Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1187 E. , 2024/4256 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1187 Karar No : 2024/4256 DAVACILAR : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU:Türkiye Ermenileri Patriğinin seçimine ilişkin esasların düzenlenmesine yönelik 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin "Patrik Adayı Olabilme Şartları" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALA
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/1187 E. , 2024/4256 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1187 Karar No : 2024/4256 DAVACILAR : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU:Türkiye Ermenileri Patriğinin seçimine ilişkin esasların düzenlenmesine yönelik 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin "Patrik Adayı Olabilme Şartları" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından, ... Kilisesi Vakfı Seçim Bölgesinde mukim, Ermeni cemaatine mensup bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, münhal bulunan İstanbul Ermeni Patrikliği makamı için yapılacak seçimde seçmen sıfatıyla oy kullanma hakkına sahip olduğu, 23/09/2019 tarihli 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi'nin “Patrik Adayı Olabilme Şartları” başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dâhil almak” ibaresinin yer aldığı, Lozan Antlaşması, 18/09/1961 tarih ve 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi gibi düzenleyici kuralların hiçbirinde Ermeni Patriğinin sadece belirli bir kilisenin mensupları arasından seçileceğine, diğer kiliselerin mensuplarının aday olmayacağına dair bir hükmün mevcut olmadığı, daha önce yapılan patrik seçimlerinin yönetilmesi amacıyla çıkarılan 1961, 1995 ve 1998 tarihli seçim talimatlarında da böyle bir sınırlamanın bulunmadığı, Türkiye'nin de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 18.maddesinin 22 nolu genel yorumunda cemaatlerin dini liderlerini seçme özgürlüğünün din özgürlüğü kapsamı içinde yer aldığının belirtildiği, yerleşik AİHM içtihatları uyarınca bir dini cemaat içinde belirli bir lideri ya da grubu destekleyen veya cemaati ya da onun bir bölümünü kendi iradesine karşı tek bir liderliğe tabi olmaya zorlayan devlet müdahalelerinin din özgürlüğüne müdahale oluşturduğu, Talimatname ile getirilen “İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus olma” sınırlamasının dini liderlerin seçilmesi konusunda orantılı bir müdahale olmaktan uzak olduğu, dünyanın çeşitli yerlerinde, Talimatnamenin 25. maddesinin diğer bentlerinde Patrik Adayı olabilmek için öngörülen sair şartları karşılayan Ermeni Kilisesi mensubu birçok Episkopos bulunduğu, davalı idarece sadece İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ne mensup episkoposların aday gösterilmesine izin verilmesinin orantılı bir müdahaleden uzak, ermeni patrığinin seçim yoluyla değil, atama yoluyla seçilmesine neden olacak kısıtlayıcı bir uygulama olduğu, böyle bir sınırlamayı haklı gösterecek herhangi bir kamu yararının da bulunmadığı, sadece İstanbul Ermeni Patrikhanesine mensup episkoposların Patrik Seçimine katılmasına izin verilmesinin; aday gösterilmesine izin verilmeyen diğer kilise mensupları nezdinde kırgınlığa ve yeni seçilecek Patrik'e karşı kamuoyu nezdinde güvensizliğe sebebiyet vereceği, getirilen sınırlandırmanın seçme ve seçilme özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmakla kalmayıp Ermeni Cemaatinin kadim gelenek, örf ve adetlerine aykırılık da teşkil edeceği, Anayasa'nın 67. maddesine göre seçilme hakkı ancak kanun ile sınırlanabilecek olduğu halde dava konusu düzenleyici işlem ile seçilme hakkının sınırlandırılmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil edeceği ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI: 1863 tarihli Ermeni Milleti Nizamnamesi’nin yürürlükten kalktığı, Cumhuriyet döneminde seçimlerin bir defaya mahsus talimatnameler uyarınca valilik izni ile yapıldığı, seçimlerin düzenlemesinde en azından yetkili olunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dava konusu Talimatnamenin 25. