DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1271 E. , 2024/1791 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1271 Karar No : 2024/1791 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI):... Ege Belediyeler Birliği VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. V. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2015/5102, K:2021/11913 kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1271 E. , 2024/1791 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1271 Karar No : 2024/1791 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI):... Ege Belediyeler Birliği VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. V. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2015/5102, K:2021/11913 kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 30/12/2014 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2015/5102, K:2021/11913 sayılı kararıyla; Davacı tarafından, planın tümüne yönelik olarak genel iddialar ve bazı mekansal kullanım kararına yönelik itirazlar sunularak dava konusu planının iptalinin istenildiği, Davacının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 23/06/2014 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nın iptali istemiyle Dairelerinin E:... sayılı dosyasında açtığı dava ile işbu dava ile birleştirilmesi talebinin kabul edilmediği, Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; A- Planın bütünününe yönelik iddialar yönünden; Davaya konu çevre düzeni planının kapsamı incelendiğinde, planın yargı kararı uyarınca İzmir ve Manisa illerini kapsayacak biçimde düzenlendiği, anılan illerin coğrafi, ekonomik, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerlik gösterdiği, plan açıklama raporunda da ifade edildiği üzere aralarındaki ekonomik ilişki ağı, Gediz ve Bakırçay gibi akarsu havzalarının etrafında konumlanmaları, benzeyen doğal ve kültürel değerleri nedeniyle ortak sorunların varlığı ve çözümlerin de bu kapsamda bir arada ele alınması gerekliliği dikkate alındığında, iki il sınırlarının aynı bölge ve havza olarak tanımlanması diğer bir ifade ile iki ilin bir arada çevre düzeni planı ölçeğinde planlanmasının yerinde olduğu, Davaya konu planın, yargı kararının ifası gereği ve yargı kararında belirtilen gerekçelerle tesis edildiği, dava konusu planın kapsadığı illerin coğrafi, ekonomik, toprak, İklim ve bitki özelliklerinin benzerliği göz önüne alındığında, türdeş bir bölge ve havza olarak tanımlanmasının yerinde olduğu, ülkemizde tüm alanlara ilişkin istatiksel bilgilerin istatistiki bölge (İBB) düzeylerine göre toplandığı ve idari sınırların esas alınmasında yönetsel açıdan bir sorun bulunmadığı, Çevre düzeni planlarının, varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak, ilgili kurum ve kuruluşlardan elde edilen veriler ve bu veriler kapsamında yapılan analiz, etüt ve araştırmalar sonucunda, bölgesel dinamiklerin ve gelişmelerin dikkate alındığı, sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların birlikte çalışan kararlar olarak değerlendirildiği, tarihi, doğal ve kültürel yapının korunması ve geliştirilmesinin yanı sıra kontrollü kentleşmenin ve gelişmenin hedeflendiği imar planlarını yönlendirecek strateji ve politikaların ve bunun yansıması mekansal kararların üretildiği şematik dili olan bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olan planlar olduğu, Bu doğrultuda çevre düzeni planında plan kararları oluşturulurken, nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim ve sanayi alanlarının gelişme yönünün belirlenmesi sırasında, tarım alanları, orman alanları, meralar, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapının korunmasına ilişkin kararların dikkate alınmasının, diğer bir ifade ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmanın, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmenin ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemenin amaçlandığı, Stratejik mekânsal planlamanın, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım olmadığı, fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerdiği, çevre düzeni