Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/3031 E. , 2024/1913 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3031 Karar No : 2024/1913 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) … Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLLERİ : Av. … 2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/3031 E. , 2024/1913 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3031 Karar No : 2024/1913 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) … Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLLERİ : Av. … 2- (DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının özel tüketim vergisini eksik hesapladığı ve alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiği yolundaki tespitleri içeren vergi tekniği raporu uyarınca düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2018 yılının Ocak ila Nisan dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faturalarını kayıtlarına aldığı ... ve ... hakkındaki vergi tekniği raporlarında yer alan tespitlerin, düzenledikleri faturaların gerçek bir emtia teslimi ve hizmet ifasına dayanmadığını gösterdiği, … Gıda ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkındaki vergi tekniği raporunun ise 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olduğundan, 2018 yılında düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığını kanıtlayıcı mahiyette olmadığı, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden, davacının ürettiği mamullerin yüksek oranda baz yağı ve düşük oranda katık malzemesi içeren ve gerekli kimyasal süreçten geçirilmemiş özel tüketim vergisine tabi 27.10 ve 34.03 pozisyonlarında bulunduğu, taahhüt edilen bazı ürünlerin ise hiç üretilmediği, bu yönde iş yerinde çalışan kimya mühendisinin ifadesi ve kimya mühendisleri odasının tespitlerinin mevcut olduğu, 2012/3792 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 25 seri nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği uyarınca liste dışı üretim taahhüdünün yerine getirilmediği, davacının düzenlediği satış faturalarının sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge sayıldığı ve hakkında madeni yağ üretimi ve satışı yapmadığı yönünde olumsuz vergi tekniği raporları bulunanlardan aldığı ticari malların akaryakıta karıştırılabilir nitelikte olduğu, davacının iş yerinde bulunan tanklardan alınan numunelerin TÜBİTAK nezdinde yapılan analiz sonuçlarında ise beyan edilenin aksine hidrolik transmisyon yağı değil, motorin ve baz yağı karışımı çıktığı, davacının bayiliğini yapan ...'dan on numara madeni yağ alımı yapan nakliyat şirketleri yetkililerinin nakliye araçlarında bu ürünü akaryakıt olarak kullandıklarını ikrar ettikleri anlaşıldığından özel tüketim vergisinin eksik hesaplandığının görüldüğü dolayısıyla tarhiyatın özel tüketim vergisi üzerinden hesaplanan katma değer vergisine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, Mahkemelerinin 09/04/2021 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevapta vergi ziyaı cezasının Ocak dönemi için tekerrür uygulanma sebebinin … tarih ve … sayılı vergi ceza ihbarnamesiyle kesilip 2017 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezası olduğu, Şubat ila Nisan dönemleri için tekerrür uygulanma sebebinin ise … tarih ve ... sayılı vergi ve ceza ihbarnamesiyle kesilip 2018 yılında kesinleşen ceza olduğu belirtildiği, vergi ziyaı cezaları kesinleşmelerini takip eden yılın başından itibaren tekerrüre esas alınabileceğinden vergi ziyaı cezasına Ocak dönemi için tekerrür hükümlerinin uygulanabileceği, Şubat ila Nisan dönemleri için tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ise hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle tarhiyatın ... Gıda ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınan faturalardan kaynaklanan kısmı ile Şubat ila Nisan dönemleri için uygulanan tekerrüre ilişkin kısım kaldırılmış, kalan kısımlar yönünden ise dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dairelerinin E:… sayılı dosyasından görüldüğü üzere davacı adına … tarih ve … sayılı vergi ve ceza ihbarnamesiyle duyurulan vergi ziyaı cezası 2016 yılında kesinleştiğinden, söz konusu cezanın Şubat ila Nisan dönemleri için tekerrüre esas alınabileceği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf istemi bu yönden kabul edilerek Mahkeme Kararının 2018 yılının Şubat ila Nisan dönemleri için kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden reddedilmiştir. Vergi Mahkemesi kararının; tarhiyatın, Şubat ila Nisan dönemleri için kesilen tekerrürden kaynaklı vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkrası dışındaki hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, tarhiyatın varsayıma dayandığı, kayıtlarına aldıkları faturaların gerçek olduğu, işlemlerinin özel tüketim vergisine tabi olmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlene vergi tekniği raporundaki tespitler done alınarak yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davalı idarece Mahkemenin ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerden olan … tarih ve … sayılı yazıda dava konusu tarhiyatın Şubat ila Nisan dönemleri için tekerrür hükümlerinin uygulanmasına sebep olarak … tarih ve … sayılı vergi ceza ihbarnamesiyle duyurulan vergi ziyaı cezasının gösterildiği, sözü edilen vergi ziyaı cezasının 2018 yılında kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu tarhiyatın, matrahı yönünden bağlı olduğu özel tüketim vergisinin eksik hesaplandığı yolunda hüküm kurulan … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvuruları … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş, anılan kararın özel tüketim vergisi tarhiyatına ilişkin hüküm fıkrasına karşı davacı tarafından yöneltilen temyiz istemi Danıştay Yedinci Dairesinin 