1. Hukuk Dairesi 2024/1796 E. , 2025/2889 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacı ...'in 123 …
**1. Hukuk Dairesi 2024/1796 E. , 2025/2889 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacı ...'in 123 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1/6 payının tamamını aldığı 60.000,00 TL borca teminat olarak davalı ...'a temlik ettiğini, aralarında sözlü inanç sözleşmesi yaptıklarını, aldığı borcun 40.000,00 TL'sini dava dışı ... ve ..., bir kaç ay sonra faiziyle birlikte geri ödemek şartıyla aldığını, ancak bu parayı aldıktan sonra ... ve ... davalı ... ile iş birliği yaparak ortadan kaybolduklarını, davalı ...'ın neticede 20.000,00 TL bedelle davaya konu taşınmazı sahiplendiğini, bunun üzerine davacıların davalılar hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduklarını, davalı ...'ın ağabeyi olan davalı ...'in, taşınmazı geri alabilmeleri için davacılara yardımcı olacağını söylediğini, davalı ... ile davacı arasında protokol imzalandığını, bu protokol ile davalıların haksız ve tefecilik yoluyla aldıkları taşınmazı tekrar satmayı kabul ve taahhüt ettiklerini, protokole inanarak davacıların şikayetlerinden vazgeçtiklerini, ancak davalı ...'in protokole uymadığı gibi taşınmazın da bedelsiz olarak davalı ...'a devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; diğer davalılarla arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığını, taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve ... vekili; taşınmaz satışının davacı ... ile davalı ... arasında gerçekleştiğini, davalı ...'in taşınmazda hiç malik olmadığını, bu nedenle ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, davacı ...'in Cumhuriyet Savcılığına verdiği beyanında, dava konusu daireyi ...'a satıp parasını tapuda aldığına dair ikrarının bulunduğunu, davacı ...'in daha önce aynı taşınmazla ilgili olarak ..., ... ve ... aleyhine, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/625 Esas sayılı dosyası ile hile hukuki nedenine dayalı olarak açtığı tapu iptali ve tescil davasından feragat ettiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm oluştuğunu, davalılar ile son tapu maliki davalı arasında muvazaa ilişkisi bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur. 3. Diğer davalılar, usulünce tebliğe rağmen davaya cevap vermemişler; aşamada davalı ..., davalı ...'a vekalet vermiş olsa bile davaya konu satış ile bir ilgi ve alakasının bulunmadığını, çünkü vekaletnameyi araç alım-satımı için verdiğini, kendisi ile bir ilgisi olmadığından bu alacağın alım-satım işlemini yapan kişilerden mahsup edilerek kendisinin davalı olarak yer aldığı dosyadan çıkartılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ... ile davalı ... arasında inanç sözleşmesinin bulunduğu, davalı ... dışındaki davalıların ise davalı ... ile el ve iş birliği içerisinde hareket eden ara malik ve temsilciler olduğu, son kayıt maliki olan davalının taşınmazı ediniminin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, taşınmazın tapudaki satış bedelinin gerçek değerinden düşük olmasının tek başına muvazaa olgusunun varlığını ortaya koymayacağı, davacılar yemin deliline dayanmış iseler de muvazaa olgusu yemine konu edilemeyeceğinden, bu hususta davacıya yemin delilinin hatırlatılmadığı, davada bedel isteğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılar... ve ...'in akraba, davalı ...'un ise hemşehrileri olması nedeniyle birbirlerini tanıdıkları,... ve ...'in iş birliği halinde bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği ancak son kayıt maliki olan davalı ...'ın taşınmazı ediniminin iyiniyetli olduğu, her ne kadar davacı yemin deliline dayanmış ise de iyiniyet hususunun yeminle kanıtlanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle yemin delilinin hatırlatılmadığı, temsil hükümlerine göre hareket eden temsilci oldukları anlaşılan davacı ... ve davalı ... yönünden aktif ve pasif ehliyetleri bulunmaması nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiği, bu hususun gerekçede belirtildiği, sonuç itibarı ile ret kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; karar ile gerekçesinin çelişkili olduğunu, davacı tarafından davalı ...'a yapılan devrin irade fesadı bulunduğundan mutlak butlan nedeniyle geçersiz olduğunu, bu durumun iyiniyetli alıcılar dahil herkese karşı ileri sürülebileceğini, davalı ...'ın taşınmazın bedelini ödediğini gösterir delil ibraz edemediğini, ancak bu hususun Mahkemece re'sen incelenmediğini, davalı ...'ın taşınmazı görmeyip vasfını bilmediğini, bu hususlar nedeniyle davalı ... yönünden yemin talepleri olmasına rağmen taleplerinin kabul edilmediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ... ... 123 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1/6 payının tamamını 02.08.2016 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...'ın 05.08.2016 tarihinde davalı ...'a, Mesut'un 26.10.2016 tarihinde davalı ...'a, ... ise 11.05.2017 tarihinde davalı ...'a satış yoluyla devrettiği, üzerinde 6 katlı betonarme yapı olan taşınmazda kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulu olmadığı, davaya konu payın çatı katındaki 6 numaralı daireye karşılık geldiği anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 534,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.