DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3723 E. , 2024/1229 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3723 Karar No : 2024/1229 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2017/1238, K:2022/3610 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanü…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3723 E. , 2024/1229 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3723 Karar No : 2024/1229 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2017/1238, K:2022/3610 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2022 tarih ve E:2017/1238, K:2022/3610 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Bürosunun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 12/07/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idarece, davacının kendisinin ve kardeşinin üniversite döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, çocuklarını örgüte ait okullarda okuttuğuna yönelik beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakının göstergesi olduğu ileri sürülmüş ise de, lise son sınıfta indirim kazanması nedeniyle kendisinin ve kardeşinin Işık Dershanesine gittiğini, o dönemde anılan Dershanenin örgütle ilişkisi olduğunu bilmediğini beyan eden davacının, bu beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiği hususu gerek Milli Eğitim Bakanlığınca Dairelerinin ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerle gerekse de davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının, eğitim saikiyle bu okulu tercih ettiği ve çocuklarının okula alışmış olmaları nedeniyle 2015 yılında tayinleri çıkıncaya kadar çocuklarını bu okuldan almadığı yönündeki beyanının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı gibi, M.A.A. isimli şahsın beyanının da yalnızca davacının çocuklarının örgütle irtibatlı okullara gittiği hususuna ilişkin olduğu görüldüğünden, davacının çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanları ile aynı yöndeki tanık beyanının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıya sicil notu olarak yüksek puan verilmesi hususu yönünden, davalı idare tarafından, örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle davacıya yüksek not verildiği belirtilmekte ise de, dava dosyasına davacıya hangi yıl yapılan denetimde kaç puan verildiğine ilişkin bir belge ibraz edilmediği, ayrıca davacının denetimini gerçekleştiren HSK müfettişlerinin FETÖ/PDY ile iltisaklı/irtibatlı olduklarını ve anılan notu örgütsel saiklerle verdiklerini ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle sicil notu olarak yüksek puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacının ikametinde yapılan aramada ele geçirilen kitap ve dokümanlar yönünden, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen'e ait "Kitap ve Sünnet Perspektifinde Kader" isimli kitabın davacının evinde bulunması hususunun davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; her ne kadar davalı idarece davacının evinde Bank Asya hesap cüzdanı ve dekontlarının bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, çocuklarının okul taksitlerini ödemek için eşi M.A. adına Bank Asyada hesap açıldığını ve anılan dekontların da okul ödemelerine ilişkin dekontlar olduğunu beyan eden davacının bu beyanının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı gibi dosya kapsamında davacının örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan anılan Banka'nın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında Banka'ya para yatırma işlemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir delil de bulunmadığı görüldüğünden, davacının evinde ele geçirilen Bank Asya katılma hesap cüzdanı (eşi M.A. adına) ile üç adet Bank Asya dekontunun (eşi M.A. adına) örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı; netice itibarıyla, davacının ikametinde yapılan aramada ele geçirilen kitap ve dokümanların, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Takipsizlik kararındaki tespitler yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 09/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu işlemlerin davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Daire, kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağını kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; davacının kendisinin ve kardeşinin FETÖ/PDY iltisaklı dershaneye gitmesi ve çocuklarının FETÖ/PDY iltisaklı okulda eğitim görmesi hususlarının sadece davacının beyanına dayanarak delil olarak kabul edilmediği, ancak benzer dosyalarda bu durumun delil olarak kabul edilmesiyle çelişki