Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11478 E. , 2024/1526 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/11478 Karar No : 2024/1526 DAVACI : … Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU : 16/04/2022 tarihli, 31811 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11478 E. , 2024/1526 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/11478 Karar No : 2024/1526 DAVACI : … Odası Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVANIN KONUSU : 16/04/2022 tarihli, 31811 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4.maddesinde yer alan kıyı kenar çizgisi ve kıyı çizgisi tanımlarından kıyı kenar çizgisinin topografik, jeolojik ve meteorolojik veriler dikkate alınarak tespit edilmesi ve kadastral yapı, mülkiyet deseni ve mevcut yapıların göz önüne alınmaması gerektiğinin anlaşıldığı, aynı Yönetmeliğin 9. maddesinde doğal olaylar nedeniyle su içerisinde kalan, hatalı tespit edilen ve yargı kararlarıyla iptal edilen onaylı kıyı kenar çizgisinin yeniden tespit edilmesine olanak tanınmış olduğu, dava konusu düzenlemenin Kıyı Kanununa aykırı bir şekilde insan eliyle yapılmış yapı ve tesislerin, dolgu ve kazı alanlarının neden olacağı kıyı kenar değişimlerinin yasallaştırılmasına neden olacağı, Yönetmeliğin 15. maddesinde belirtilen planlamaların ve uygulamaların Yönetmeliğin 5.maddesinde belirtilen mevcut onaylı kıyı kenar çizgisinin varlığı sonrasında yapılacağı, ilgili yatırımcı kişi veya kuruluşların bu onaylı kıyı kenar çizgisini esas alarak yatırımlarını hazırladığı göz önünde bulundurulduğunda iptali istenilen düzenlemenin keyfi bir düzenleme olduğu sonucuna ulaşıldığı, dava konusu düzenlemenin , doğal sebeplerden ve kamu yararından uzak, imar ve kıyı mevzuatına aykırı inşa edilmiş turistik işletmeleri yasallaştırmayı amaçlayan, kıyı alanlarının doğal ve kültürel özelliklerinin bozulmasına yol açan, bu alanlarda imara aykırı yapılanmaları özendiren bir nitelikte olması nedeniyle Anayasasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin unsurlarından biri olan belirlilik ilkesine, Anayasanın 43. maddesine ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davacının, dava konusu işlemlerin iptalini istemekte kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak; iptali istenilen Yönetmelik değişikliğiyle gayrimeskun sahalarda ve henüz devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu yönünde sicil düzeltme davası açılmamış alanlarda, kıyı kenar çizgisine karşı yapılan itirazların idari dava açılmadan önce bilimsel ve teknik olarak incelenerek komisyonca nihai karar verilmesi ve bu suretle yargının ve bürokrasi yükünün azaltılmasının amaçlandığı, kıyı kenar çizgisine ilişkin sıkıntılar sebebiyle alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanılarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmesi kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılmasının öngörüldüğü, söz konusu düzenleme yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşünün alındığı, Yönetmelik değişikliğine ilişkin hazırlık çalışmalarının Türkiye genelinde yaşanan sorunlar göz önünde bulundurularak yapıldığı, Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca bilimsel ve teknik gerekçelere göre tespit edilen kıyı kenar çizgisi tekliflerinin Bakanlıkça yapılan inceleme sonucunda uygun görülmesi halinde onaylandığı, henüz iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarının seçilmesindeki amacın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan alanların henüz adli yargı yoluyla belirlenmemiş olması ve bu nedenle hak ihlalinin yaşanmasına sebebiyet verilmemesi olduğu, turizm bölgelerindeki kıyı alanlarının seçilmesindeki amacın ise ülkemizin bir turizm ülkesi olduğu dikkate alındığında söz konusu alanlardaki üst hakkı, kesin izin, kesin tahsis almış alanlardaki itirazların dava konusu olmadan evvel bilimsel ve teknik olarak kıyı özeliğinde olup olmadığının bir kez daha incelenebilmesine olanak tanımak olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Dava,16/04/2022 tarih ve 31811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali isyemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. 16/04/2022 tarih ve 31811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Kıyı Kenar Çizgisinin Onayı ve İlanı" başlıklı 9. maddesinin, onaylı kıyı kenar çizgilerinin değiştirilebileceği halleri düzenleyen 6. fıkrasına, "Meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında veya 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında; mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması," düzenlemesini içeren (f) bendinin eklenmesi üzerine, iş bu dava açılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.",43. maddesinde, "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir. Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun; 1. maddesinde, "Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir.", 2. maddesinde, "Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeleri ve bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esasları kapsar.",hükümlerine yer verilmiş,4. maddesinde, "Kıyı Çizgisi", Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi,"Kıyı Kenar Çizgisi", Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırı, "Kıyı", Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan, "Sahil Şeridi", Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak enaz 100 metre genişliğindeki alan, olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, "Kıyılar ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılardan kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılarda kıyıyı değiştirecek boyutta ve kıyının doğal yapısını bozacak nitelikte kazı yapılamaz. Valilikçe uygun görülmesi ve yazılı izin verilmesi halinde Valilik denetiminde kıyının doğal yapısını değiştirmeyecek boyut ve nitelikte yapılacak kazı işlemi izin şartlarına bağlıdır. İzin şartlarına aykırı işlem yapılması halinde verilen izin iptal edilir ve Yönetmeliğin 21 inci maddesine göre cezai işlem yapılır. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez. Ayrıca Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği hükümleri de geçerlidir. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve aynı Kanun gereğince çıkartılan yönetmelik hükümleri saklıdır. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için onaylı kıyı kenar çizgisinin bulunması zorunludur.", 9. maddesinde, "Kıyı kenar çizgisi, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edilir. Bu komisyon; jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden oluşur. Komisyonca tespit edilip valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik ile belirlenir.", 10. maddesinde, "Kıyıda ve sahil şeridindeki planlar bu Kanunun ve buna dayanılarak çıkarılacak yönetmeliğin hükümlerine aykırı olamaz. Bu yerlerde düzenlenen planlardan, imar mevzuatı veya yerin özelliği dolayısıyla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına girenler, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre onaylanarak kesinleşir." ,14. maddesinde, "Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.", 16. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanması ile ilgili yönetmelik, Kanunun yayımından itibaren 3 ay içinde Maliye ve Gümrük, Turizm Bakanlıklarının yazılı görüşü alınarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanır.", hükümleri yer almıştır. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. ve 16. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 30/03/1994 tarih ve 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacı, deniz, tabii ve suni göller ve akarsularda kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyıların kullanılması ve korunması ile kıyılarda, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda, deniz ve göllerin kıyılarının devamı niteliğinde olan sahil şeritlerinde planlama ve uygulama esaslarını belirlemek, olarak belirtilmiş, 4. maddesinde ise "Kıyı Kenar Çizgisi" "Deniz, tabii ve suni göl ve akarsuların, alçak-basık kıyı özelliği gösteren kesimlerinde kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumsal ve kıyı kumullarından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanların doğal sınırı; dar-yüksek kıyı özelliği gösteren kesimlerinde ise, şev ya da falezin üst sınırı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin; 6. maddesinde, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunun Valiliklerce, kamu görevlilerinden en az beş kişiden oluşturulacağı belirtildikten sonra Komisyonda yer alması zorunlu meslek grupları sayılmış, 7. maddesinde, kıyı kenar çizgisinin tespit ve onay sürecine ilişkin kurallara yer verilmiş, 8. maddesinde, Kanun'un ve bu Yönetmeliğin 4. maddesinde belirlenen esaslara göre kıyı kenar çizgisinin arazide tespit edileceği, bu Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen onaylı halihazır haritalar üzerine işleneceği, arazide tespit edilen ve harita üzerine geçirilen kıyı kenar çizgisinin hangi esas ve verilere göre geçtiğini açıklayan bir tutanak düzenleneceği ve Komisyon tarafından imzalanacağı düzenlenmiş, 9. maddesinde