Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya İş Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda davanın kısmen reddine karar verildiğini, karara dayalı olarak yaptığı icra takibinde faizin yanlış hesaplandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya İş Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda davanın kısmen reddine karar verildiğini, karara dayalı olarak yaptığı icra takibinde faizin yanlış hesaplandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 7/1/2014 tarihinde Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 14/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 13/3/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 8/4/2014 tarihinde, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası dışında diğer ihlal iddialarına yönelik olarak sunduğu görüş başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 22/4/2014 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya İş Mahkemesinde bir ticaret şirketi aleyhine açtığı davada, 12/7/2001 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin, aylık ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek işçilik alacaklarının ve tazminatlarının en yüksek mevduat faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Başvurucu, 1/3/2006 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmış, alacak ve tazminatların en yüksek mevduat faiziyle tahsilini istemiştir. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde, E.2008/321 sayılı dosyasında açtığı ek davada, bakiye alacaklarının en yüksek mevduat faiziyle ödenmesini talep etmiş, Mahkemece ek dava dosyası, asıl dava dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece, 30/9/2010 tarih ve E.2003/1059, K.2010/359 sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, 400,00 TL aylık ücret alacağı, 079,00 TL fazla çalışma ücreti alacağı, 492,50 TL hafta tatili ücreti alacağı, 133,33 TL bayram tatili ücreti alacağı ve 793,49 TL kıdem tazminatının davalıdan tahsiline, alacak ve tazminatların tamamına dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi yürütülmesine karar verilmiştir. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/11/2013 tarih ve E.2011/37341, K.2013/27913 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Onama kararı, 16/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 5/8/2011 tarihinde Antalya İcra Müdürlüğünün E.2011/8052 sayılı takip dosyasında, Antalya İş Mahkemesinin kararına dayalı olarak, asıl alacaklar ve 679,86 TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamlı icra takibi başlatmıştır. İcra takibine konu miktarın teminat altına alınmış olması nedeniyle Yargıtay Hukuk Dairesince 14/10/2011 tarihinde icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Davalı şirket, 9/9/2011 tarihinde Antalya İcra Hukuk Mahkemesinde başvurucu aleyhine açtığı şikayet davasında, icra takip talebinde alacakların T. Merkez Bankasının belirlediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak tahsil talebinde bulunulduğunu, bankalarca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, faiz oranının yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, 18/5/2012 tarih ve E.2011/936, K.2012/451 sayılı kararla; davanın kabulüne, Antalya İcra Müdürlüğünün E.2011/8052 sayılı icra takibindeki faizin 929,43 TL olarak düzeltilmesine, kararın tefhim tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarih ve E.2012/11152, K.2012/11809 sayılı ilamıyla, uyuşmazlık konusu kısmın 870,00 TL’yi geçmediği ve bu kararın İcra ve İflas Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre kesin olup, temyiz kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine, Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/5/2013 tarih ve E.2013/2205, K.2013/6906 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 19/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 7/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” 5521 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir.” 5521 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:…II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, …”