yaratıldığı; örgütün yargı teşkilatında etkin olduğu ve denetim neticesinde verilen notlar üzerinde söz sahibi oldukları dönemde davacıya emsallerine nazaran yüksek teftiş notu verilmesi, söz konusu belgeyi düzenleyen müfettişlerden M.A ve Ö.E.'nin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak/irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmış olmaları ve meslekten çıkarmalarına dair kararın iptali istemiyle açmış oldukları davaların reddedilmiş olmasına rağmen Daire tarafından bu notun örgütsel saiklerle verildiğini ispatlayacak bir bilgi ve belge olmadığı, hangi yıl yapılan denetimde kaç puan verildiğinin dosyaya sunulmadığı şeklinde idari yargının re'sen araştırma ilkesine aykırı bir gerekçe ile dikkate alınmadığı; davacının evinde bulunan Fetullah Gülen'e ait kitapların ve diğer dokümanların delil olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, zira bu tür delillerin FETÖ/PDY ile iltisakı gösterdiği ve bu kadar delilin rastlantı veya yanlış anlaşılma ile açıklanmasının mümkün olmadığı; davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan FETÖ/PDY ile iltisaklı kişilerle iletişim kayıtlarının ve dijital materyallerin delil olarak değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davacının geçmişe dönük iletişim kayıtları ve eşinin Bankasya'daki hesap bilgileri gibi verilerin yeterince incelenmediği; S.A. tarafından gönderilen, isimsiz BİMER kanalıyla gönderilen ve S.U. imzalı dilekçelerde davacı hakkında FETÖ/PDY iltisakına ilişkin iddiaların bulunduğu, bu bilgilerin kararda tartışılmadığı ve kararın eksik incelemeyle verildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalının delillerin şahsileştirilmesi kavramı üzerinden yaptığı değerlendirmelerde Dairenin çelişkili kararlar verdiğini iddia ettiği, hakkında somut iddia, bulgu ve eylem olmadığı hâlde, davalı tarafından eylemlerin meslekten çıkarmayı gerektiren ağırlıkta bulunduğu ifadesiyle müvekkilin müktesebatının yok edildiği, dava konusu işlemde ve kararda anlatılan olaylarla ilgisinin olmadığı, iddia edilen eylemlerle ilgili somut bir açıklamanın bulunmadığı, adalet.org'da yazısı veya yorumu olmadığı, hakkında ByLock ya da benzeri bir iddia olmadığı, Bank Asya gibi kurumlarda hesabının bulunmadığı, himmet, burs, sohbet toplantıları ya da benzeri faaliyetlerinin olmadığı, eşi adına açılan hesabın çocukların okul ücretleri için açıldığı ve eşi hakkında açılan davada verilen beraat kararının kesinleştiği; davalının, meşru ve aleni olan bireysel ve insani ilişkiler üzerinden aleyhine yasal sonuç yaratma arayışında olduğu, temyiz dilekçesinde de ön yargılı yaklaşımlarını sürdürdüğü, Kurul kanaatinin sınırları ve çerçevesinin olması gerektiği, ancak Kurulun bu kanaatini gelişigüzel ve hakkaniyet ölçüsünden uzak şekilde kullandığı; Konya/Ereğli'de ikamet eden ve hakkında birden fazla dolandırıcılık dosyası bulunan S.A. isimli kişinin, hakkında herhangi bir somut iddia ileri sürmediği, cezasının infazını durdurmak amacıyla yargı mensupları hakkında şikâyette bulunduğu ve şikâyetinin hiçbir ciddiyeti ve inandırıcılığının olmadığı, yasal dayanağının bulunmadığı; S.U.'nun psikolojik rahatsızlığı ve hukuk davalarını kaybetmiş olmasının etkisiyle ve kendince 15 Temmuz'un yarattığı karambol ve linç iklimini de kullanarak bu haksız suçlamayı yaptığı, aslında beyanlarının tutarsız olduğu ve ciddiye alınmaması gerektiği, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ,,,'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 06/12/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/05/2022 tarih ve E:2017/1238, K:2022/3610 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması hâlinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının kendisinin ve kardeşinin FETÖ/PDY bağlantılı dershaneye gittiğine ve çocuklarının FETÖ/PDY bağlantılı okulda öğrenim gördüğüne yönelik kendi beyanları, çocuklarının FETÖ'yle bağlantılı özel okullara gittiğine yönelik tanık beyanı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin oldukları dönemde davacıya sicil notu olarak yüksek puan verilmiş olması, davacının evinde yapılan aramada eşi M.A. adına 21/05/2014 açılış tarihli Bank Asya katılma hesap cüzdanı, üç adet M.A. adına kayıtlı 21/05/2014 tarihli Bank Asya dekontu ve M. Fetullah Gülen yazarlı "Kitap ve Sünnet Perspektifinde Kader" isimli kitabın ele geçirilmesi, HTS analiz ve inceleme raporuna göre kullandığı tespit edilen hat ile haklarında FETÖ'den işlem yapılan 52 kişi ile iletişim kaydının bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.