planlarının, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermediği, Dolayısıyla, çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği, Nitekim, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usul ve esaslara göre planlama yapılacağının ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlendiği, Davacı tarafından, planın geneline yönelik plan dili ve içeriğinin çevre düzeni planı niteliği taşımadığı, gösterimlerin uygulama ölçeğinde olduğu yönündeki iddiaları, yukarıda aktarılan planlama ilkeleri ve mevzuat kapsamında irdelendiğinde, dava konusu planda genel olarak şematik bir dil kullanıldığı, korunacak alanlar ile sektörel açıdan stratejik öneme sahip alanlara yönelik genel arazi kararlarının üretildiği, plan notları ile alt ölçekli imar planlarına yön verecek koruma ve geliştirme strateji ve ilkelerinin belirlendiği görüldüğünden, planın bölge ve havza bazında mevzuata uygun olarak hazırlandığının anlaşıldığı, Dava konusu planın nüfus öngörüsüne ilişkin bilirkişi kurulunca eleştirilerde bulunulmuş ise de, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda nüfus tahminlerinin hatalı yapılmış olmasına ilişkin iddialar somut ve bilimsel gerekçelerle ortaya konulamadığından planın tümünü kusurlandırmadığı, ancak nüfus projeksiyonunun plana yansıyan olumsuz yönlerinin örneğin nüfusun hatalı ve yüksek belirlenmesi nedeniyle aşırı büyük belirlendiği iddia edilen kullanım kararları var ise somut olarak ortaya konularak (örneğin kentsel gelişme alanları) değerlendirilebilecek olduğundan, sadece bu genel iddia ile planın hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceği, Öte yandan; davaya konu çevre düzeni planının ilgili plan notlarına ve koruma-kullanma dengesine yönelik plan açıklama raporundaki ifadelere kararda yer verilerek, Davaya konu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının, plan notları ve plan araştırma raporu değerlendirildiğinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, çevre düzeni planı ile belirlenen kentsel kullanım alanlarının, bu alanların tamamının yapılaşmaya açılacağını göstermeyeceği, bu sınırların ölçeğin gerektirdiği üzere gelişmenin yönünü gösterecek şekilde şematik olduğu ve alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri doğrultusunda doğal, yapay ve yasal eşikler çerçevesinde bu planın nüfus kabullerine göre belirlenen alansal büyüklüğü aşmayacak şekilde kesinleştirileceği, planlama bölgesindeki tarımsal toprakların niteliği ve kullanım kabiliyeti ile değerli tarım topraklarının mekânsal dağılımını tespit etmeye ve değerlendirmeye yönelik veri ve bilgilerin toplanmış olduğu, bunların analiz edildiği ve eşik çalışmaları bağlamında dikkate alındığı ve sonuç olarak planlama bölgesi içinde yerleşilebilir ve yerleşilemez alanların eşikler doğrultusunda belirlendiği, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçlar kentlerin gelişme yönü, mekansal gelişme eğilimleri ile doğal ve yasal eşikler doğrultusunda, şematik olarak yerleşme alanlarının gösterildiği, Bu bakımdan, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçlar ile mekansal gelişme eğilimleri dikkate alınarak sınırları alt ölçekli planlarda kesinleştirilecek alanlarının şematik olarak belirlenmesinde tarım arazileri gibi korunması gerekli alanların ise ilgili oldukları mevzuat uyarınca alt ölçekli planların onaylanması aşamasında ilgili kurum görüşlerine göre yapılaşmaya açılabileceği dikkate alındığında, çevre düzeni planı yapım yöntem ve tekniklerine ve şehircilik esaslarına aykırı bir yön bulunmadığı, Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığını ortaya koyan bir bilgi ya da verinin olmaması nedeniyle, bu kısma ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığı, B- Planda belirlenen çeşitli alanlara ilişkin itirazlar yönünden; B.1:... ve... sayılı paftalardaki alan kullanım kararları açısından, Davaya konu planın, plan notlarının 4.11, 4.44, 5.3.5, 8.2.2.1, 8.2.2.2, 8.2.2.3, 8.2.2.5, 8.18.7.3 sayılı maddelerine yer verildikten sonra, Plan Açıklama Raporunda İzmir-Manisa illerinden oluşan planlama bölgesini kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında temel amacın, yaşanan hızlı ve kontrolsüz kentleşmenin, parçacı ve sektörel planlamanın yarattığı sorunların ortadan kaldırılması, kentleşme ve sanayileşmenin kontrollü gelişiminin sağlanması, gelişmelerin sürdürülebilir kılınması, ekolojik dengeyi bozacak olası etkilerin engellenmesi, 2025 yılına kadar kültürel ve doğal değerlerin korunmasını sağlayacak biçimde gelişmenin yönlendirilmesi olduğu, Plan notlarına bakıldığında, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, alt ölçekli imar planlarının yapım aşamasında ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınacağı, tarımsal niteliği korunacak alanlarda ise mutlaka ilgili kurumlardan alınan görüşler doğrultusunda yapılaşma olabileceği, çevre düzeni planı ölçeğinde getirilen kullanım kararlarının o bölgenin mutlaka yapılaşacağı anlamına gelmeyeceği, nitekim Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Araştırma ve Analiz" başlıklı 8. maddesi uyarınca planların yapım aşamasında kurum ve kuruluş görüşlerinin alınması gerektiği, Sanayi tesislerinin yaratacağı kirlilik konusunda çevre ve sağlık koşulları gözetilerek çevre mevzuatı kapsamında ilgili idarelerce gerekli izin ve denetimlerin yapılmasının yasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıktığı, bu durumun uygulama aşamasında söz konusu olabileceği, dava konusu çevre düzeni planının ise bu konuya dikkat çektiği ve planda verimli tarım arazilerine baskı yapan plansız sanayileşmenin önlenmesi ve mevcut sanayilerin çevresel etkilerinin kontrol altına alınmasının ilkesel olarak benimsendiği, sanayileşmenin ekolojik dengeyi bozacak olası etkilerin engellenerek kontrollü gelişiminin sağlanmasının amaçlandığı, Öte yandan, Aliağa ilçesi ... Mahallesi'nde önerilen termik santral kararının, 16/11/2015 tarihli planda kaldırılarak tarım arazisi olarak düzenlendiği, termik santral gibi yatırım kararlarının plana veri/girdi olarak ele alınmasının zorunlu olduğu açık olup, Horozgediği'nde yer alan santralin ise mevcutta var olduğunun görüldüğü, Zeytindağ ile Örlemiş arasında yer alan alanda öngörülen sanayi alanına gelince, alanın konum olarak ağaçlandırılacak alan ve tarım arazilerinin içinde kaldığı, yerinde yapılan keşif incelemesi sırasında da bölgedeki doğal çevre ve tarımsal alanın gözlendiği, İzmir Valiliği Tarım İl Müdürlüğünce 07/07/2008 tarihinde yaklaşık 49 hektar büyüklüğündeki mutlak ve dikili tarım arazisi niteliğindeki bu alanın tarım dışı amaçla kullanımının uygun görülmediği dikkate alındığında, dava konusu planın ölçeğine göre neredeyse noktasal bazda getirilen sanayi alanı kullanım kararında dava konusu planın ilkeleri ve yapılış yöntemine, 5403 sayılı Kanun'a, şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği, Bu itibarla, Zeytindağ ile Örlemiş arasında getirilen sanayi alanı dışında itiraz konusu alanlara ilişkin mevcut durumda sanayi yapılaşmalarının bulunduğu alanda sanayinin gelişme yönünün belirlenmesinde, çevre düzeni planı amaç yöntem ve teknikleri ile şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı, Dava konusu planın plan notlarının 4.77 sayılı maddesinde, cüruf depolama ve cüruf geri kazanım alanı, ağır sanayi (demir, çelik vb.) sektöründe oluşan cürufların depolandığı ve/veya geri kazanımının yapıldığı alanların tanımlandığı, 8.20 sayılı plan notunda, bu alanlarda yapılaşma koşullarının kurum görüşleri, Çevre Kanunu, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat doğrultusunda alt ölçekli planlarda belirleneceği, bu alanlarda depolama ve geri kazanıma ilişkin uygulamaların ilgili idaresince etaplanarak yapılabileceği, 7.34 sayılı maddesinde, "Katı atıkların düzenli toplanması ve depolanması esas olup bu alanlarda katı atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerinde belirlenen kriterler çerçevesinde uygulama yapılacaktır." kuralının, 8.18.9.1 sayılı maddesinde "Bu plan kapsamındaki alanlarda, her türlü atıkların kaynağında ayrı toplanması, transfer istasyonlarının kurulması, geri kazanım ile ilgili işlemlerin yürütülmesi, depolama alanlarına taşınması ve bertaraf edilmesi gibi iş ve işlemleri