ise, "Orijinal pafta, bu paftadan çoğaltılmış bir takım ozalit pafta, mahallinde tutulan tutanak ve ölçü işlemleri ile ilgili belgeler valiliğe sunulur. Valilik uygun görüşü ile birlikte bu belgeleri ve konu ile ilgili diğer belgeleri Bakanlığa gönderir. Uygun görülen kıyı kenar çizgileri bakanlıkça onaylanarak yürürlüğe girer. Onaylı orijinal pafta valiliğe gönderilir. Bakanlıkça uygun görülmeyen kıyı kenar çizgisi paftaları, gerekli düzeltmeler veya yeniden tespit yapılmak üzere valiliğe iade edilir.Yürürlüğe giren kıyı kenar çizgisi, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerce, bu sınırlar dışında valiliklerce tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edilir.Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar. İtiraz ve yapılan inceleme neticesinde düzeltilmesine karar verilen kıyı kenar çizgisinin tespiti, onayı ve ilanı hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır. Onaylı kıyı kenar çizgileri; a) Kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, b) Mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, c) Kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, ç) Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması, d) Daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca belirlenmesi, e) Tabii ve suni göl kıyı kesimlerinde maksimum su kotunun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce veya mahkeme kararları uyarınca değiştirilmesi, halleri dışında değiştirilemez.", hükümlerine yer verilmiştir. Dava konusu değişiklik ile de anılan Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasına "Meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında veya 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında; mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması, " düzenlemelerini içeren (f) bendi eklenmiştir. Aynı Yönetmeliğin 10. maddesinde ise, "Bakanlıkça Valiliğe gönderilen onaylı orijinal kıyı kenar çizgisi paftaları ve bilgisayar ortamındaki sayısal veriler, Valilikçe çoğaltılarak yerel maliye teşkilatına, tespit belediye ve mücavir saha hudutları içinde ise, ilgili belediyesine ve kadastral paftalara işlenmek üzere ilgili kadastro müdürlüğüne gönderilir. Onaylı orijinal kıyı kenar çizgisi paftaları Valilikçe muhafaza edilir. Onaylı kıyı kenar çizgisine göre mülkiyete konu taşınmazların kıyıda kalan bölümleri ilgili kadastro müdürlüğünce belirlenerek gerekli şerhler konulmak üzere tapu sicil müdürlüğüne gönderilir. Tespit sonucunda, kıyıda kalan özel mülkiyete konu arazilerle ilgili tapu iptal işlemleri ilgili defterdarlıkça yürütülür." düzenlemesi yer almıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Taşınmaz Mülkiyeti" başlıklı ikinci bölümünün, "Taşınmaz Mülkiyetinin Konusu, Kazanılması ve Kaybı" başlıklı birinci ayrımında düzenlenen, "Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar" başlıklı 715. maddesinde, "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir.", kuralı yer almıştır. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 3. maddesinde, "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri", Turizm hareketleri ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan veya doğal, tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı, korunması ve geliştirilmesinde kamu yararı bulunan yörelerde, koruma kullanma dengesi gözetilerek sektörel kalkınmanın sağlanması ve turizm sektörünün plânlı ve kontrollü gelişiminin sağlanması amacıyla yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen alanlar, "Turizm Merkezleri" ise, Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri dışında kalmakla birlikte, bu bölgelerin niteliğini taşıyan, turizm hareketleri ve faaliyetleri açısından öncelikle geliştirilmesinde kamu yararı bulunan orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen alanlar, olarak tanımlanmış, Aynı Kanun'un 8. maddesinde ise, Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde bulunan, kamu hizmetlerinde kullanılanlar ile üzerinde irtifak hakkı tesis edilenler hariç, Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, tapuya tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerler ile kapanan yollar ve yol fazlaları, mera, yaylak ve kışlaklar, 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılan yerler ile özel mülkiyet konusu taşınmazlardan, Bakanlık tarafından turizm amaçlı değerlendirilmesinde yarar görülen ve ilgili Bakanlığa bildirilen taşınmazların, çeşitli turizm faaliyetlerinde kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yatırımcılara tahsisine ilişkin usul ve esasları