10. Hukuk Dairesi 2022/4329 E. , 2023/5687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/768 E., 2021/2172 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurtalan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2010/289 E., 2020/345 K. Taraflar arasındaki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kar
**10. Hukuk Dairesi 2022/4329 E. , 2023/5687 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/768 E., 2021/2172 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurtalan Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2010/289 E., 2020/345 K. Taraflar arasındaki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacılardan ...'ın eşi ve diğer davacıların babası olan ...'ın 08.10.2008 tarihinde davalı işveren nezdinde kamyon şoförü olarak çalışırken geçirdiği iş kazası neticesinde vefat ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ,davanın kısmen kabulüne, Davacı ... için 5.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı ... için 2.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı ... için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı ... için 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı ... için 700,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin alacakların zamanaşımına uğraması nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımı iddiası ile ıslah dilekçesinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iş kazası haksız fiil olduğundan 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasının gerektiğini, kaldı ki dava açıldıktan sonra kusur raporu ve aktüerya raporunun uzman bilirkişiler marifetiyle hazırlanmasından sonra tazminat belirlenebilir olduğu için bu davanın kısmı dava olarak görülmesinin doğru olmadığını, açılan davanın belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğunun kabulünün gerektiğini, davayı 25.02.2020 tarihinde tam ıslah etme sebebinin dava dilekçesinde unutulan faiz talebini ekleme isteğinden ibaret olduğunu, öte yandan bir usul işlemine başlanmış olup henüz sonuçlanmaması halinde yeni usul hükmünün hemen yürürlüğe gireceğini, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın uygulanması gerektiğini, ayrıca dava konusu olayın 2008 yılında meydana geldiğini, davanın 2010 yılında açıldığını, yargılama aşamasında birçok rapor düzenlendiğini, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle müvekkillerinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , eldeki davanın tamamen ıslah ile belirsiz alacak davasına dönüştürülemeyeceğine yönelik Mahkeme kararının yerinde olduğu, dava konusu iş kazasının 08.10.2008 tarihinde gerçekleştiği, bu haliyle TBK’nın 149 uncu (BK 125.) maddesinde belirtilen “on yıllık” zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin 08.10.2008 tarihi olduğu, 25.02.2020 ıslah tarihi itibariyle "on yıllık" zamanaşımı süresinin dolduğu, ıslah dilekçesi ile talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasının da mümkün olmadığı, Mahkemece kısa kararda "...destekten yoksun kalma tazminatının 08.10.2008 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilip, gerekçeli kararda sehven 08.10.2008 tarihinin yazıldığı belirtilerek hüküm fıkrasından "...08.10.2008 tarihinden itibaren..." ibaresinin çıkartılmasının kısa karar gerekçeli karar çelişkisi olarak yorumlanabilir ise de, kısa kararda herhangi bir faiz alacağına hükmedilmediği, belirtilen ibarenin gerekçeli kararın hüküm fıkrasından çıkartılmasının infazda tereddüte neden olmayacağı, belirtilen ibarenin sehven yazıldığının açık olduğu, kaldı ki davacı tarafça bu hususun istinaf sebebi de yapılmadığı, dava tarihinin 23.09.2010 olduğu değerlendirildiğinde aksine düşüncenin adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verebileceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili , istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle daha uzun olan ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi tazminat istemlerine hak kazanıp kazanamadığı, davanın tamamen ıslah ile belirsiz alacak davasına dönüştürülmesinin mümkün olup olmadığı, ve ıslah dilekçesi ile talep edilen alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nun 294/3 üncü maddesi gereğince hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Anılan Kanun'un 297/2 nci maddesine göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Başka bir anlatımla, yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, HMK.nun 298/2 nci maddesi uyarınca tefhim edilen hüküm özetine (kısa karara) uygun olması gerekmektedir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Aksi halde - kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması durumunda - yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141 inci maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine aykırı bir durum yaratılmış, kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 E., 1992/4 K. sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Mezkur İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tesbit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. 3. Değerlendirme Eldeki dosyada, kısa kararda ...destekten yoksun kalma tazminatının 08.10.2008 tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında söz konusu ifadelerin hükümden çıkarıldığı gerekçede sehven yazıldığı ifade edilmişse de kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu açıktır. Açıklanan sebeple mahkemece HMK’nın 297 nci maddesi kapsamında çelişki içermeyen, taraflar hakkında infazı mümkün ve usule uygun bir kısa karar ile bu kısa karara uygun şekildeki bir gerekçe yazarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının ,sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.