1. Hukuk Dairesi 2009/10864 E. , 2009/12406 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıya ait 1664 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, tapu kaydının iptalini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı
**1. Hukuk Dairesi 2009/10864 E. , 2009/12406 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/07/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıya ait 1664 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, tapu kaydının iptalini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan taşınmaza ait sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 1664 sayılı müfrez parselin geldisi olan 342 sayılı ana kadastral parselin 19.12.1936 tarihinde kesinleşen kadastro sonucu tapuya tescil edildiği görülmektedir. Bilindiği üzere, 14.3.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12.maddesinin 3.fıkrasına" Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" cümlesi ve anılan yasanın 3.maddesi ile de aynı yasaya " Bu kanunun, 12.maddesi 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki geçici 10.madde eklenmiştir. Öte yandan, 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup, kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Somut olayda, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Öte yandın, bir tarafın dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olmasına rağmen, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren ve derdest davalara da uygulanacağı öngörülen yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybetmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilmek suretiyle bir karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır. Davalının, temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.