5. Hukuk Dairesi 2010/9221 E. , 2010/17667 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyada…
**5. Hukuk Dairesi 2010/9221 E. , 2010/17667 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R – Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.Alınan raporlar ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Kamulaştırma Kanununun ll/1-g maddesi gereğince emsal olarak kabul edilen taşınmazın dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden, yakın tarihli ve özel amacı bulunmayan satışlar olması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda emsal kabul edilen taşınmazlar, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden farklı bir mahallede, dava konusu taşınmaza uzak ve konum itibariyle farklı bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle, bilirkişi kurulunca emsal kabul edilen satışların, emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi, emsal taşınmaz 3194 sayılı İmar Kanununun 15 ve 16. maddeleri gereğince yapılan uygulama sonucu oluştuğundan imar parseli niteliği kazanmış olmakla, tespit edilen bedelden % 40 imar düzenleme payı indirilmemesi nedeniyle de rapor hatalıdır. Bu durumda taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü ve özel amacı olmayan satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 18.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.