Başvurucular, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmediklerini ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tahliye edilerek tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmediklerini ileri sürerek Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tahliye edilerek tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, başvurucular tarafından 7/1/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 6/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm, 26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 26/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvuruculara 29/7/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını yasal süresi içinde Anayasa Mahkemesine sunmamışlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Şahin Güzel 6/2/2007 tarihinde gözaltına alınarak 10/2/2007 tarihinde, Bülent Güzel 20/2/2007 tarihinde gözaltına alınarak 21/2/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucuların, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2010 tarih ve E.2007/139, K.2010/81 sayılı ilamıyla “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak veya sağlamak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi ile maddesinin (7), (8), (9) numaralı, , maddesinin (3), (4), (5) numaralı ve maddesinin (2) ila (4) numaralı fıkraları uyarınca hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2010 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/4/2011 tarih ve E.2010/52594, K.2011/3970 sayılı ilamıyla bozulmuştur. Yargıtay Ceza Dairesinin 15/4/2011 tarihli bozma kararı üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde devam olunan yargılama sırasında başvurucular 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinde belirtilen beş yıllık azami tutukluluk süresini doldurduklarını belirterek tahliye edilmelerini ve haklarında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep etmişler, ancak Mahkeme talepleri 3/10/2012 tarihli duruşmada reddetmiştir. Başvurucular, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 3/10/2012 tarihli kararına itiraz etmişler, itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 7/11/2012 tarih ve 2012/816 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Karar 12/12/2012 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 7/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Yargılanmasına devam olunan başvurucuların, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2013 tarihli beşinci celsesinde “… daha önce haklarında suç örgütü marifetiyle uyuşturucu ticareti yapmak ve uyuşturucu ticareti yapmak suçlarından tutuklama müzekkeresi çıkarıldığı, ancak suç örgütü üyesi olmakla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından sanıkların suç örgütü üyesi olmak suçundan da tutuklanmalarına” karar verilmiştir. UYAP üzerinden edinilen bilgiye göre, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarih ve E.2011/119, K.2013/115 sayılı kararıyla başvurucuların ayrı ayrı 26 sene 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Başvurucular hakkındaki dava temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un ve maddeleri şöyledir:“Bağlantı kavramıMadde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.Davaların birleştirilerek açılmasıMadde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” Anılan Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi şöyledir:“Tazminat istemiMadde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” Anılan Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”