belirleyen ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Yönetmelik değişikliği kapsamında, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesinin 6. fıkrasında tahdidi olarak sayılan onaylı kıyı kenar çizgilerinin değiştirilebileceği haller arasına; meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları ile 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarına mahsus olmak üzere, mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda, bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması halinin de eklendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu düzenlemenin, meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları yönünden incelenmesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtildiğinden, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik çerçevesinde tespiti yapılan kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazların, tapu tesciline konu edilmemeleri, tescile konu taşınmazların tapularının ise, adli yargıda açılacak tapu iptal davası ile tapu sicilinden terkin edilmeleri gerekmektedir. Böylece, kıyı kenar çizgisinin kesinleşmesinden sonra, kıyı kenar çizgisi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altına girer ve kamunun eşit şekilde yararlanmasına açık olurlar,ancak, bu tür taşınmazların tapusunun iptalinin dava yoluyla sağlanması, anılan Yönetmeliğin 10. maddesinde, idarenin (Defterdarlık) bir görevi olarak açıkça düzenlenmiştir. Bu durumda, kıyı kenar çizgisinin kesinleşmesinden sonra, kıyıda kalan taşınmazın tapusunun iptalini sağlamak konusunda yetkilendirilen idarenin, bu görevini yerine getirmemesi halinin, kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenmesine sebep oluşturamayacağı, aksi yaklaşımın, kıyıda kalan taşınmazın tapusunun iptalini sağlamak konusunda verilen yetki ve görevin ilgili idarece kullanılmaması sonucunu doğuracağı, bunun ise kıyılardan kamunun eşit ve serbest bir şekilde faydalanmasına yönelik anayasal kural ile bağdaşmayacağı gibi, dava konusu düzenleme ile, kesinleşen kıyı kenar çizgisi sonrasında kıyıda kalan özel mülkiyete konu taşınmazlar açısından öngörülmemiş olması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. maddesinde düzenlenen "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesine de aykırıdır. Dava konusu düzenlemenin, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanları yönünden incelenmesine gelince; 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'nda, Bakanlık tarafından turizm amaçlı değerlendirilmesinde yarar görülen ve ilgili Bakanlığa bildirilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerlerden yalnızca tapuya tescili mümkün olan taşınmazların çeşitli turizm faaliyetlerinde kullanılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yatırımcılara tahsisine olanak tanındığı, kıyı kenar çizgisi ile kıyı arasında kalması nedeniyle, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamunun eşit ve serbest bir şekilde yararlanmasına açık olacağı düzenlendiğinden tapuya tescil olanağı da bulunmayan taşınmazların, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilen sahada kalması halinde, tahsis, izin ya da üst hakkına konu edilebileceğine yönelik açık bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda,kıyılarda, anılan Kanun'un 5. maddesi uyarınca hiçbir yapı yapılamayacağı ve 14. maddesi uyarınca da ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı düzenlendiği halde, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile, bu hükümlerin gereğinin yerine getirilmesine mani olacak şekilde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında, kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenmesine ilişkin yeni bir usul belirlenmesinde üst hukuk normlarına uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki, 3621 sayılı Kanun ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'te yer alan tanımlar çerçevesinde, tamamen doğal unsurlar ölçüt alınmak suretiyle belirleneceği belirtilen kıyı kenar çizgilerinin, üzerinde bulunan yapılar nedeniyle yeniden belirlenmesine imkan tanınması durumunda, kıyıdaki yapı nedeniyle, ölçüt alınan doğal unsurların ve nihayetinde kıyı kenar çizgilerinin değişmesi de kaçınılmaz olacaktır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 16/04/2022 tarih ve 31811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 16/04/2022 tarih ve 31811 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Kıyı Kenar Çizgisinin Onayı ve İlanı" başlıklı 9. maddesinin, onaylı kıyı kenar çizgilerinin değiştirilebileceği halleri düzenleyen 6. fıkrasına, "Meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında veya 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında; mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması," düzenlemesini içeren (f) bendi eklenmiştir. Bunun üzerine, söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 43. maddesinde; "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir. Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almıştır. Anayasa'da 'kıyılardan yararlanma' koşulları düzenlenirken sadece kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun belirtilmesi ile yetinilmeyip ayrıca deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği ve kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının yasayla düzenleneceğine ilişkin kurallara da yer verilmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 1. maddesinde; Kanunun amacının, "...deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinin doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek koruma ve toplum yararlanmasına açık, kamu yararına kullanma esaslarını tespit etmek..." olduğu düzenlenmiş, 2. maddesinde; Kanunun kapsamı "... deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeler ve bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esaslar" olarak belirlenmiş, İstisnalar başlıklı 3. maddesinde ise; "Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili, Türk Silahlı Kuvvetlerine veya Sahil Güvenlik Komutanlığına ait harekat ve savunma amaçlı yerlerde (konut ve sosyal tesisler hariç) özel kanun hükümlerine, diğer özel kanunlar uyarınca belirlenmiş veya belirlenecek yerlerde ise özel kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine uyulur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Kanunun Tanımlar başlıklı 4. maddesinde; Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi, Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırı, Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan, Sahil şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak enaz 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış, 5.maddesinde; "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Ek: (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir." hükmüne, 9. maddesinde; "Kıyı kenar çizgisi, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edilir. Bu komisyon; jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden oluşur. Komisyonca tespit edilip valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer. Komisyonun çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik ile belirlenir." hükmüne, 10. maddesinde; "Kıyıda ve sahil şeridindeki planlar bu Kanunun ve buna dayanılarak çıkarılacak yönetmeliğin hükümlerine aykırı olamaz. Bu yerlerde düzenlenen planlardan, imar mevzuatı veya yerin özelliği dolayısıyla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamına girenler, anılan Kanunun 7 nci maddesine göre onaylanarak kesinleşir." hükmüne, 14. maddesinde; "Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." hükmüne, 16. maddesinde; Bu Kanunun uygulanması ile ilgili yönetmelik, Kanunun yayımından itibaren 3 ay içinde Maliye ve Gümrük, Turizm Bakanlıklarının yazılı görüşü alınarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5. ve 16. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 30/03/1994 tarihli, 21890 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı, deniz, tabii ve suni göller ve akarsularda kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyıların kullanılması ve korunması ile kıyılarda, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda, deniz ve göllerin kıyılarının devamı niteliğinde olan sahil şeritlerinde planlama ve uygulama esaslarını belirlemektir. " hükmüne yer verilmiş, 4. maddesinde; Kıyı Kenar Çizgisi; "deniz, tabii ve suni göl ve akarsuların, alçak-basık kıyı özelliği gösteren kesimlerinde kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumsal ve kıyı kumullarından oluşan kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık benzeri alanların doğalsınırı; dar-yüksek kıyı özelliği gösteren kesimlerinde ise, şev ya da falezin üst sınırı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde; Kıyı kenar Çizgisi Tespit Komisyonunun valiliklerce, kamu görevlilerinden en az beş kişiden oluşturulacağı belirtildikten sonra komisyonda yer alması zorunlu meslek grupları sayılmış, 7. maddesinde; kıyı kenar çizgisinin tespit ve onay sürecine ilişkin kurallara yer verilmiş, 8. maddesinde; Kanunun ve bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde belirlenen