06/11/2023 tarih ve E:2022/2135, K:2023/4137 sayılı kararıyla kısmen kabul edilerek tarhiyatın 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası kapsamında motorin olarak değerlendirilen madeni yağ satışlarından kaynaklı kısmına dair hüküm fıkrası bozulmuş, diğer hüküm fıkralarına yöneltilen davacı ve davalı idare temyiz istemleri ise reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinin (a) bendine 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır." hükmü eklenmiş olup yapılan bu düzenleme ile Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılarak yeniden vakıa incelenmesi yapılamayacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2. maddesinin 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlar ile gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükme bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte bulunan “Tekerrür” başlıklı 339. maddesinde, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezasının yüzde elli, usulsüzlük cezasının yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemlerine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; tarhiyatın, 2012/3792 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 25 seri nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği uyarınca davacının üretim taahhüdünü ihlal ederek sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kapsamında satışını yaptığı mamullerden kaynaklanan eksik hesaplanan özel tüketim vergisi üzerinden salınan kısmı, ... Gıda ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınan faturalardan kaynaklanan bölümü ile Ocak dönemi için uygulanan tekerrüre dair hüküm fıkraları aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri yukarıda sözü edilen yasal düzenleme uyarınca hukuki denetimle sınırlı olarak incelenen kararın; tarhiyatın, Murat Çıracı ve Ramazan Durak'tan alınan faturalardan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü gereği, tekerrür hükmü sebebiyle cezanın artırımlı uygulanabilmesi için, tekerrür uygulanacak eylemin, daha önce işlenmiş bir fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihini takip eden yılın başından itibaren beş yıl içindeki bir tarihte gerçekleşmiş ve ceza kesilmiş olmalıdır. Hukuka uygunluk denetiminin yapılması gereken sebep unsuru idari yargıda; idareyi işlemi yapmaya iten saik olarak tanımlanmıştır. İdari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılışının hukuka uygunluğunun araştırılmasını kapsamakta olup söz konusu yetkilerin idari yargı yerlerince kullanılması sonucunu doğurmaz. Dava konusu olayda, idare, 2018 yılının Şubat ila Nisan dönemleri için tekerrür hükümlerinin uygulanmasına sebep olarak 2018 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezasını gösterdiğinden hukuki inceleme, idarenin gösterdiği sebep üzerinden yapılacak olup 2018 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezası, 2018 yılında kesilecek ceza için tekerrüre esas alınamayacağından Vergi Dava Dairesi kararının Şubat ila Nisan dönemleri için uygulanan tekerrüre ilişkin hüküm fıkrası hukuka aykırı düşmüştür. Dava konusu tarhiyatın bir kısmının matrahı yönünden bağlı olduğu özel tüketim vergisinin 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası kapsamında motorin olarak değerlendirilen madeni yağ satışlarından kaynaklı kısmı Danıştay Yedinci Dairesinin 06/11/2023 tarih ve E:2022/2135, K:2023/4137 sayılı kararıyla kaldırıldığından tarhiyatın sözü edilen kısmının anılan Karar doğrultusunda karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacı temyiz isteminin kısmen reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; tarhiyatın, … ve …'tan alınan faturalardan kaynaklanan kısmı ile 2012/3792 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 25 seri nolu Özel Tüketim Vergisi Genel Tebliği uyarınca davacının üretim taahhüdünü ihlal ederek sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kapsamında satışını yaptığı mamullerden kaynaklanan özel tüketim vergisi üzerinden salınan kısmı, Ocak dönemi için uygulanan tekerrüre ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA, 3. Davalı idare temyiz isteminin reddine, 4. Kararın;tarhiyatın ... Gıda ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınan faturalardan kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 5. Davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne, 6. Kararın; tarhiyatın, 4760 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası kapsamında motorin olarak değerlendirilen madeni yağ satışlarından kaynaklanan özel tüketim vergisi üzerinden hesaplanan kısmı ve Şubat ila Nisan dönemleri için uygulanan tekerrüre ilişkin hüküm fıkralarının BOZULMASINA, 7. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına, 04/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Bakılmakta olan dava, sahte fatura kullanımı nedeniyle indirimlerinin reddi ve eksik hesaplanan özel tüketim vergisi üzerinden salınan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılmış; verilen karara yönelik istinaf başvurularından sonra taraflar bu kez temyiz yoluna başvurmuştur. Davacının, tarhiyatın sahte fatura kullanımından kaynaklanan hüküm fıkrasına yönelik temyiz başvurusu, çoğunluk görüşüyle, kararın “hukuki denetimle sınırlı” olarak incelenmesi sonucunda bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek reddedilmiş ve ilgili hüküm fıkrasının onanmasına karar verilmiştir. Temyiz mercilerinin esas rolü; ülke genelinde, hukukun uygulanmasında içtihat birliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, kural olarak, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır. Başka bir anlatımla, temyiz denetiminde, olaya uygulanacak hukuk kuralının; doğru belirlenip belirlenmediğine, doğru yorumlanıp yorumlanmadığına ve aynı zamanda doğru olarak uygulanıp uygulanmadığına bakılır; uyuşmazlığın maddi yönüyle ilgilenilmez. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (a) fıkrasına, 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen cümle bu durumu kurala bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurgulandığı gibi, “kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan” gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından biridir. Gerekçeli karar hakkı; sadece “tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri” için değil, aynı zamanda, “demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması” için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda gerekçelerinin ayrıntılı olmaması bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamaktadır. Kanun yolu incelemesi yapan merciinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 01/12/2013 § 57). Ancak çoğunluk görüşünde, Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine atıfla "hukuki denetimle sınırlı inceleme" sonucunda karar verildiği belirtilmekle yetinilmiştir. Hâlbuki, gerekçeli karar hakkı kapsamında, incelenen hukuki yönün açıklığa kavuşturulması, gerekçelendirilmesi gerekir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder." kuralıyla vergi ziyaı tanımlanmış; ayrıca, maddede, vergi mükellef veya sorumlusunun vergi ziyaına neden olabilecek kimi yasaya aykırı halleri sayılmıştır. Kanun’un Vergi Ziyaı Cezası başlıklı 344. maddenin ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 359. maddede de, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar kaçakçılık fiillerini işlemiş olacakları belirtilmiş; ayrıca, sahte belge, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge”; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, “gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlanmıştır. Bu halde, 359. maddede sayılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma eylemleri ile vergi ziyaı ortaya çıkmışsa, vergi ziyaı cezası üç kat olarak kesilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasının (4) numaralı bendine göre de, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen tarh sebebidir. Sözü edilen kurallara göre, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemesi veya kullanılması re’sen takdiri gerektiren sebep olup bu hallerin varlığında, re’sen verginin tarh edileceği ve tarh edilen bu vergiye bağlı olarak da vergi ziyaı cezası kesileceği hususu belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliktedir. Sahte belgenin ne olduğunu (olayda sahte fatura) tanımlayan 359. madde, bakılmakta olan davada uygulanacak yasa kuralıdır. Diğer deyişle olayda, 359’uncu maddenin yorumu ve maddi olaya uygulanması söz konusudur. Vergi usuldeki sahte fatura, gerçekte şeklen mevzuatın öngördüğüne uygundur. Ancak, bu tür fatura ile yapılan işlem, hukuk normunda nitelenen sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcıdır. Normun nitelemesi ise hukukidir. Tıpkı, ceza hukukunda gerçekleşen maddi bir olayın suç olarak nitelendirilmesi gibi. Sahte fatura olayında da, mahkemelerin yaptıkları saptamaya göre gerçek olan işlemlerin suç, yani sahte fatura düzenleme ve/veya kullanma eylemleri oluşturup oluşturmadığının nitelendirilmesi söz konusudur. Bu ise, hukuki bir nitelemedir. Esasen, hukuk kuralı (norm) ölçü alınarak yapılacak her türlü niteleme, hukukidir. Temyiz mercii, 359. maddenin içeriğine göre, idareyi belgenin sahte olduğu sonucuna ulaştıran tespitlerin mahkeme hükmündeki hukuki nitelendirilmesinin denetimini yapar. Nitekim Danıştay’ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, sahte fatura veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı faturalardan kaynaklanan tüm uyuşmazlık türlerinde verilen kararların temyiz incelemesini, uyuşmazlığın maddi/hukuki yönü gibi bir ayrıma girmeksizin yapmaktadır. Temyizde, mahkemece, bu tür belge düzenleme ve kullanma fiillerinin işlendiğine dair vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporda yer alan tespitlerin incelenip değerlendirilerek, davada uygulanacak hukuk kuralına göre, yaptığı hukuki nitelendirmenin hukuka uygun olup olmadığı incelemesi yapılarak sonuca varılmaktadır. Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine 6723 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 23/07/2016 tarihinden sonra da temyiz denetimini bu usulle sürdürmektedir. Bu bağlamda, Daire tarafından, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlemek suretiyle elde edilen komisyon gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakılması ve bu tür faturaların katma değer vergisi uygulamasında indirime konu edilmesi ile yine bu nitelikteki faturaların maliyet unsuru olarak kayıtlara yansıtılmasından kaynaklanan cezalı tarhiyata yönelik uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin; hem kendi içinde sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ile bağlantılı diğer tüm uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz inceleme yönteminden hem de Danıştay'ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun bu alandaki temyiz inceleme yönteminden farklılaştırılarak sonuçlandırılması usulüne, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı da gözetilerek, katılınmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyize konu kararın uyuşmazlık konusu dönemde davacıya fatura düzenleyen Murat Çıracı ve Ramazan Durak hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin uygulanacak kural kapsamında hukuki nitelendirmesinin hukuka uygun olup olmadığının denetiminde, sözkonusu bu tespitler ile temyiz aşamasında ileri sürülen iddialar incelenerek değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği görüşüyle kararın buna ilişkin kısmına katılmıyorum.