4. Hukuk Dairesi 2011/12576 E. , 2012/16079 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI - KARŞI DAVALI - KARŞI DAVACILAR : 1-... 2-... vekilleri Avukat ... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 20/10/2008-28/01/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 02/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incele…
**4. Hukuk Dairesi 2011/12576 E. , 2012/16079 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVACI - KARŞI DAVALI - KARŞI DAVACILAR : 1-... 2-... vekilleri Avukat ... Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 20/10/2008-28/01/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle dava ve karşı dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 02/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar - karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların karşı davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın dava ve karşı dava ile tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece asıl dava kısmen kabul edilmiş, karşı dava reddedilmiş, kararı davalılar (karşı davacılar) temyiz etmişlerdir. Davacı, asıl davada, davalıların kendisini yaralamaları ve hakaret etmeleri nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkeme davanın 6.000,00 TL'lik kısmını kabul etmiştir. Borçlar Yasası'nın 58. (EBK 47.) maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. -/- -2- 2011/12576-2012/16079 Somut olayın gelişim biçimi, davacının yaralanma derecesi ve yukarıda anılan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı fazladır. Şu durumda yerel mahkemece davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminata hükmolunmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.