esaslara göre kıyı kenar çizgisinin arazide tespit edileceği, bu Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen onaylı halihazır haritalar üzerine işleneceği, arazide tespit edilen ve harita üzerine geçirilen kıyı kenar çizgisinin hangi esas ve verilere göre geçtiğini açıklayan bir tutanak düzenleneceği ve komisyon tarafından imzalanacağı düzenlenmiş, 9. maddesinde; "Orijinal pafta, bu paftadan çoğaltılmış bir takım ozalit pafta, mahallinde tutulan tutanak ve ölçü işlemleri ile ilgili belgeler valiliğe sunulur. Valilik uygun görüşü ile birlikte bu belgeleri ve konu ile ilgili diğer belgeleri Bakanlığa gönderir. Uygun görülen kıyı kenar çizgileri bakanlıkça onaylanarak yürürlüğe girer. Onaylı orijinal pafta valiliğe gönderilir. Bakanlıkça uygun görülmeyen kıyı kenar çizgisi paftaları, gerekli düzeltmeler veya yeniden tespit yapılmak üzere valiliğe iade edilir. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606)Yürürlüğe giren kıyı kenar çizgisi, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerce, bu sınırlar dışında valiliklerce tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edilir. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) İtiraz ve yapılan inceleme neticesinde düzeltilmesine karar verilen kıyı kenar çizgisinin tespiti, onayı ve ilanı hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Onaylı kıyı kenar çizgileri; a) Kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, b) Mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, c) Kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, ç) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da yargı organlarınca ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi durumunda, mükerrer kıyı kenar çizgilerine mahal verilmemesi için; mükerrerliğe konu olan alanda Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca incelenerek yeni bir tespit yapılması, d) Daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca belirlenmesi, e) (Ek:RG-24/10/2020-31284) Tabii ve suni göl kıyı kesimlerinde maksimum su kotunun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce veya mahkeme kararları uyarınca değiştirilmesi, halleri dışında değiştirilemez." kuralına yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde tahdidi olarak sayılan ve yukarıda yer verilen onaylı kıyı kenar çizgilerinin değiştirilebileceği hallere dava konusu 16/04/2022 tarih ve 31811 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile eklenen (f) bendinde; "Meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında veya 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında; mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması, " düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Kıyıların ve sahil şeritlerinin koruma ve kamu yararına kullanma esasları Kıyı Kanunu ile belirlenmiş, anılan Kanunda kıyı kenar çizgisi, deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırı olarak tanımlanmış ve kıyı kenar çizgisinin tespit, onay ve yürürlüğe girme usulü düzenlenmiştir. Kıyı kenar çizgisinin tespit, onay ve yürürlüğe girme usulüne ilişkin olarak Kıyı Kanununda yer alan düzenlemeler, deniz, tabii ve suni göller ve akarsularda kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyıların kullanılması ve korunması ile kıyılarda, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda, deniz ve göllerin kıyılarının devamı niteliğinde olan sahil şeritlerinde planlama ve uygulama esaslarını belirlemek amacıyla 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5. ve 16. maddelerine dayanılarak hazırlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte anılan Kanuna uygun olarak detaylandırılmış ve bu usule göre belirlenmiş olan kıyı kenar çizgisinin hangi koşullarla değiştirilebileceği tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre; Valilik uygun görüşü ile birlikte Kıyı kenar Çizgisi Tespit Komisyonu tarafından yapılan çalışmalar neticesinde hazırlanarak Valiliğe sunulan belgeler ile konu ile ilgili diğer belgelerin incelenmesi sonucunda uygun olduğu değerlendirilen ve bakanlıkça onaylanarak yürürlüğe giren kıyı kenar çizgilerine karşı itiraz yolu öngörülmüş, ilan süresi içinde kamu kurum ve kuruluşları ve ilgililer tarafından Valiliğe itiraz edebileceği, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca itiraz üzerine yapılan inceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu da dikkate alınmak suretiyle itirazın Bakanlıkça incelenerek karara bağlanacağı anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde düzenlenmiş ve onaylı kıyı kenar