Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4169 E. , 2024/1572 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4169 Karar No : 2024/1572 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … 11- … 12- … 13- … 14- … 15- … 16- … Mirasçıları I- … II- …'a Velayeten … III- …'a Velayeten … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ: Av. … 2- … Belediye Başkanlığı/… VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Daire…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4169 E. , 2024/1572 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4169 Karar No : 2024/1572 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- … 2- … 3- … 4- … 5- … 6- … 7- … 8- … 9- … 10- … 11- … 12- … 13- … 14- … 15- … 16- … Mirasçıları I- … II- …'a Velayeten … III- …'a Velayeten … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ: Av. … 2- … Belediye Başkanlığı/… VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında uzun süredir kısıtlı kalması nedeniyle semt spor sitesi (park ve dinlenme alanı, okul alanı vs.) alanından çıkarılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile Tarsus Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararı ve Tarsus Belediye Meclisinin zımni ret kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu taşınmazın, … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında özel eğitim alanı olarak belirlendiği, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında üst ölçekli imar planına uygun şekilde özel eğitim alanı olarak fonksiyonlandırıldığı, davacıların sözü geçen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planına karşı açılmış davası ile kısıtlılık halinin kaldırılmasına yönelik herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, yürürlükteki 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının birbirleriyle uyumlu olduğundan dava konusu taşınmaz üzerindeki kısıtlılığın kaldırılması istemiyle yapılan başvuruların reddine ilişkin dava konusu işlemlerde, planlama esaslarına, hukuka ve imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacılardan …'ın ise, dava açıldıktan sonra 06/09/2018 tarihinde vefat etmesi nedeniyle davayı takip hakkı kendisine geçenin/geçenlerin başvurmasına kadar davacı … yönünden dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davacı … yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına, diğer davacılar yönünden dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmediği, davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığı, dava devam ederken taşınmazın imar planında özel okul alanı olarak düzenlenmesinin kısıtlılığı kaldırıcı bir işlem olmadığı, sadece kısıtlılığın niteliğinin değiştiği ileri sürülmektedir. … BAKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ : Taşınmazın "spor alanı" olarak kamulaştırılması yetki ve görevinin idarelerine ait olmadığı, bu nedenle idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, husumetin imar planını yapan ilgili Belediye Başkanlığı'na yöneltilmesi gerektiği, idarelerince taşınmaza herhangi bir fiili ve hukuki el atamanın yapılmadığı, taşınmazın idarelerince kamulaştırılmasının gerekmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. … BELEDİYE BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ : 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, idarelerinin herhangi bir tasarrufunun bulunmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacılar tarafından, Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında uzun süredir kısıtlı kalması nedeniyle semt spor sitesi (park ve dinlenme alanı, okul alanı vs.) alanından çıkarılması istemiyle başvuru yapılmıştır. Bu başvuru, Tarsus Belediye Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işlemiyle "...taşınmazın kamulaştırılması belediyemiz programında olmayıp ileri bir tarihte değerlendirme alınacaktır." denilerek; Gençlik ve Spor Bakanlığı 27/10/2015 tarih ve 9469 sayılı işlemiyle ise "...taşınmazda kamulaştırma yapılması düşünülmemekte olup, kamulaştırma talebinde bulunan mülkiyet sahiplerince ilgili belediyesine yapılacak plan değişikliği başvurusu ile söz konusu mülkiyetin spor alanı kullanımından çıkarılmasını sağlayacak plan değişikliği ile mağduriyetin giderilmesi gerektiği..." şeklinde cevaplandırılarak reddedilmiştir. Bunun üzerine, davacılar tarafından taşınmaz üzerinde uzun süreden beri inşaat yapmayı engelleyen kısıtlılık halinin mevcut olduğu, mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğundan bahisle, görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13.maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne, "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125.maddesinin 4.fıkrasında, "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmüne yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından çeşitli kararlarda Sözleşme Eki 1 Nolu Protokolün 1. maddesi değerlendirilmiştir. N.A. ve Diğerleri Türkiye Davasında (Başvuru No:374451/97): "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, içtihadına göre özü itibariyle mülkiyet hakkını güvence altına alan Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin üç farklı kural içerdiğini hatırlatmaktadır. (Bkz. Özellikle 21 Şubat 1986 tarihli James ve diğerleri- Birleşik Krallıklar Kararı, A serisi no:98-B, s.29-30, 37). Birinci paragrafın birinci bendinde açıklanan ve genel bir niteliği olan birinci