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki hükmün yeni bir şart olmayıp 1863 tarihli Nizamname’nin 1. maddesinde düzenlenen Ermeni cemaatinin töresinde bulunan bir husus olduğu, bazı dönemler ülkemizde yeteri kadar adayın olmaması nedeniyle bu kuralın esnetildiği, önceki seçimlerde de aday sayısının hiçbir zaman ikiyi geçmediği, patrik seçilecek kişinin patrikhanede bir silsileyi takip ederek elde edilen episkoposlar arasından olmasının sunulacak hizmete de uygun düşeceği, dava konusu düzenlemenin kamu yararına uygun bulunduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ :2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin davacı tarafından iptali istenilen kısımlarının hukuka uygun olduğu dikkate alındığında, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: ... DÜŞÜNCESİ :Dava; İçişleri Bakanlığınca çıkarılan 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesinin "Patrik adayı olabilme şartları" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava dilekçesinde; davacının ... Kilisesi Vakfı seçim bölgesinde mukim, Ermeni cemaatine mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, İstanbul Ermeni Patrikliği makamı için yapılacak seçimde seçmen sıfatı oy kullanma hakkına sahip olduğu, Türkiye Ermenileri Patriği seçiminde; Osmanlı Devleti döneminde çıkarılan 17/03/1863 tarihli Ermeni Cemaati Nizamnamesi, Lozan Barış Antlaşması, 18/09/1961 tarihli, 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Cumhuriyet döneminde seçimlere ilişkin ısdar edilen 1961, 1990 ve 1998 tarihli seçim talimatlarında Ermeni Cemaatinin kendi dini liderlerinin seçiminde hiçbir baskı altında kalmaksızın oy kullanmaları ve seçimin objektif olarak yeterli niteliklere sahip geniş bir aday topluluğu arasından yapılması amacının güdüldüğü, ancak 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesinin dava konusu edilen bendiyle "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” episkoposlar sınıfına dahil olma yolundaki patrik adayı olabilme şartının getirildiği, bu sınırlamaya daha önce yapılan patrik seçimlerine ilişkin talimatnamelerde rastlanılmadığı, patrik adaylığı için öngörülen sair şartları karşılayan Ermeni Kilisesi mensubu birçok episkoposun bulunduğu, AİHM’nin yerleşik içtihatlarına göre, bir dini cemaat içinde belirli bir lideri ya da grubu destekleyen veya cemaati ya da onun bir bölümünü kendi iradesine karşın tek bir liderliğe tabi olmaya zorlayan devlet müdahalelerinin din özgürlüğüne müdahale oluşturduğu; sınırlamayı haklı gösterecek herhangi bir kamu yararının mevcut olmadığı, kısıtlamanın demokratik toplum düzenine, Ermeni cemaatinin kadim gelenek, örf ve adetlerine aykırı olduğu, kanunla düzenlenmesi gereken seçilme hakkının düzenleyici işlemle sınırlandırılmasının anayasaya uygun olmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idarelerin cevap dilekçelerinde; Anayasa Mahkemesinin B.No:2014/174354 kararında; 1863 tarihli Nizamnameden bugüne kadar geçen süreçte yapılan patrik seçimlerinde uygulanan usuller birlikte değerlendirildiğinde mevcut durumda idarenin patrik seçimine ilişkin işlerin en azından düzenlenmesinde bir yetkisinin olduğu kabul edilebileceğinin vurgulandığı, 