8. Ceza Dairesi 2013/12399 E. , 2013/30121 K. Taksirle yangına neden olma suçundan sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2, 62 ve 52/1-2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince sanıklar haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.01.2013 tarihli ve 2008/501 esas, 2013/14 sayılı kararına …
**8. Ceza Dairesi 2013/12399 E. , 2013/30121 K.** **"İçtihat Metni"** Taksirle yangına neden olma suçundan sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2, 62 ve 52/1-2. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince sanıklar haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.01.2013 tarihli ve 2008/501 esas, 2013/14 sayılı kararına karşı sanık ... müdafiinin yaptığı itirazın reddine ilişkin Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2013 tarihli ve 2013/80 değişik iş sayılı kararı ile yine söz konusu karara karşı sanık ... müdafisi tarafından yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin (ADIYAMAN) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2013 tarihli ve 2013/102 değişik iş sayılı kararını müteakip, sanık ...'ın, 5237 sayılı Kanun'un 125/2, 62 ve 52/1-2. maddeleri gereğince 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemesinin 04.04.2013 tarihli ve 2008/501 esas, 2013/14 sayılı ek kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre; Yargıtay Ceza Genel Kumlu'nun 07.11.2006 tarihli ve 227-228 sayılı kararında belirtilen "Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında 'maddi yanılgı' veya 'yazım hatası' diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Yargılama araçlarının belirli bir biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukukî yanılgılardır. Hukukî yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir talî muhakeme ile giderilebilir. Yargı ve kararlardaki maddî yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir." biçimindeki açıklamalar karşısında, somut olayda mahkemesince, taksirle yangına neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125/2 maddesine göre cezalandırıldığının belirtildiği, bunun yazım hatasından kaynaklandığı ve mahallinde mahkemesince düzeltilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede: Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2013 tarihli ve 2013/80 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede: 1- 25.07.2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 6. fıkrasına son cümle olarak eklenen "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul edip etmediği sorulmadan yazılı şekilde karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, 2- Tanık ...'nün Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığında 2011/7141 nolu soruşturma dosyasında vermiş olduğu ifadesinde, ... ile birlikte çalıştığını, ...'un, söz konusu yangının çıkmasına kendisinin sebep olduğunu söylediğini beyan ettiği, yine ...'ün söz konusu mahkeme dosyasında daha önceden tanık olarak verdiği 25.12.2008 tarihli ifadesinde, söz konusu yangının kendisinin yaktığı ateş nedeniyle çıktığını ikrar etmesi karşısında, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.04.2013 tarihli ve 2008/501 esas, 2013/14 sayılı ek kararına yönelik yapılan incelemede: Tanık ...'nün Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığında 2011/7141 nolu soruşturma dosyasında vermiş olduğu ifadesinde, ... ile birlikte çalıştığını, ...'un, söz konusu yangının çıkmasına kendisinin sebep olduğunu söylediğini beyan ettiği, yine ...'ün söz konusu mahkeme dosyasında daha önceden tanık olarak verdiği 25.12.2008 tarihli ifadesinde, söz konusu yangının kendisinin yaktığı ateş nedeniyle çıktığını ikrar etmesi karşısında, sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.05.2013 gün ve 33947 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 10.06.2013 gün ve KYB/2013-199366 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi. TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- ... hakkında 04.04.2013 tarihli karara karşı kanun yararına bozma talebine yönelik yapılan incelemede; 04.04.2013 tarihli hüküm miktar itibariyle kesin olduğu belirtilerek sanık müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunmuş ise de, 6217 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 305. maddesi uyarınca hapisten çevrilenler hariç olmak üzere verilen 3000 TL ve daha az adli para cezalarının kesin olduğu, sanık hakkında TCK.nun 125/2 ve 62. maddeleri uyarınca verilen 2 ay 15 gün hapis cezasının TCK.nun 50. maddesi uyarınca 1500 TL adli para cezasına çevrilmiş olması karşısında, hapisten çevrilme adli para cezası söz konusu olup kesin nitelikte olamayacağı anlaşılmakla; Sanık müdafiinin 11.04.2013 tarihli talebinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi ve bu kararın temyize konu edilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma isteminin incelenmesine yer olmadığına ve talebin oybirliğiyle (REDDİNE), gereğinin mahallinde ifasına, 2- Sanık ... hakkında kurulan Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/80 değişik iş sayılı kararının incelenmesinde; Ceza Genel Kurulu kararlarında da kabul edildiği üzere CMK.nun 231. maddesi mahkemece resen gözetilerek, objektif koşulların gerçekleşmesi halinde sanığın kişilik özellikleriyle duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu sanık lehine kabul edilen kurumlardan olup hüküm açıklanmamakta ceza infaz edilmemekte ve yasal süre geçtikten sonra da dava düşmektedir. Ancak yasa koyucu hükmün uygulanmasını istemeyen sanıklar için, 6008 sayılı Yasayla yaptığı değişiklikle hükmün uygulanmasını istememe olanağı tanımıştır. Maddede "sanığın kabul etmemesi halinde" denmektedir. Kural hele hükmün sanık tarafından kabul edilmesi olup istisna, kabul edilmemesidir. Ceza yasalarını bilmemenin mazeret olamayacağı ve lehine sonuç doğuracak bir hususu istemeyen sanık veya onun adına müdafiinin bu konuda beyanda bulunması, iradesini açıklaması gerekmektedir. Nitekim kabule balı bulunan şikayetten vazgeçmeye karşı çıkılmaması, sessiz kalınması halinde lehe olan bu durumun kabul edildiği süreklilik gösteren içtihatlarla kabul edilmiştir. Bu itibarla lehe olan hükmün uygulanıp uygulanmayacağının sanığa sorulmasına gerek olmadığı gibi, böyle bir durumda hakimin görüşünü açıkladığı şeklinde yanlış anlamalara da neden olabilecektir. Öte yandan duruşmaları takip etmeyen, yurt dışında bulunan sanıkların bu hususun sorulması için duruşmalara çağrılması, talimat yazılması ve uzun zaman geçtikten sonra duruşmaya geldiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi de gereksiz yere davanın uzamasına neden olacaktır. Açıklanan nedenlerle Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/80 değişik iş sayılı kararına yönelik 2 no'lu itirazın bu aşamada incelenmesine gerek bulunmadığı gibi, Ceza Genel Kurulunun ve Özel Dairelerin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere kanun yararına bozma kurumunun mahiyeti ve amacı gözetildiğinde delil takdirine ilişkin konularda olağanüstü nitelikteki bu yasa yoluna başvurulması da mümkün bulunmadığı cihetle, Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin (REDDİNE), dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 26.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.