(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/11035 E. , 2011/11519 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/11035 E. , 2011/11519 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının ve aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine. 2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalının maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne bilirkişi tarafından hesaplanan maddi zarardan %20 hakkaniyet indirimi ve kurumca tahsis yoluyla ödenen miktarın düşülmesi ile 26.668,04TL maddi ve 3000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Dosya içerisindeki kayıt ve belgelerin incelenmesinde;22.9.2005 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği,kazalının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %6.1 olduğu,iş güvenliği uzmanlarından alınan ve birbirini destekleyen raporlarda davalının %65 oranında davacının ise %35 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği,10.8.1965 doğumlu olan davacının kaza tarihinde 40 yaşında olup PMF yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 29 yıl 8 ay olduğu,hesap raporunda davacının aktif ve pasif çalışma dönemlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek muhtemel yaşam sonu olan 22.5.2035 tarihine kadar hesap yapıldığı anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağını Borçlar Kanunu'nun 43.ve 47. maddeleri oluşturmaktadır. Borçlar Kanunu'nun 43.maddesinde maddi tazminatın belirlenmesinde, hakime, kimi görevler yanında, geniş bir takdir hakkı tanımıştır. Böylece gerçekçi ve adil bir sonuca ulaşmak amaçlanmıştır. Uygulamada, kabul edildiği üzere; maddi tazminat hesapları, bilinen bir takım veriler yanında, varsayımlara da yer vererek bir sonuca ulaşır. Gerçi, insan yaşamının kutsallığı, beden ve ruh sağlığının korunması ve bu alanda uğranılan zararların, hiç bir şekilde para ile karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülebilirse de, hukuk sisteminin başka bir giderim yöntemi öngörmemiş olması karşısında, zorunlu bu tür bir hesaplama yoluyla, zarara uğrayanın tatmini sağlanmaya çalışılmaktadır.İşte, hakim, bu tür davalarda, sonuca ulaşırken, hesaplamaya ilişkin, maddi unsurları, tarafların kusur durumlarını, sorumluluğa ilişkin temel hukuk ilke ve esasları yanında, tarafların, sosyal ve ekonomik koşullarını hep birden değerlendirmek zorundadır. Maddi tazminatın, hiç bir zaman zenginleştirme aracı olmadığı ve özendirici nitelik göstermemesi gereği göz ardı edilmemeli ve bu arada, sözü edilen tazminatın bir tarafın zararını karşılarken, diğer tarafın, ekonomik veya ticari hayattan silinmesini gerektirecek boyutlara ulaşması önlenmelidir. Bu nedenle, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmalı, zararı ödemekle yükümlü işverenin iş hacmi, işletmesinin büyüklüğü, kaç işçi çalıştırdığı saptanmalı, tazminatın sonuçlarına katlanıp katlanamayacağı yönünde ön bilgiler toplanmalıdır. Kısaca, tazminat belirlenirken bunun toplumda yaratacağı olumsuz durumlar göz ardı edilmemeli ve toplumsal denge ve çıkarlar da korunmalıdır. Bu durumda hakim toplayacağı kanıtlar sonucu gerektiğinde B.K'nun 43.maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanmak suretiyle, hakkaniyete uygun indirim yoluna gitmeli ve tazminat belirlenmenin gerçekçi niteliğini ortaya koymalıdır. Borçlar Kanunu'nun 47. maddesinde ise hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması,zarar uğrayanda bir huzur duygusu oluşturmalı, niteliği gereği bir ceza olmadığı gibi mamelek hukuna ilişkin bir zararında karşılanmasını amaç edinerek zarara uğrayan için bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda tarafların hal ve mevkiine, işverenin %65 oranında kusurlu bulunmasına ve hüküm altına alınan tazminatın ödenmesi halinde işverenin müzayakaya düşmeyeceğinin anlaşılmasına göre, dava konusu olayda Borçlar Kanununun 43. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddeye dayanılarak maddi tazminattan indirim yapılması ayrıca davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek az tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 28.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.