1863 tarihli Ermeni Milleti Nizamnamesinin İstanbul Ermeni Patriği Seçimi ile İlgili Açıklamalar başlıklı 1. maddesine göre, İstanbul Patriği seçilecek kişinin eskiden beri Patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olması şartının getirdiği, patrik adayı olabileceklerin İstanbul Patrikhanesinden yetişmiş olmak, episkoposluğun, ruhani silkinin İstanbul Patrikhanesi ile ilişki içinde bulunduğu, seçime konu olan patrikliğin İstanbul Ermeni Patrikliği olduğu, 1924 yılından sonra beş seçim (1927, 1951, 1961, 1990, 1998) yapıldığı, son üç seçimin 18/09/1961 tarihli, 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu kararı esas alınarak bir defaya mahsus ve geleceğe dair hiçbir yükümlülük içermeyen İstanbul Valiliğince yayımlanan talimatnameler kapsamında yapıldığı, İstanbul Valiliğince dava konusu kuralın Nizamnameye, Lozan Barış Antlaşmasına, Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere uygun şekilde düzenlendiği, Ermeni cemaatinin gelenek ve görenekleri çerçevesinde Patrik seçimi yapılabilmesi, seçim sürecinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi, din ve vicdan özgürlüğü kapsamında kamu yararı gözetilerek hazırlandığı savunulmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde; Türkiye Ermenileri Patriği Seçimi, Patrikhanenin organları, bu organların işleyişleri, Patrikhane bünyesinde bulunan hayri ve sosyal birimlerin işleyişleri ile Kudüs Patrikliğine dair düzenlemeler 1863 tarihli Nizamname-i Milleti Ermeniyan ile kez yazılı hale getirilmiştir. Nizamnamenin 1. maddesinde; patrik olarak seçilecek kişinin Ermeni toplumunun bütün meclislerinin başkanı ve yürütme gücünün sahibi, özel durumlarda Osmanlı Devletinin kanunlarının uygulayıcısı olduğu, patrik adayının bütün Ermeni toplumunun güvenini, itibarını kazanmış olması ve her yönüyle bu makama layık olacak özelliklerde, haysiyetli ve eskiden beri patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olmasıyla birlikte Osmanlı Devletinin de tam emniyet ettiği kişilerden ve en az babasından beri Osmanlı uyruğundan bulunması ve otuz beş yaşını tamamlamış olması gerektiği belirtilmiştir. Nizamnamenin 2. maddesinde; patriğin ölümü ve istifası ya da sair sebeplerle patriklik makamının boşalması durumunda Ruhani ve Cismani Meclislerin birleşip bir kaymakam seçeceği ve onaylanmasını Babıali'den isteyeceği, İstanbul patriğinin Genel Meclis tarafından seçileceği ancak Ruhani ve Cismani Meclislerin seçilecek kişilerin hak ettikleri dinî derecelerinin ve isimlerin yer aldığı bir liste düzenleyerek oylarını açıklamaya haklarının bulunduğu kuralı yer almış ve 3. fıkrasında: [İçişleri Bakanlığının savunma dilekçesi ekinde sunulan metinde] “Şöyle ki, Patrik vekilliği makamı, Padişahça himaye edilen yerlerde bulunan bütün episkoposların isimlerini gösterir bir sıra defter düzenlenmesi ile bunların 1. madde gereğince seçilmeyi hakkediş yönleri, her birinin önüne işaret eder ve anılan defteri Ruhani Meclise sunar. Bu meclis tarafından Genel Ruhani Meclis davet olunarak yeterli oyla aşağıda olduğu gibi bir sıra isim defteri düzenlenir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Nizamnamede; Patrik olarak seçilecek kişinin Ermeni toplumunun bütün meclislerinin başkanı ve yürütme gücünün sahibi, özel durumlarda kanunların uygulayıcısı olarak tanımlamakta; Patrik Adayının bütün Ermeni toplumunun güvenini, itibarını kazanmış olması ve her yönüyle bu makama layık olacak özelliklerde ve eskiden beri patrikliğe mahsus olan episkopos sınıfından olması şartını da ararken, bu episkoposların Padişahça himaye edilen yerlerde bulunması yeterli görülmüş, İstanbul ile sınırlanması olması yoluna gidilmemiştir. Lozan Barış Antlaşması’nda Ermenilerle ilgili özel hükümler bulunmamaktadır. Ermenilerin statüsü, diğer Müslüman olmayan azınlıklar gibi Antlaşmanın 37. ve 45. