan istisnalar haricinde mavi kart sahiplerinin Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edeceği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İhtilaf, istisnalar arasında genel sağlık sigortası primlerinin yer alıp almayacağı noktasındadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilerin, seçme ve seçilme hakları, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakları, asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunma hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü bulunmadığı açıktır. Öte yandan kanun koyucu, mavi kartlıların sosyal güvenlik haklarını bütünüyle açıkça zikrederek koruma altına almak ya da susup bu alanı hiç düzenlemeyerek istisna kapsamı dışında tutmak yerine, yalnızca sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış haklarını saklı tutmuş, bu hakların kullanımında ise ilgili kanunlardaki hükümlere tabi olacaklarını hükme bağlamıştır. Buna göre, kanun koyucunun söz konusu bilinçli tercihinin, mavi kartlıların sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları dışında yabancı statüsünde kabul edilmesi anlamına geldiği sonucuna varılmaktadır. Bilindiği gibi kazanılmış hak, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunmasıdır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük beklenen haklar, kazanılmış hak niteliği taşımamaktadır (AYM, E:2014/61, K:2014/166, 07/11/2014). Bu çerçevede, Türk vatandaşlarıyla aynı primi ödeyerek genel sağlık sigortalısı olma hakkını kazanılmış hak kapsamında değerlendirmeyerek mavi kartlıların yabancı statüsünde kabul edilmesini öngören ve talepleri halinde 5510 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında yabancı statüsünde genel sağlık sigortalısı sayılabileceğini düzenleyen, aynı zamanda bu kişilerin 6458 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki ikamet izni istisnasını gözeten dava konusu Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinde, dayanağı 5510 sayılı Kanun ile 5901 sayılı Kanun'a aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/11/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : Davacı tarafından, Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinin iptali istenilmekte olup; uyuşmazlık, doğumla Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkarak yabancı devlet uyruğuna geçen, bilahare 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca adına mavi kart düzenlenen davacının, sosyal güvenlik yönünden "yabancı" statüsünde mi, yoksa "Türk vatandaşı" statüsünde mi kabul edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her ne kadar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu sosyal güvenlik bakımından "özel kanun" niteliğinde ise de, mavi kartlıların hakları bakımından düzenleme içeren 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi de mavi kartlılar yönünden "özel ve sonraki kanun" niteliğini haizdir. Nitekim, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda, mavi kartlılar yönünden açık ve ayrıksı bir düzenleme bulunmamasının nedeni de, 5510 sayılı Kanun'un kabul edildiği 2006 yılında ve hatta yürürlüğe girdiği 2008 yılında meri bulunan (mülga) 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nda doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkanlara yönelik özel ve istisnai düzenlemelerin yer almaması, bu kişiler hakkında özel ve istisnai düzenlemelerin yer aldığı 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ise 2009 yılında, yani 5510 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe girmiş olmasıdır. Bununla birlikte, dikkat edilmesi gereken diğer husus, dava konusu Yönetmeliğin, 5901 sayılı Kanun'un, 2012 yılında değişen 28. maddesinin yürürlüğünden sonra hazırlanarak yürürlüğe konulmuş olması, dolayısıyla normlar hiyerarşisi gereği 5510 sayılı Kanun'un yanı sıra 5901 sayılı Kanun hükümlerine de uyması zorunluluğudur. Bu çerçevede, 5510 sayılı Kanun'un mavi kartlılar yönünden açık ve ayrıksı bir düzenleme içermediği ve 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesinin mavi kartlılar yönünden "özel ve sonraki kanun" niteliğini haiz olduğu dikkate alındığında; uyuşmazlığın çözümünde yorumlanıp uygulanması gereken Kanun hükmünün 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun, 09/05/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanunla değişik "Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar" başlıklı 28. maddesi incelendiğinde; doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin, bu maddede belirtilen istisnalar dışında (millî güvenliğe ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklıdır.) Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam edecekleri hükme bağlandıktan sonra, mavi kartlıların Türk vatandaşlarından ayrıldığı istisnai haller kapsamında, "seçme ve seçilme hakkı", "muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakkı", "bir kadroya dayalı ve kamu hukuku rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunma hakkı" ile "askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü"nün sayıldığı; ayrıca bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış haklarının saklı tutulduğu ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabi kılındığı görülmektedir. Anılan Kanun hükmünün (2012 yılı değişikliğini içeren 09/05/2012 tarihli ve 6304 sayılı Kanun'un 14. maddesinin) gerekçesinde de, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin ve altsoylarının Türkiye'deki haklarının korunması, ülkeleri ile irtibatlarının ve duygusal bağlarının güçlendirilmesi amacıyla mavi kart uygulamasının getirildiği, ayrıca mavi kart sahibi kişilerin kamu hizmetine girme, sosyal güvenlik hakkı gibi çeşitli konulardaki haklarının özel olarak yasal güvenceye kavuşturulmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Buna göre, 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesinin gerek lafzından gerekse gerekçesinden, kanun koyucunun amacının, mavi kartlıların sosyal güvenlik haklarını, kazanılmış hak kapsamında bulunanlar dışında bütünüyle istisna kapsamına almak suretiyle mavi kartlıları bu yönden yabancı statüsünde kabul etmek olmadığı, bilakis sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış haklarının saklı olduğunu vurgulayarak bu hususta doğabilecek özel-genel kanun ihtilafını ortadan kaldırmayı ve sosyal güvenlik yönünden de Türk vatandaşı gibi muamele olunmasını amaçladığı sonucuna varılmaktadır. Esasen, 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesinin ilk fıkrasında "... bu maddede belirtilen istisnalar dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler." kuralının gereği olarak maddenin diğer fıkralarında sayılan istisnaların mavi kartlıların Türk vatandaşlarından farklı muameleye tutulacakları haller olacağı, maddede sayılmayan diğer haklar yönünden ise, aynen Türk vatandaşı gibi muamele olunacağı izahtan vareste olup, kanun yapma tekniği bakımından, "Bu kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklı olup bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki hükümlere tabidirler." hükmünün (seçme ve seçilme hakkı, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakkı, asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunma hakkından yararlanamama gibi) istisna niteliğinde, yani edinemeyeceği bir hak kapsamında olmadığı, aksine hak doğurucu bir kural içerdiği, dolayısıyla bu açıdan da kanun koyucunun, sosyal güvenliğe ilişkin düzenlemeyi istisna kapsamında değil, hakkı vurgulamaya ve yasal güvenceye kavuşturmaya yönelik bir irade beyanı çerçevesinde yürürlüğe koyduğu, meramının mavi kartlıları kazanılmış hak dışında sosyal güvenlik yönünden yabancı statüsünde kabul etmek olmadığı anlaşılmaktadır. Bir diğer açıdan ise, 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile mavi kartlılara tanınmayan hak ve verilmeyen yükümlülüklerin, Türk vatandaşlığının esas alındığı, Türk vatandaşlığına sıkı sıkıya bağlı haklar olduğu, sosyal güvenlik hakkının ise Türk vatandaşlığıyla doğrudan irtibatı bulunan bir hak olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde ve genel sağlık sigortasında önemli olanın prim ödemek suretiyle sisteme dahil olmak ve sigortalanan risklerin gerçekleşmesi halinde ödenen bu primlerin de kullanılması suretiyle ilgili harcamaların finansmanını sağlamak olduğu, nitekim sosyal güvenlik mevzuatımızda yabancılara da prim ödemek suretiyle sisteme dahil olma hakkı tanındığı, dolayısıyla mavi kartlılara sosyal güvenlik hakkının kazanılmış haklarla sınırlı olarak tanınmasını gerektirecek zorlayıcı bir ihtiyacın (vatandaşlık bağı mecburiyetinin) da bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, maddenin yorumunun sınırlayıcı şekilde yapılması, bu amaç ve kıstasa da uygun düşmeyecektir. Bu itibarla, 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca sosyal güvenlik hakkından aynen Türk vatandaşları gibi yararlanması gereken mavi kartlıların, yabancı statüsünde kabul edilerek anılan Kanun maddesinin yürürlükte olmadığı dönemde çıkan 5510 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılabileceğini düzenleyen dava konusu Genel Sağlık Sigortası Tescil, Prim ve Müstehaklık İşlemleri Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 12. fıkrasının 1. cümlesinde 5901 sayılı Kanun'a ve normlar hiyerarşisi ilkesine uygunluk bulunmadığından, davanın reddi yolundaki Daire kararına katılmıyoruz.