Başvuru, hizmet tespiti davasında kanun, usul ve yerleşik içtihatlara aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; esaslı iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında cevaplandırılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; tanık dinlenmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hizmet tespiti davasında kanun, usul ve yerleşik içtihatlara aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; esaslı iddiaların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında cevaplandırılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının; tanık dinlenmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Ü.P. isimli şahıs 22/4/2010 tarihinde Ankara İş Mahkemesinda açtığı davada, başvurucuya ait işyerinde 1/3/2004-26/3/2010 tarihleri arasında tasarımcı sıfatıyla aralıksız olarak çalıştığını, en son aylık net ücretinin 500 TL olduğunu, haklı neden olmaksızın iş akdinin feshedildiğini, bu çalışmasının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek anılan tarihler arasında sigortalı olarak çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ankara İş Mahkemesi, işçilik alacaklarının tahsili talepli davayı tefrik ederek ayrı bir esasa kaydetmiş, hizmet tespiti talebi açısından davaya devam etmiştir. Yargılamada 13/3/2012 tarihli celsede davacı tanıkları, 11/5/2012 tarihli celsede ise başvurucunun tanıkları dinlenmiş, başvurucu 11/3/2013 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporu ve tanık beyanlarına karşı değerlendirmelerini dosyaya sunmuştur. Mahkeme 30/4/2013 tarihli kararında, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun madde hükmüne göre tanıkların doğru söylemesinin asıl olduğunu, arkadaşlık, aynı işyerinde çalışma, akrabalık vesaire gibi olguların bu kanuni karineyi değiştirmeyeceğini, davalı şirketin kurucu ortaklarının A. ve olduğunu, davacı ile ilgili olarak davalı işverenlik tarafından kuruma bildirilmiş herhangi bir prim ödemekaydının bulunmadığını, davalı işverenlik tarafından kuruma verilen 2004/5, 2010/3 dönemini kapsayan prim belgelerinde davacının adının bulunmadığını, davacıya ait T.İ. Bankası Köroğlu şubesindeki hesap ekstresine göre Aralık 2006-Aralık 2010 döneminde davacı hesabına davalı şirket tarafından yatırılmış bir miktar bulunmadığını belirterek davacının hizmet tespiti talebini kısmen kabul etmiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/7/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Onama kararı 24/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.