kural, mülkiyet hakkına riayet edilmesi ilkesini belirtmektedir. Aynı bendin ikinci cümlesinde yer alan ikinci kural mülkiyet hakkının kısıtlanmasını düzenlemeyi amaçlamakta ve bu kısıtlamayı da bazı koşullara bağlamaktadır. İkinci bentte yer alan üçüncüsü ise, Sözleşmeci Devletlere diğerlerinin yanısıra genel menfaate uygun olarak malların kullanımını düzenleme yetkisini tanımaktadır. Mülkiyet hakkına ihlallerin özel örneklerini oluşturan ikinci ve üçüncü kurallar, birincisi tarafından yer verilen ilke ışığında değerlendirilmelidir (Bkz. Bruncrona- Finlandiya, No:41673/98, 65-69, 16 Kasım 2004 ve Broniowski- Polonya, No:31443/96, 134, 22 Haziran 2004). Anılan Mahkeme bu kapsamda, kamu yararının gerektirdikleri ile kişisel hakların korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulmaması gerektiğini belirtmekte (Karaman Türkiye Davası Başvuru No:6489/03), mülkiyetten mahrum edilme durumunda, ihtilaflı müdahalenin istenilen doğru dengeyi sağlayıp sağlamadığı ve özellikle başvuran üzerinde orantısız bir yük oluşturup oluşturmadığı yönlerinden yaklaşım göstermektedir (Temel Conta San. ve Tic. A. Ş.Türkiye Davası Başvuru No:46651/04). 3194 sayılı İmar Kanununun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali" başlıklı 10. maddesinde, "Belediyeler imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrımenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmü yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari yargı yetkisinin sınırını belirleyen 2 .maddesinin 2. fıkrasında; "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince, dava konusu taşınmazın, … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planında özel eğitim alanı olarak belirlendiği, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında üst ölçekli imar planına uygun şekilde özel eğitim alanı olarak fonksiyonlandırıldığı, davacıların kısıtlılık halinin kaldırılmasına yönelik bir başvurusunun bulunmadığı, yürürlükteki 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının birbirleriyle uyumlu olduğu sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta, taşınmaz üzerinde uzun süreden beri inşaat yapmayı engelleyen kısıtlılık halinin mevcut olduğu, mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığından dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğundan bahisle dava açılmış, İdare Mahkemesince, davacının dava açarken ileri sürdüğü iddialar değerlendirilmeksizin davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bu itibarla, davacılara ait iddiaların adil yargılama hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden ve öne sürdüğü iddialar göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, umumi hizmetlerin görülmesi için gerekli taşınmazların tedarik edilebilmesi için ilgili idarelere kanunlarla tanınan yetkiler bireylerin mülkiyet hakkını kısıtlamaktadır. Kamu yararı ile bireysel fayda arasında çatışma bulunduğundan demokratik toplumların hukuk sistemlerinin tümünde iki unsur arasında denge sağlanması amacı güdülmüştür. İmar işlemleri yönünden de ilgililerin mülkiyet haklarının kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda ülkemizde anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkının sınırlanması yine aynı maddede öngörülen ilkelere bağlı kılınmıştır. İmar işleriyle ilgili olarak da, bu ilkelere uygun düzenlemeler içeren 3194 sayılı Kanunla, taşınmaz mülkiyetinin kısıtlanma şekilleri ve sınırları belirlenmiştir. Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında bulunduğu, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Takdir yetkisi çerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönünden belirtilen fiili ve hukuki engeller sebebiyle davacıların makul ve belirli bir süre boyunca bu kısıtlamalara katlanabileceği, ancak bu sürenin uzaması hâlinde söz konusu kısıtlamaların taşınmaz malikine yüklenen külfeti ağırlaştıracağı, bu durumda da kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak davacıların kısıtlanmadan doğan zararının tazmini istemiyle dava açabileceği, kısıtlılık iddiasının bu davanın konusunu oluşturacağı, idarenin tasarrufları nedeniyle oluşan bu zararları ödemesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu hususu izahtan varestedir. Dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında özel eğitim alanı olarak belirlendiği, daha önceki uygulama imar planlarında semt spor alanı, park alanı gibi fonksiyonlar verilerek mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın uzun süredir devam ettiği görülse de, idarenin bu kısıtlılığı gidermesi için plan değişikliği tek çözüm yolu değildir. 3194 sayılı Kanun, umumi hizmetlerin görülmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazları elde edebilmesi için idareye çeşitli alternatifler sunmuştur. İdareler şartların gereklerine göre bu alternatifler arasından seçim yapabilir. Plan değişikliği dışındaki bu alternatifler taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı Kanunun 18.maddesi uyarınca parselasyon yapılması, kamulaştırma, trampa şeklinde sıralanmaktadır. Bu durumda, kamulaştırma, parselasyon işlemleri, trampa gibi birden çok uygulama aracının kullanımı değerlendirilmeden plan değişikliği talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemin iptali yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/03/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.