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Antlaşmanın [İçişleri Bakanlığının savunma dilekçesi ekinde sunulan metinde] 37. maddesinde: “Türkiye, 38'den 44'e kadar olan maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar [Les Lois fondamentales] olarak tanınmasını ve hiç bir yasa, hiç bir yönetmelik ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve hiç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin ve hiç bir resmi işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlenir.”, 42. maddesinde: “Türkiye Hükümeti Müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların sözü geçen azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun her türlü hükümleri koymayı kabul eder. … Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların, Kiliseleri, Havralara, mezarlıklara ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye'de bulunan Vakıflarına ve dinsel ve yardım her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri teki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıkları esirgemeyecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Osmanlı Devleti döneminde ferman ile kurulmuş olan Ermeni Patrikliğinin idaresi, kendi örf ve adetleri ile teamüllerine göre yürütülürken 1863 Nizamnamesi ile hukuki metin haline getirilmiştir. Lozan Antlaşması ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde, Nizamname yürürlükten kalkmakla birlikte Antlaşma hükümleri ve taahhütler çerçevesinde, müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların sözü geçen azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi taahhüt edilmiştir. Cumhuriyet Döneminde 1927, 1951, 1961, 1990 ve 1998 yıllarında Türkiye Ermenileri Patrik Seçimi yapılmış; 1961 tarihli Tarihli Talimatnamenin 23. maddesinin 1. fıkrasında Patrik namzeti listesine dahil edilecek ruhanilerin haiz olması gereken şartlar arasında “Episkoposluk rütbesine haiz olmak” sayılmış ve 1990 ve 1998 tarihli Patrik Seçimi Talimatnamelerinin 23. maddesinde aynı şekilde yer verilmiştir. 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi ile episkoposlar sınıfına dahil olanların Patrik Adayı olabilmesi, başka bir ifadeyle seçilme hakkı kazanabilmesi ancak "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus” episkoposlar sınıfına dahil olmasına bağlanmıştır. Anayasanın “Din ve vicdan hürriyeti” kenar başlıklı 24. maddesinde; “Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. ... Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz." kuralı yer almaktadır. Anayasanın 13. maddesine göre de temel hakların sınırlandırılması için mutlaka kanuna ihtiyaç vardır. Patrik Adayı olabilme koşullarına ilişkin olarak Talimatname kanunla sınırlama ölçütünü karşılamamakla birlikte, uyuşmazlığa konu edilen kuralın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı (Anayasa Mahkemesi B.No:2014/174354 kararında da bu yönde değerlendirme yapmaktadır) ve Lozan Antlaşmasında tanınan hususlar çerçevesinde düzenlenip düzenlenmediği yönlerinden ele alınması gerekmektedir. Davalı idare tarafından, patrikliğin İstanbul Ermeni Patrikliği olduğu, dolayısıyla İstanbul Ermeni Patriği seçiminde aday olabilme şartı olarak İstanbul Patrikhanesinden yetişmiş olmak, episkoposluğun, ruhani silkinin İstanbul Patrikhanesi ile ilişki içinde bulunmasını öngören düzenleme yapıldığı belirtilmektedir. Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan Ermeni Patrikliğine ait uygulamaların 1863 yılında çıkarılan Ermeni Milleti Nizamnamesinde [Anayasa hukuku açısından, Osmanlı Devleti döneminde kullanılan Millet kavramının müslüman olmayan azınlıkları ifade etmek için kullanıldığı, 20. yüzyıl ile birlikte Millet kavramı kullanımının farklı anlam taşıdığı göz ardı edilmeden] ifadesini bulan İstanbul Ermeni Patrikliği seçiminin, Lozan Antlaşmasında müslüman olmayan azınlıkların dini konudaki sorunlarının azınlıkların kendi törelerine göre çözülmesi ilkesi, demokratik toplumun gereklerinden olan din ve vicdan özgürlüğü ile seçme ve seçilme hakkı ile birlikte ele alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerekmektedir. İstanbul Patrikliği seçiminde; Nizamnamede seçmen olan kişilerin ve seçim çevresinin İstanbul’da yerleşik olanlarla sınırlandırılmadığı gibi seçilme yeterliliği açısından aranan şartlar arasında episkoposluğun İstanbul Ermeni patrikhanesi mahsus kılınmadığı, “Padişahça himaye edilen yerlerde bulunan bütün [episkopos] isimleri” yazılarak seçim sürecinin başladığı, seçilen Patriğin üstlendiği görevin Ermeni toplumunun bütün meclislerine ve bütün Ermeni toplumuna yönelik olduğu, meclislerin İstanbul dışından da seçilerek oluşturulduğu ve hatta seçim sonucu hükümete sunulup sonrasında İrade-i Seniye alınarak atanan Patrik taşrada ise, Nizamnamenin 4. maddesine göre özel çağrıcı aracılığıya çağrı yazısı gönderilmesi şeklinde ifadesini bulduğu üzere, İstanbul’da bulunmayanlar arasından da seçilmesinin örf ve adetler ile gelenekler arasında yer aldığı; Cumhuriyet dönemindeki Talimatnamelerde de İstanbul dışından episkopos seçilmesine engel olacak bir düzenleme yapılması yoluna gidilmediği görülmekte olup; bu oluş çerçevesinde, din ve vicdan özgürlüğüne konu olan bir alanda, seçilme hakkının yer bakımından kısıtlanmasını haklı kılacak kamu düzenini etkileyen, kamu yararını gerektiren hukuksal bir neden gösterilmeden tesis edilen düzenleyici işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenleyici işlemin iptali düşülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 84. Türkiye Ermenileri Patriği... (... ...) 08/03/2019 tarihinde vefat etmiştir. Patrikhane tarafından ... Valiliğine yapılan ... tarihli başvuru ile .... Türkiye Ermenileri Patriği seçiminin başlatılması istenilmiştir. Bunun üzerine yeni Patrik seçimine ilişkin esasları düzenleyen 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi hazırlanmıştır. Ermeni cemaatine mensup davacı tarafından, 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi’nin 25. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istemiyle 31/10/2019 tarihinde bakılan dava açılmıştır. 07/12/2019 tarihinde ruhani delege seçimi; 08/12/2019 tarihinde sivil delege seçimi ve 11/12/2019 tarihinde ise Patrik seçimi yapılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Lozan Antlaşması’nda Ermenilerle ilgili özel hükümler bulunmamaktadır. Ermenilerin statüsü, diğer Müslüman olmayan azınlıklar gibi Lozan Antlaşması’nın 37. ve 45. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Türkiye Ermenileri Patriği Seçimi, Patrikhanenin organları, bu organların işleyişleri, Patrikhane bünyesinde bulunan hayri ve sosyal birimlerin işleyişleri ile Kudüs Patrikliğine dair hükümler 1863 tarihli ve 99 maddeden ibaret Nizamname ile düzenlenmiştir. Anılan Nizamname'nin 1. ila 7. maddelerinde patrik seçimine ilişkin hükümler yer almaktadır. Nizamname, Müslümanları bir millet, diğer gayrimüslim topluluklardan her birini de ayrı milletler olarak kabul eden Osmanlı millet sistemi esas alınarak düzenlenmiştir. Nizamname'nin 1. maddesinde, "Dersaadet Patriği intihab olunacak zat