8. Hukuk Dairesi 2021/4286 E. , 2023/850 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/15 E., 2020/40 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (1.) Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Der
**8. Hukuk Dairesi 2021/4286 E. , 2023/850 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/15 E., 2020/40 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (1.) Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 1973 yılında yapılıp 1974 yılında kesinleşen kadastro sonucunda Bartın ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 161 parsel sayılı 256,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ...; 170 parsel sayılı 1.420 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ... ve ..., 169 parsel sayılı 961,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ... ve müşterekleri, 163 parsel sayılı 2.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise davacılar ... ve ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve müşterekleri 19.03.2007 tarihli dava dilekçelerinde özetle, 161, 169 ve 170 parsel sayılı taşınmazların malikleri tarafından; anılan bu taşınmazların kendilerine ait 163 parsel sayılı taşınmaza tecavüzlü şekilde kullanıldığını öne sürerek ;kendilerine ait 163 parsel sayılı taşınmazla davalılara ait 161, 169 ve 170 parsel sayılı taşınmazların müşterek hudutlarının tespiti ile davalıların, 163 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalelerinin men'ine ve davalı tarafça tesis edilen ağaç kazık ve beton direk ile tellerin kal'i istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, davaya konu taşınmaza müdahale etmediklerini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2008 tarihli ve 2007/132 Esas, 2008/336 Karar sayılı kararı ile ".... taşınmazların kadastro paftalarının zemine elektronik aletle yapılan ölçüm sonucunda uygulanmasıyla davacıların hissedar olduğu 163 nolu parsele bilirkişi krokisinde belirtilen miktarlarda 169 nolu parselin vaki müdahalesi nedeniyle müdahalesinin men'ine, avlunun kal'ine, diğer 170 ve 161 nolu parsellerin tecavüzü bulunmadığından bu parseller yönünden davanın reddine..." davalıya ait 169 nolu parselin davacıya ait 163 nolu parsele fen bilirkişileri ..., ... ve ...'ın vermiş olduğu 10.06.2008 tarihli raporunda belirtilen 92,63 m2 olan ve krokide "A" harfi ile gösterilen yere yapılan tecavüzün men'ine, avlunun kal'ine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ve davacı vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (1.) Hukuk Dairesinin 19.03.2009 tarihli ve 2009/2055 Esas, 2009/3427 Karar sayılı kararıyla " ...davanın çaplı taşınmaza el atma istemine ilişkin olduğu, mahkemece çekişmeli taşınmazlar başında yapılan iki ayrı keşif sonucu düzenlenen teknikbilirkişi raporları arasında çelişki olduğu halde bu çelişkinin yöntemince giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğu gibi mahkemece davanın kabulüne karar verilen taşınmaz bölümünde davalı tarafça yapılan muhdesat olup olmadığı ve varsa nitelikleri dahi belirtilmediği halde hükme yetersiz ve elverişsiz olan son rapora itibar edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonucu dosya ilk olarak Bartın 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/968 Esasına kaydedilmiş; akabinde Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin faliyete geçmesiyle 2013/68 Esas almış; Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/68 Esas sırasına kaydedilmiş; yargılama sırasında 2012 yılında yapılan uygulama kadastrosu yapılmakla; davacı tarafa ait eski 163 parsel sayılı taşınmaz 124 ada 3 parsel numarasıyla; davalı tarafa ait eski 161 parsel sayılı taşınmaz 125 ada 4; eski 169 parsel sayılı taşınmaz 124 ada 1 parsel numarasıyla ve 170 parsel sayılı taşınmaz 124 ada 6 parsel numarasıyla tespit edilmiş ve uygulama kadastrosu tutanakları, iş bu dava dosyasında davaya konu olduklarından bahisle Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.03.2013 tarihli ve 2013/68 Esas, 2013/30 Karar sayılı kararı ile "... Kadastro Müdürlüğünce 2012 yılı 22-a yenileme kadastro çalışmaları programına alınan ... Köyünde Kadastral çalışmalarının devam ettiği, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmenin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 28 inci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5 inci maddesine istinaden davalı olarak tespiti yapılan taşınmazların uygulama tutanaklarının asıllarının ise Bartın Kadastro Mahkemesine gönderildiği... Bu nedenle eldeki el atmanın önlenmesi davasının, kadastro paftalarının yenilenmesine itiraz davasına dönüşmüş olduğunun kabulü gerekeceği, uygulama kadastrosu çalışmaları sonucu ihdas edilen ve uyuşmazlık konusu parseller hakkında açılan el atmanın önlenmesi davasının görülmesi ve çözümünde Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, süresi içinde başvurulduğu takdirde dosyanın yetkili ve görevli Bartın Kadastro Mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen görevsizlik kararına karşı, davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.07.2013 ve 2013/9009 Esas, 2013/11043 Karar sayılı kararıyla "....İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Davanın çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup taraflara ait taşınmazlar hakkında kadastro tutanakları düzenlendiği gerekçesiyle görevsizliğe ve dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin kural olarak doğru olduğu, ancak Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesindeki "...mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi, kadastro mahkemesinin görevi dışındadır." hükmü gözetilmek suretiyle yıkım isteği yönünden tefrik kararı verilerek kadastro mahkemesindeki dava sonucunun beklenmesi, sadece el atmanın önlenmesi isteği yönünden dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesi" gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonucu dosya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/628 Esas numarasına kaydedilmiş ve 18.11.2013 tarihli ve 2013/264 Karar sayılı karar ile Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. 