kapsayan atık yönetimi sisteminin kurulması ile ilgili çalışmalar, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Valilikler ve Belediyeler tarafından yapılacaktır." kuralının yer aldığı, Diğer taraftan, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin altıncı fıkrasında "onaylı jeolojik jeoteknik veya mikro bölgeleme etüt raporu bulunmayan alanlarda imar planları hazırlanamaz." hükmünün, 22. maddesinin ikinci fıkrasında "eşik analizinde; topografik, jeolojikjeoteknik, hidrojeolojik yapı özellikleri ile arazı kullanımı, tarım ve orman alanları, içme suyu havzaları, sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, kıyı, altyapı, doğal ve fiziki veriler ile afet tehlikeleri analiz edilerek bir arada değerlendirilir." hükmünün, üçüncü fıkrasında ise "imar planlarının hazırlanması sürecinde eşik analizinin yapılması zorunlu olup, plan kararlarının oluşturulmasında temel plan altlığı olarak kullanılır." hükmünün yer aldığı, Yine, plan notlarının 7.30, 8.19.1, 8.19.1.2 ve 8.19.1.3 sayılı maddelerine yer verilerek, İlgili mevzuat ve plan notları uyarınca, cüruf depolama alanlarına ilişkin uygulamaların imar planlarının yapımı sırasında, Çevre Kanunu, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat doğrultusunda ve ilgili mevzuat doğrultusunda hazırlanan yerleşime uygunluk amaçlı jeolojik ve jeoteknik etütlerin sonuçlarına uygun yapılmasının zorunlu olduğu, Söz konusu bölgede (Aliağa) yoğun olarak bulunan sanayi tesislerinden çıkan atıkların varlığı ve halihazırda kısmen bu amaçla kullanılıyor olması, kirlilik konusunda alınacak tedbirlere ilişkin, ilgili mevzuat uyarınca gerekli izinlerin alınmasının zorunlu olması ve proje alanlarında yapılaşma yasağı söz konusu olduğundan, ilgili mevzuat uyarınca uygulamanın yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda, davacının itirazlarının ve bilirkişi kurulunun görüşlerininin planı kusurlandırmadığı, dolayısıyla cüruf depolama ve geri kazanım alanlarının planlanmasında bölgenin ihtiyaçları, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, B.2:İzmirin kuzey aksında yer alan Foça, Karşıyaka, Aliağa, Menemen, vb. yerleşim yerleri açısından; Dava konusu planın plan notlarının 8.7.6 sayılı maddesinde, zeytinlik alanlarda 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümlerinin geçerli olduğunun belirtildiği görülmüş olup, bu alanlarda anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu, planlama alanında somut olarak aykırılıklar bulunduğunu ileri sürdüğü bir alansal yer seçimi kararı olmaksızın, genel olarak tüm alanlara yönelik itirazının değerlendirilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle, Zeytindağ'da önerilen sanayi alanı kullanım kararının iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, temyize konu kararın, Zeytindağ'da önerilen sanayi alanı kullanım kararına ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiş olup, davalı idare tarafından, karşı tarafın temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 01/11/2021 tarih ve E:2015/5102, K:2021/11913 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 26/09/2024 tarihinde, Zeytindağ'da önerilen sanayi alanı kullanım kararı yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu Çevre Düzeni Planı ile, Bergama ilçesi, Zeytindağ Beldesi, ... Mevkiine "sanayi" kullanımı öngörülmüştür. Dairece, dava konusu planın ilkeleri ve yapılış yöntemine uygun olmayan plan kararında 5403 sayılı Kanuna, şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu bölgede maden sanayine yönelik tesislerin bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, Bergama ilçesi, Zeytindağ Beldesi, ... Mevkiinde de bu tesislerin bulunup bulunmadığının, söz konusu kullanım kararının arazideki fiili sanayi varlığı sebebiyle mi getirildiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu durumda, yukarıda belirtilen hususun açıklığa kavuşturulması suretiyle, Dairece yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu Çevre Düzeni Planının Bergama, Zeytindağ'da öngörülen sanayi alanı yönünden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.