4. Hukuk Dairesi 2021/21160 E. , 2023/2425 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/898 E., 2021/1446 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/4 E., 2018/340 K. Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmişt
**4. Hukuk Dairesi 2021/21160 E. , 2023/2425 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/898 E., 2021/1446 K. HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Kabulü ile Davanın Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Turgutlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/4 E., 2018/340 K. Taraflar arasındaki basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Turkuvaz Haberleşme ve ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.10.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ... geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hamile kadını tekmeleme olayında Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/7866 soruşturma sayılı dosyasından verilen talimat ile 08.12.2016 tarihinde göz altına alınıp daha sonra Turgutlu Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/214 sorgu sayılı kararı ile tutuklandığını ancak daha sonra ortaya çıkan güvenlik kamerasında olayda kullanıldığı iddia edilen araç ile müvekkiline atılı suç arasında bağlantı kurulan müvekkiline ait aracın olay günü ikamet adresinde olmasının tespit edilmesiyle Turgutlu Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/2640 D.İş sayılı kararı ile serbest bırakılıp Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.12.2016 tarihli kararı ile de hakkında takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin yüzünün gizlenmeden verildiğini, yapılan haberler nedeniyle müvekkilinin bir çok olumsuz yorum ve hakarete varan ifadelere maruz kalmasına sebebiyet verildiğini belirterek 400.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... ve ...'in sorumlular sıfatına haiz olmadığından bu kişiler yönünden davanın reddinin gerektiğini, dava konusu olayda suç şüphesi ile yakalanan davacının teşhis edilip tutuklandığını, devamında yeni delillerle serbest bırakıldığını, davacının serbest bırakılana kadar adli merciler dahil herkes tarafından suçlu zannedildiğini, müvekkili gazetenin de söz konusu haberleri ve iddiaları olduğu gibi aktardığını, asıl zanlının yakalanmasının ardından bu durumunda haber yapıldığını, basının somut gerçeği araştırmasının beklenemeyeceğini, yayın sırasında kullanılan ifadenin anlatılmak istenen konunun özelliklerine uygun olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Takvim Gazetesinin 10.12.2016 tarihli yayınının ilk sayfasında davacının yüzünün açık bir şekilde ''Manisa Manyağı'' adlı haberin yapıldığı, haber ayrıntısının gazetenin 9. sayfasında yer aldığı, yine haberin üst kısmında ''Seri Manyak'' şeklinde başlık atıldığı, davacıya ait fotoğrafın gösterildiği, soruşturması yürütülen bir dosyada davacının açık fotoğrafı sunularak gerçeklerle bağdaşmayacak şekilde yapmış olduğu eylemin habercilikle bağdaşmadığı, haber özeti ve ayrıntılı haber başlığının hakaret ifade eden kelimeler içerdiği, bu hali ile davalının 10.12.2016 tarihli gazete nüshasında dava konusu haberin basın özgürlüğü kapsamında kalmayacağı, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davalılar ... ve ...'in hukuki sorumluluğu bulunmadığından davanın husumetten reddine, davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL nin haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı şirket ve davalı ... müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; internet yayın sorumlusu haber müdürü ile yazı işleri müdürünün hukuki sorumluluğunun bulunmadığından bahisle davanın husumetten reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, davanın konusunun söz konusu haberin yapılması olmayıp bu haberin yapılış şekli olduğunu, internette yüzbinlerce kişinin okuduğu yayınların dikkate alınmadığını, haberin yayınlanış şeklinin basın meslek etiği kuralları ile örtüşmediği gibi insan hakları ve evrensel hukuk ilkeleriyle de örtüşür yanının olmadığını, davacının kişilik haklarını zedelediğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz olduğunu belirtmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; reddedilen tutar üzerinden müvekkilleri Turkuvaz Haberleşme ve ... yönünden ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davaya konu haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu, haberin yapıldığı tarihte haber konusu olaydan dolayı davacı hakkında tutuklama kararı verildiğini, sonradan serbest bırakılmış olsa da yayınlandığı tarihte haberin görünen gerçekliğe uygun olduğunu, dikkat çekici bir şekilde kullanılan başlığın tek başına kişilik haklarını ihlal kabiliyetinin bulunmadığını, davanın tümden reddinin