8. Hukuk Dairesi 2018/4275 E. , 2019/10618 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, müvekkillerinin mirasbırakanlarından intikal eden, davalı ile birlikte paydaşı oldukları ...Köyü 1147
**8. Hukuk Dairesi 2018/4275 E. , 2019/10618 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, müvekkillerinin mirasbırakanlarından intikal eden, davalı ile birlikte paydaşı oldukları ...Köyü 1147, 1148, 1149, 1150, 1151, 1152, 1153, 1154, 1155, ... köyü 139, 140, 142, 144, 145, ... Köyü 79, 81, 1637, ... Köyü 191, 489 ve ... Köyü 924, 926 parsel sayılı taşınmazlar ve ... Köyü 318 parsel sayılı taşınmazın 2010 yılında davalı tarafından bir kısmının ekilip biçilmek, bir kısmının ise kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını ileri sürerek, ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, intifadan men şartının yerine getirilmediğini, bir kısım taşınmazları ise müvekkilinin kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar; davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir. 1. Dava konusu İlkkurşun Köyü 318 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde davacıların malik olmadıkları anlaşılmış olduğundan, bu parsel yönünden davacıların aktif dava ehliyeti olmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken mahkemece davanın esastan reddedilmesi doğru değildir. 2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazlardan bir kısmında tarafların, mirasbırakan anneleri Sabahat'tan dolayı bir kısmında ise mirasbırakan babaları ... ...'den dolayı paydaş oldukları, muris Sabahat'in 11.07.2008 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak, davacılar ... ve ... ile davalı ...'in kaldığı, mirasbırakan ...'in veraset ilamının dosya içeriğinde bulunmadığı, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.12.2009 tarihli ve 2009/590 Esas, 966 Karar ile aynı mahkemenin 15.04.2009 tarihli ve 2009/180 Esas, 322 Karar sayılı ilamları ile miras ortaklığına davadışı ...'nın temsilci olarak atandığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazların kim tarafından kullanıldığı tam olarak tespit edilmediği gibi taşınmazlardan hangilerinde intifadan men şartının gerekli olacağı hangilerinin ise doğal semere vermesi veya kiralanmak suretiyle kullanılması nedeniyle intifadan men şartının gerekli olmayacağı irdelenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Tespit isteyen eldeki dosya davacılarının açmış olduğu ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/63, 64, 66, 67, 105 ve 153 D. İş sayılı dosyalarında taşınmazların kim tarafından kullanıldığı tespit edilmemiştir. Davacılar vekilinin sunduğu tanık listesinden davacı ...’in eşi ... ve davacı ...’in eşi ... mahkemece dinlenmiş, ancak aynı listede tanık olarak bildirilen ...’e gönderilen davetiyenin isim benzerliği olan nedeniyle yanlış kişiye tebliğ edildiği ve tanık ...’e tekrar davetiye gönderilmediği, tanığın dinlenmediği anlaşılmıştır. Benzer şekilde davalı vekilinin tanık olarak bildirdiği ...’nun da beyanı alınmamıştır. Ayrıca, davacılar tarafından dava konusu taşınmazlara yönelik eldeki davada talep edilen dönemden önceki döneme ilişkin olarak açılmış olan ecrimisildavasının ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/75 E., 2014/340 K. sayılı kararıyla kısmen kabul edildiği, kararın davalı tarafça temyiz üzerine Dairemizin 27.11.2018 tarihli ve 2018/11198 Esas – 2018/19283 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazlarda davalının kullanımın net olarak tespit edilmemiş ve intifadan men olgusunun her bir taşınmaz için ayrı ayrı değerlendirilmemiş olması gerekçeleriyle bozulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; yukarıda belirtilmiş olan tüm hususlar dikkate alınarak, her taşınmazın başında ayrı ayrı keşif yapılarak tanıkların dinlenilmesi, taşınmazların talep edilen dönemde davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığının, kullanılmışsa hangi taşınmazların davalı tarafından ne şekilde kullanıldığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde saptanması, intifadan men şartının gerçekleşmesi gereken taşınmazların belirlenmesi ve şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Davacılar vekili ve davalı vekilinin yukarıda belirtilen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 27/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.