çizgilerinin hangi hallerde değiştirilebileceği aynı maddede tahdidi olarak sayılmıştır. İptali istenilen düzenleme ile, anılan Yönetmeliğin 9. maddesinde tahdidi olarak sayılan onaylı kıyı kenar çizgilerinin değiştirilebileceği hallere meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları ile 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarına mahsus olmak üzere "mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması" halinin de eklendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen Anayasa, Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğine dair Anayasa ve Kıyı Kanunu hükümleri doğrultusunda ayrım gözetilmeksizin tüm deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda onaylı kıyı kenar çizgisinin değiştirilmesi istemiyle kamu kurum ve kuruluşları ve tüm ilgililer tarafından yapılması öngörülen bir itiraz usulüne yer verilmişken, dava konusu Yönetmelik kuralı ile meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanları ile 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarına mahsus olmak üzere "mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine" yönelik yeni bir itiraz yolunun getirildiği görülmektedir. Niteliği belirtilen bu kuralın objektif kriterler çerçevesinde, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak Yönetmeliğe eklendiği hususunun idarece ortaya konulamadığı, aksine kuralın Kıyı Kanunu hükümlerine aykırı uygulamaları teşvik edebileceği, kıyıların korunmasına aykırı uygulamalara yol açabileceği, kıyıların daraltılması sonucunu doğurabileceği, bu durumun ise kıyılardan yararlanmada önceliği kamuya veren Anayasa ve Kanun hükümleriyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu itibarla, dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Dava konusu, 16/04/2022 tarihli, 31811 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. ve 16. maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 30/03/1994 tarih ve 21890 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Komisyonun Teşekkülü, Çalışma Usul ve Esasları Kıyı Kenar Çizgisinin Tespiti ve Onayı" başlıklı ikinci bölümünde yer alan 6.,7.,8. ve 9.maddelerinde kıyı kenar çizgisinin tespiti, onayı ve ilanına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş bu kapsamda Valiliklerce oluşturulan kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca arazide yapılan çalışmalar neticesinde tutulan tutanak ve sayılan diğer belgelerin Valilikçe uygun görülmesi halinde Bakanlığa gönderileceği ve Bakanlıkça onaylanması halinde yürürlüğe gireceği, yürürlüğe giren kıyı kenar çizgilerine karşı bir aylık ilan süresi içerisinde kamu kurum ve kuruluşları ile ilgilileri tarafından itiraz edilebileceği, itirazları inceleyen kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca hazırlanan rapor dikkate alınarak itirazın Bakanlıkça karara bağlanacağı düzenlenmiş ve bu surette kesinleşen onaylı kıyı kenar çizgisinin hangi hallerde değiştirilebileceği "Kıyı Kenar Çizgisinin Onayı ve İlanı" başlıklı 9.maddenin altıncı fıkrasında sayılmış iken dava konusu değişiklik ile anılan fıkraya "Meskun olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında veya 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ve/veya Turizm Merkezi ilan edilerek ilgili Bakanlıklarca kesin tahsis, kesin izin ve/veya üst hakkı verilmiş ve turizm işletmesi belgesi almış yapıların bulunduğu kıyı alanlarında; mevcut onaylı kıyı kenar çizgisine yapılan itirazların Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonlarınca değerlendirilmesi sonucunda; bu alanların kıyı özelliği taşıyıp taşımadığının bilimsel ve teknik gerekçelere dayanarak hazırlanacak teknik raporda belirtilmek kaydı ile yeni bir kıyı kenar çizgisi tespiti yapılması, " düzenlemelerini içeren (f) bendi eklenmiştir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu değişiklikten önce kıyı kenar çizgisi değişikliği için aranan durumların değişiklikle eklenen hali tam olarak kapsamadığı, değişiklik kapsamında ülke çapındaki tüm kıyılara ilişkin genel bir itiraz durumunun düzenlendiği, itiraz üzerine oluşturulacak uzman komisyonca zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın yapılacak bilimsel ve teknik çalışmalar neticesinde hazırlanacak raporun Bakanlıkça uygun görülmesi halinde kıyı kenar çizgisi değişikliğinin söz konusu olabileceği, esasen yeni bir kıyı kenar çizgisi belirlenmesinin değil daha önce sehven belirlenmiş kıyı kenar çizgisinin düzeltilmesinin/değiştirilmesinin söz konusu olduğu, iptali istenilen düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.