gerektiğini, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin adli bir olaya ilişkin olduğu, güncel ve verildiği tarihteki görünürdeki gerçeğe uygun olarak yazıldığı, adli olaylar ile ilgili haber yapılmasında kamusal yararın yüksek mahkeme içtihatları uyarınca var sayılacağı, olayın niteliğinden dolayı toplumsal ilginin de bulunduğu, davacının ismi ve görüntüsü suç faili olarak basında yer aldıktan iki gün gibi kısa süre sonra suçun faili olmadığının tespit edilerek, suçun faili olmadığı yönünde de yazılı ve görsel medyada yayın yapılmış olması göz önünde tutulduğunda, kimliğinin ve fotoğrafının yayınlanmasının suçsuzluk karinesini ihlal ettiğinin kabul edilemeyeceği, söz konusu haberin başlıklarında "Manisa Manyağı!", "Seri Manyak!" ifadelerinin hakaret niteliğinde olup olmadığı yönünden ise manyak sözcüğü tıbben manik depresyona yakalanmış hasta, mecaz anlamda gülünç, garip, şaşırtıcı davranışları olan kimse, hakaret yollu ise çılgın, dengesiz, deli anlamlarında kullanıldığı, başlık ile haberin içeriği arasında düşünsel irtibat bulunması, suç isnadı içermemesi, öz ve biçim arasındaki dengenin bozulmaması halinde okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının açtığı manevi tazminat davasının davalılar ... ve ... yönünden husumetten reddine, davalı Turkuvaz Haberleşme ve ... yönünden esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yazı işleri müdürü ve internet yayın sorumlusu ... ve haber müdürü ... yönünden husumetten ret kararının hatalı olduğunu, "bir tekme de adaletten yedi" başlığı ile yargı makamlarını dahi haksız itham altına sokan ve müvekkilinin haksız bir şekilde tahliye edildiği anlamına gelen ve açıkça "görünen gerçekliğe" aykırı şekilde haber yapıldığı gözetildiğinde davanın reddi kararının hatalı olduğunu, "manisa manyağı" başlığı ve haberin devamı olarak 9. sayfada "seri manyak!" şeklindeki hakaret içerikli başlıkların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, bu başlıklarla müvekkilinin daha önce de aynı tip olayları gerçekleştirdiği izleniminin yaratıldığını, haber verme amacının aşıldığını, habere konu olay ile ilgili olmamasına rağmen müvekkilinin ailesinin FETÖ ile ilgili işlem gördüğüne ilişkin iddianın paylaşıldığını, müvekkilinin tacir olması nedeniyle İzmir ve Manisa bölgesinde oldukça tanınır olduğunu ve bu nedenle söz konusu haksız fiille meydana gelecek manevi zararın ağırlığı gözetilerek uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, basın yoluyla 10.12.2016 tarihinde yapılan haberin veriliş şekli, içeriğinde yer alan ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davalı tarafın manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 24 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 23.02.2023 tarihinde Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1982 Anayasası'nın 28. maddesinde basın özgürlüğü teminat altına alınmıştır. 26. ve 27. maddesinde ise basın özgürlüğünün sınırları çizilmiştir. Basın özgürlük sınırları; - Milli güvenlik, - Kamu düzeni, - Kamu güvenliği, - Cumhuriyetin temel nitelikleri, - Devletin ülkesi ve milleti ile ilgili bölümlerin korunması, - Suçların önlenmesi, - Suçluların cezalandırılması, - Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, - Başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi, Şeklinde belirlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de bu mihvaldedir. Basın haber yaparken; - Gerçeklik - Güncellik - Kamu Yararı - Konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık - Anayasa'nın 38. maddesinde teminat altına alınan masumiyet karinesi hususlarını göz önüne alarak haber yapmalıdır. GERÇEKLİK: Basın haber yaparken objektif sınırlar içerisinde hareket etmelidir. Eleştiri yapılırken objektifliğe ve gerçekliğe bağlı kalınmalıdır. Sansasyon, maddi kaygılar nedeniyle haber sınırı aşılmamalı, yanlış, yersiz, abartılı yorumlarda bulunmamalıdır. Gerçek vaka yanlış bilgilerle tümden yalan haber haline getirmemelidir. GÜNCELLİK: Olay güncel olmalıdır. AİHM Sunday Times/İngiltere kararında da belirtildiği üzere haberin kolay bozulabilir bir mal kategorisine girdiği, kısa bir süre için bile olsa gecikmesinin haberin tüm ilgi çekiciliğini kaybettireceği prensibi doğrultusunda hareket edilmelidir. Haber gerçek olsa dahi özellikle adli vaka haberlerinin tekrar gündeme getirilmesi defaatle kişilerin toplum nezdinde linç edilmesine neden olmaktadır. Cezalandırma yetkisine sahip olan devletin işlenen suça bir kez müeyyide uygulamasına rağmen güncel olmayan adli haberlerin tekraren yapılması, basına, devlette dahi olmayan mükerrir cezalandırma yetkisinin verecektir. KAMU YARARI: Yapılan haberlerde kamuoyunu suçlardan koruyucu, olumlu noktada motive edici, toplumun inkişafını sağlayıcı saikler güdülmelidir. Ekonomik