Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri h
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır her türlü sınai ticari ve endüstriyel ürünlerin ithalat ve ihracatıyla faaliyet gösterdiğini, aynı zamanda ürünlerinin sanal ve elektronik ortamlar üzerinden ticaritini yapdığını, “...” markasını TPE nezdinde 08.04.2013 tarih ve ... tescil numarası ile tescil ettirdiğini, “...” markalı ürünlerinin satışını aktif bir şekilde yaptığını, davalı şirketin müvekkili şirket ve markaları ile ilgili olaraık www...com internet sitesi üzerinden haksız rekabet oluşturan işlem ve eylemlerde bulunduğunu, www..com isimli sitede müvekkilinin kurumsal üyeliğinin bulunmadığını ancak davalının birlikte çalışıyormuş izlenimi yaratarak müvekkilinin markasına yer verdiğini ve bu markanın altında müvekkili firma ve ürünlerine karşı yapılan haksız, yanıltıcı ve gerçeğe aykarı yorumları hiç araştırmadan sitede yayınladığını, tüketicilerin ücretsiz bir şekilde yorum ve şikayetlerini yaptıkları platformda , müvekkilinin yorumlara ve şikayetlere cevap verebilmesi için ücret ödemesi gerektiğini ve şikayetlere cevap verip çözüme kavuştursa dahi davalıya yapılan şikayetlerin silinmediğni ve yayınlanmaya devam ettiğini, bu durumun TTM.55/a-2 gereği müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkilinin markasının arama motorunda yazıldığında bu şikayetlerin potansiyel müşterilerinin önüne geilidğini, ticaret kültüründe “müşteri her daim haklıdır” felsefesinin hakim olduğunu, müşteri memnuniyetinin bir çok firmanın yükselmesinde en önemli etken olduğu gibi olumsuz yorumlarında ticari itibarın zedelenmesinde en böyük etken olduğunu, müvekkiline yönelik yapılan asılsız yorumların ihtarlara rağmen araştırılmadan yayınlanmasının ve kalldırılmamasının müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini ve haksız rekabet oluşturduğundan bahisle, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tedbiren durdurularak, tedbiren www...com sitesindeki müvekkili ve müvekkili marka hakkındaki şikayetlerin kaldırılmasına ve davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili önincelemeden önce 04.03.2019 tarihli dilekçesinde ise; davalının eyleminin markasına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüz,haksız rekabetin meni, tespiti, yoksun kalınan karın tazmini talebinde bulunmuş, ayrıca harç yatırmamıştır. Davacı vekilinin dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiş, davalı vekili davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait “www...com” internet sitesinin 2001 yılında kurulduğunu, kurulduğu tarihten itibaren birçok tüketici açısından vazgeçilmez bir hak arama platformu haline geldiğini, çağa uygun ve şeffaaf bir hizmet sunduğunu, “www...com” sitesinin en önemli özelliğnin tüm kişi ve kurumlara eşit uzaklıkta olduğunu, hiçbir şekilde taraf tutmadan, şeffaf bir şekilde faaliyetlerini yürüttüğünü bu yönü ile alanında lider olduğunu, platformda içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, müvekkili şirket tarafından bu çeriklerin firma aleyhine olacak şekilde hiçbir surette müdahale edilmediğini, ancak hukuka ve ahlaka uygun olmayan içeriklerin çıkarıldığını ve yayınlanmadığını, platformda tüketiciler tarafından yapılan şikayetlerin , üye olan/olmayan ayırımı yapılmadan yayınlandığını, cevap hakkınında aynı şekilde üye olan/olmayan ayırımı yapılmadan ücretsiz olarak tanındığını, müvekkiline ait “www...com” adli internet sitesinin Yer/Hizmet Sağlayıcı fonksiyonunu yürüttüğünü, iş bu davanın muhataplarının içeriği oluşturan şikayet sahipleri olduğunu, dolayısıyla pasip husumet yokluğu olduğunu ve davanın usulden reddinin gerektiğini, ayrıca müvekkiline ait internet sitesinde davacı tarafın markasının markasal kullanımından bahsedilemeyeceğini, “...” ibaresinin tüketicinin sorununu dile getirmek için zorunlu olarak kullanıldığını, marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, davacının dilekçesinde belirttiği arama motorlarında çıkan sonuçların müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, davacıya cevap hakkının tanınmadığı, kurumsal üyelik ve ücret karşılığı olduğu iddiasının doğru olmadığını, kurumsal üyeliğin firmaların cevap hakkını kullanmaları ile ilgisinin bulunmadığını , müvekkilinin tüketici tarafından yapılan şikayetleri sadece yayınladığını, içeriklerinden sorumlu olmadığını, dolayısıyla haksız rekabet şartlarının da oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.