bilcümle millet meclislerinin riyasetini ve kuvve-i icraiyyesini haiz olarak ahval-i mahsusada devlet-i aliyyenin vasıta-i tenfiz-i ahkamı olduğundan umum milletin emniyet ve itibarını calib olmak içün her ne cihetle bu makama layık olacak evsaf ve haysiyet ile muttasıf ve ez-kadim patrikliğe mahsus olan piskoposların sınıfından bulunmasıyla beraber devlet-i aliyyenin dahi emniyet-i kamilesine şayan zevatdan ve la-ekal pederinden beri asl-ı tebea-i devlet-i aliyyeden bulunması ve otuz beş yaşını tekmil etmiş olması lazımdır." düzenlemesine; 2. maddesinde, "Patriğin vefatı ve istifası cihetiyle veyahut esbab-ı saireye mebni patriklik makamının halli vukuunda ruhani ve cismani meclisleri birleşerek kaimmakamlık etmek üzere bir zata karar verip tasdikini Babıaliden istida eder. Dersaadet patriği meclis-i umumide intihab olunur fakat ruhani ve cismani meclislerinin intihab olunan zevatın derece-i istihkaklan hakkında bir kıta esami defteri tanzimiyle beyan-ı rey etmeye hakları vardır..." düzenlemesine yer verilmiştir. Cumhuriyet Döneminde, 2019 yılındaki seçime kadar; 1950, 1961, 1990 ve 1998 yıllarında olmak üzere dört defa Türkiye Ermenileri Patrik Seçimi yapılmıştır. Bu seçimlerde uygulanan prosedür özü aynı kalmakla beraber günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. 18/09/1961 tarih ve 5/1654 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bir defaya mahsus olarak ve atiye ilişkin hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek üzere yürürlüğe giren Patrik Seçimine İlişkin Talimatname, 1990 ve 1998 tarihli Patrik seçimlerinde de aynen uygulanmıştır. Cumhuriyet Döneminde gerçekleştirilen son iki seçimde İçişleri Bakanlığına, Patriklik seçimi yapılacağı bildirilmiş, bu bildirimle birlikte seçimde 1961 tarihli söz konusu Talimatname'nin kullanılacağı da ifade edilmiştir. Son iki seçimde İçişleri Bakanlığı, bahse konu Bakanlar Kurulu kararı gereğince Talimatname'nin uygulanmasının uygun olduğunu bildirmiştir. Söz konusu Talimatname'nin 1. maddesinde, "Münhal bulunan Türkiye Ermenileri Patrikliği makamı için yapılacak olan yeni patrik seçimi işbu talimatname ile tespit olunan esaslar dairesinde icra edilecektir..." düzenlemesine; 23. maddesinde, "Patrik namzedi listesine dahil edilecek ruhanilerin aşağıdaki şartlara haiz olmaları lazımdır. a) Babadan Türk olmak. b) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak. c) Episkoposluk rütbesine haiz olmak. d) 35 yaşını ikmal etmiş bulunmak. e) Mahkumiyet ve amme hizmetinden memnuiyet gibi, seçilmeye mani halleri bulunmamak. f) Patriklik vazifesini layıkile yapabilecek iktidar ve ehliyette bulunmak." düzenlemesine, 27. maddesinde, "Oyların ekseriyetini kazanan namzet Türkiye Ermenileri Patriği add ve ilan olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu 2019 Yılı Patrik Seçim Talimatnamesi'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu talimatnamenin amacı münhal bulunan İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı için yapılacak yeni Patrik seçimine ilişkin esasların düzenlenmesidir."; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bakanlar Kurulunun 18/09/1961 tarih ve 5/1654 sayılı Kararnamesi çerçevesinde hazırlanan bu talimatname bir defaya mahsus olmak ve geleceğe ait hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek kayıt ve şartıyla İstanbul Ermeni Patriği II. Mesrob Mutafyan'ın 08/03/2019 tarihinde vefat etmesi üzerine boşalan İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı, Ruhani Meclisi, sivil ve ruhani delege seçimini/seçimlerini kapsar." düzenlemelerine, "Patrik Adayı Olabilme Şartları" başlıklı 25. maddesinde, "Patrik adaylarında aşağıdaki şartlar aranır: a. Babadan Türk olmak, b.Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin itimadına mazhar olmak, (Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine siyasi söylem ve eylemlerde bulunmak gibi devletin güven ve itibarını sarsacak faaliyetlerde yer almamak.) c. İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak, ç. 35 yaşını ikmal etmiş bulunmak, d.Mahkûmiyet ve amme hizmetinden memnuiyet gibi seçilmeye mani halleri bulunmamak. e.Patriklik vazifesini layıkıyla yapabilecek iktidar ve ehliyette bulunmak." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava konusu Talimatname'nin 25. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) Bendinin İncelenmesi: Talimatname'nin 25. maddesinde, Patrik adayı olabilme şartlarının düzenlendiği, anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan şartlardan birisinin de "İstanbul Ermeni Patrikhanesine mahsus episkoposlar sınıfına dahil olmak" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, söz konusu düzenlemeler ile özetle, Patrik adaylığının kısıtlandığı, yurt dışından aday olunmasının engellediği, daha önceki düzenlemelerde yer almayan bir kural getirildiği iddia edilmektedir. Türkiye Ermenileri Patriğinin seçimine ilişkin mevzuat düzenlemesi 1863 tarihli Nizamname ile başlamış, Cumhuriyet Döneminde ise esaslı bir düzenleme 1961 yılındaki seçimlerde yapılmış, 1961 tarihli Talimatname'nin bir defaya mahsus olarak ve atiye ilişkin hiçbir hukuki hüküm ifade etmemek üzere hazırlandığı vurgulanmış, sonraki seçimlerde de benzer uygulamalara devam edilmiş ve son olarak dava konusu 2019 tarihli Talimatname yürürlüğe konulmuştur. Günümüze kadar geçen süreçte, söz konusu seçimlere ilişkin yasal bir düzenleme ise yapılmamıştır. Ermeni cemaatinin gelenekleri de dikkate alınarak hazırlanan seçim talimatnameleri, günün koşulları da gözetilerek, geleceğe ilişkin hiçbir şekilde hukuki hüküm ifade etmemek üzere hazırlanmıştır. Söz konusu seçim usûllerine yönelik genel kurallar koyan herhangi bir uluslararası metin ya da kanun metni de bulunmamaktadır. Buna göre, İstanbul Ermeni Patrikliği Makamı için yapılacak seçimin dünya genelinde yaşayan Ermenileri kapsamadığı, yalnızca Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaatine mahsus olduğu, Patrik seçilecek kişinin görev yapacağı patrikhanede bir silsileyi takip ederek episkoposluk unvanını kazanmasının ve 1863 tarihli Nizamname'nin 1. maddesinde ifade edildiği üzere Ermeni cemaatinin başkanı olmasının yanı sıra Türk (Osmanlı) devletinin kanunlarının uygulayıcısı olan Patriğin, ülkemizin sosyal, idari yapısını bilmesinin gerek Türk toplumu ve devleti gerekse Türkiye'de yaşayan Ermeni cemaati ile ilişkilerinin sağlıklı olması bakımından önem arz ettiği dikkate alındığında; adayların "İstanbul Ermeni Patikhanesine mahsus episkoposlar" arasından belirleneceğini öngören, başka bir ifadeyle aktarılan zorunlu toplumsal ihtiyaçları ve kamusal yararı gözeten dava konusu kuralda, dayanağı mevzuata, din özgürlüğüne, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu Talimatname'nin 23. maddesinin, 25. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile 29. maddesinin son fıkrasının iptali istemiyle açılan bir başka davada Danıştay Onuncu Dairesinin 30/05/2023 tarih ve E:2019/11710, K:2023/2882 sayılı davanın reddi yolunda verilen kararının davacılar tarafından temyizi üzerine anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/10/2024 tarih ve E:2023/3125, K:2024/1960 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacının üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.