kaygılar kişisel saikler ve de sansasyonel etki meydana getirme güdüsüyle haberler yapılmamalıdır. Ülkemizde hergün binlerce soruşturma, kovuşturma yapılmakta ve de adli vaka yaşanmaktadır. Bu vakaların suç teşkil edenlerden bir kısmı medyada haber yapılmaktadır. Ana haber bültenlerinde adam öldürme, tecavüz ve buna benzer suç haberleri sıklıkla yapılmaktadır. Yapılan bu haberler sansasyonel ve reyting amacı gütmektedir. Kaldı ki adli vakaların büyük bir ekseriyetinin haber yapılmasında kamu yararı bulunmamaktadır. Adli vakaların özellikle ağır ceza suçlarının haber yapılması toplumu kaosa, ümitsizliğe, ülkede adli ve kolluk birimlerine güvensizliğe sürüklemekte, daha ötesi bu suçların işlenebilirliği hususunda gençliğin zehirlenmesine, bir yerde de suçların artmasına sebebiyet vermektedir. ABD de Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsünün 1982 tarihli raporunda televizyonda şiddet ve trajik haber görmenin; - Çocukların başkalarının acı ve ızdırabına karşı daha az duyarlı hale gelmesine, dünyadan korkmalarına, saldırgan ve zararlı şekillerde davranış sergilemelerine yol açtığını belirttiği, - Türkiye gazeteciler cemiyetinin hak ve sorumluluklar 2021 tarihli bildirgesinde “Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda duygu sömürüsünden kaçınılması haberlerde kadına yönelik şiddetin detaylarının aktarılmaması, kadınların uğradığı taciz, tecavüze ilişkin haberin detaylı aktarılmaması, fotoğraflara ve görsel unsurlara yer verilmemesi, kimlik bilgilerinin yayınlanmaması, animasyon ve canlandırma kullanılmaması, travma yaratacak kan ve şiddet içeren fotoğraflara yer verilmemesi” belirtilmiştir. Bilim insanı Gerbner’in medyadaki şiddet haberlerine yönelik raporunda bu tür şiddet yayınlarının şiddeti ve şiddetin kurbanı olmayı meşrulaştırdığını bireyin bilinçaltına yerleştiğini belirtmiştir. KONU İLE İFADE ARASINDAKİ DÜŞÜNSEL BAĞLILIK: Yapılan haberlerde kullanılan dil, uslüp amaca uygun olmalı, kelimeler yapılan haberin amacını aşmamalıdır. Yapılan yorumların aşağılayıcı, kamu oyunu yanıltıcı, tahkir edici olmamasına dikkat edilmelidir. Birçok haberde itham edilen kişiler doğrudan mahkum olarak gösterilmekte, sonrasında beraat etse dahi kamu oyu vicdanında beraat edememektedir. Bir kimsenin suçla itham edilmesi her ne kadar kamuoyunu ilgilendiriyorsa da işlemediği gerçeğinin de kamu oyunu ilgilendiriği unutulmamalıdır. MASUMİYET KARİNESİ ve LEKELENMEME HAKKI: 1982 Anayasası'nın 38. maddesinde "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." yine 15. maddesinde de "Suçluluğu mahkeme kararı ile ıspatlanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmü bulunmaktadır. Yapılan adli haberlerde kişilerin fotoğraflarının açıkça yayınlanması, isimlerinin açıkça ifşa edilmesi masumiyet, suçsuzluk ve lekelenmeme karinesi ve hakkı ile bağdaşmamaktadır. Bu sınırlar herkesi kapsamaktadır. Yapılan haberlerle kişilerin şeref ve onurunun zedelendiği, haberlerin geniş kitlelere ulaşması ile tamiri mümkün olmayan ağır hasarlar meydana geleceği aşikardır. 5271 sayılı Kanun'un 157. maddesinde "Soruşturmalar gizli yapılır" emredici hükmü ile Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade alma Yönetmeliği'nin 27. maddesinde öngörülen "Suçluluğu bir yargı hükmüne bağlanana kadar kişinin masumiyeti esastır ve hazırlık soruşturması gizlidir. Bu nedenle soruşturma safhasında gözaltındaki bir kişinin suçlu olarak kamuoyuna duyurulmasına, basın önüne çıkartılmasına, kişilerin basınla sorulu cevaplı görüştürülmelerine, görüntülerinin alınmasına, teşhir edilmelerine sebebiyet verilemez ve soruşturma evrakı hiçbir şekilde yayınlamaz." düzenlemeleri de Anayasa'a teminat altına alınan aynı mihvalde masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkını düzenleyen hükümlerdir. Davacı ... hakkında verilen hüküm değerlendirildiğinde davacının Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdur ... 'yi darp ettiği iddiasıyla gözaltına alındığı, 09.12.2016 tarihinde tutuklandığı, yapılan soruşturmada araç benzerliği nedeniyle davacının gözaltına alındığının ortaya çıktığını, 12.12.2016 tarihinde de serbest bırakıldığı, 15.12.2016 tarihinde de hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan haberde davacının yüzünün açık bir şekilde verildiği “Manisa manyağı” ibaresinin kullanıldığı, haberin fotoğrafa doğru işaretlendiği, haberin iç sayfasında “serin manyak” ifadesinin kullanıldığı, bu ibarenin de fotoğrafa işaretlendiği görülmüştür. Kullanılan fotoğraflar, ibareler, eleştiri, iddia sınırlarını aşarak davacının toplum nezdinde itibarının sarsılmasına ve küçük düşürülmesine sebebiyet vermiş dolayısıyla masumiyet karinesi ihlal edilmiştir. Bu sebeple davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayız.