8. Hukuk Dairesi 2014/25677 E. , 2017/3015 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil (Kıyı Kanunu Gereğince Açılan) Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davaya konu ... parsel sayılı taşınmazda, dere yatağı olan kısımlar bulunma…
**8. Hukuk Dairesi 2014/25677 E. , 2017/3015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil (Kıyı Kanunu Gereğince Açılan) Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davaya konu ... parsel sayılı taşınmazda, dere yatağı olan kısımlar bulunmasına rağmen, bu bölümlerin tescil harici bırakılmayıp davalı adına tescil edildiğini açıklayarak, ... parsel sayılı taşınmazın 176,39 m2'lik bölümünün tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, dava konusu parselde dere yatağı bulunmadığını, kadastro tespitinin üzerinden 10 yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle dava açılamayacağını, yarım asır öncesine dayanan tapunun iptalinin tapuya güven ilkesini zedeleyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, bir kısım davalılar ise davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalılardan ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere ilişkin tapu iptal davasıdır. Somut olayda; mahkemece, dava konusu parselin bir kısmının dere yatağı içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkeme tarafından yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; Davacı vekili tarafından delil olarak dayanılan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/26 esas sayılı dosyasından 28.04.2014 tarihinde yapılan keşif sırasında, mahkemece, bilirkişilerden dosya içerisinde bulunan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın belirlemiş olduğu kıyı kenar çizgisi verilerini de dikkate alarak, taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında konumunu belirtir ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmiş ise de, dosyanın incelenmesinden, dosya içerisinde idare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisine ilişkin belgelerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya ibraz edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da, idare tarafından oluşturulmuş kıyı kenar çizgisine ilişkin bir irdelemeye rastlanmamıştır. Her ne kadar, idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi, mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değilse de, idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyon çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerler gözardı edilmemelidir. Ayrıca; keşfin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 364.maddesinde; “Keşif iki taraf usulen davet edildikten sonra vicahlarında ve davete icabet etmedikleri halde gıyaplarında mahkeme veya tahkikat hakimi tarafından yapılır” şeklinde düzenleme mevcut olup, mahkeme tarafından henüz taraf teşkili sağlanmadan ve davalılara keşfe katılma imkan ve süresi tanınmadan keşif icra edilmiştir.