4. Kadastro Mahkemesinde dava 2014/4 Esasa kaydedilmiş ve Kadastro Mahkemesince de 17.07.2017 tarihli ve 2017/9 Karar sayılı karar ile de Asliye Hukuk Mahkemesine karşı görevsizlik kararı verilmiş ve bu kararın da kesinleşmesi ile dosya merci tayini için Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesine gönderilmiştir. 5. Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 16.10.2017 tarihli ve 2017/9252 Esas, 2017/7836 Karar sayılı kararı ile ".... Somut olayda, Bartın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince "Gerçekten de, getiritlen kayıt ve belgelerden, taşınmazların kadastro tutanaklarının düzenlendiği ve 'davalı' şerhiyle kadastro mahkemesine gönderildiği anlaşıldığına göre, mahkemece, yazılı biçimde karar verilmesi kural olarak doğrudur. Ancak, davada ileri sürülen "yıkım" isteği yenilik doğurucu nitelikte olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesindeki '...mahkemeden yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi, kadastro mahkemesinin görevi dışındadır" hükmü gözetilmek suretiyle yıkım isteği yönünden tefrik kararı verilerek kadastro mahkemesindeki dava sonucunun beklenmesi, sadece el atmanın önlenmesi isteği yönünden dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken, davanın tümden kadastro mahkemesine gönderilmesi isabetsizdir' denilerek bozulduğu, Bu durumda davaya bakma görevinin Bartın Kadastro Mahkemesine ait olduğunun özel dairenin de kabulünde olduğu, Özel Dairenin bozma kararının mahkemeleri bağlayıcılığı özelliği olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın Bartın Kadastro Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması" gerektiğine işaret edilmiştir. 6. İş bu merci tayini kararı sonucunda dava Bartın Kadastro Mahkemesinin yukarıda yazılı esasına kaydedilerek yargılamaya devamla hüküm kurulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".... Taraflar arasında görülen müdahalenin men'i davasının, yenileme kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, 29.01.2018 tarihli celsede taşınmazların yüzölçümü hanelerinin doldurulmak ve çalışmaların olağan usullere göre tamamlatılmak üzere uygulama tutanaklarının asıllarının kadastro müdürlüğüne iadesine dair verilen ara karar uyarınca kadastro müdürlüğünce taşınmazların yenileme çalışmalarının tamamlanarak askı ilanına çıkarıldığı ve süresinde dava açılmadığından 27.03.2018 tarihinde kesinleştirmeleri yapılarak 03.04.2018 tarihinde tapuya tescilleri sağlandığı keşif sonucunda tarafların iddiaları dinlenmiş ve müdahale edildiğini iddia ettikleri ihtilaflı olan sınırların ölçümünün yapılıp yenileme çalışmalarının usule uygun olarak yapılıp yapılmadığının denetlenmesinin istendiği ve neticeten 03.02.2020 havale tarihli bilirkişi raporuyla yenileme paftasıyla tesis kadastrosu paftasının çakıştırılması neticesinde yenileme çalışmalarının usulüne uygun yapıldığının tespit edildiği ve mülkiyet ihtilaflarının bu davada gündeme getirilemeyeceği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kararın usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme Somut uyuşmazlık, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup hükmüne uyulan özel daire ilamında ve Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin merci tayinine ilişkin ilamında "...Davanın çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi... istemine ilişkin olup taraflara ait taşınmazlar hakkında kadastro tutanakları düzenlendiği gerekçesiyle görevsizliğe ve dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin kural olarak doğru olduğuna" işaret edilmiştir. Dava açıldıktan sonra; yörede yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları nedeniyle, uygulama tutanakları davalı hale getirilerek, çaplı taşınmaza el atma davası ile kadastro mahkemesine aktarılan uygulama tutanakları birleştirilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen 03.02.2020 havale tarihli teknik bilirkişiler raporunda da, uygulama kadastrosu ile ilk tesis kadastro paftasının çakıştırılmış olup her iki paftanın birbiri ile uyumlu olduğu ve uygulama kadastrosu çalışmalarının usulüne uygun olarak yapıldığının bildirildiği görülmüştür. Nitekim mahkemenin kabulü de bu yönde olup dosya kapsamına uygundur. Ne var ki, uyuşmazlık çaplı taşınmaza müdahalenin men'i istemine ilişkin olduğuna, uygulama kadastrosu ile tesis kadastrosu ekli raporda kroki 3 ile gösterildiği şekliyle bire bir uyuştuğuna göre; somut uyuşmazlığın çözümü bakımından; kesinleşen uygulama kadastrosunun çap kaydının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanmalı; bundan sonra çekişmeli taşınmazlar başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte çekişmeli yer ile tarafların kullandıkları kısımların nereler olduğu ve kullanım sınırların tarafların ortak beyanları ve yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından sorularak saptanmalı; beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde bu çelişki yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden gösterilen tüm bu kullanım sınırları ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılması istenerek keşfi takibe imkan sağlanmalı ve dosya arasında yer alan ve önceki teknik bilirkişi raporlarında gösterilen sınırları da irdeler şekilde ve çelişkiyi giderir tarzda rapor düzenlemesi istenmeli; buna göre davacı tarafa ait (eski 163) yeni 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın çap kaydı içerisinde kalan bölüm ya da bölümlere müdahale edilip edilmediği tereddütsüz olarak belirlenmeli; bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemece belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmaksızın hüküm verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... vd. iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.