(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11915 E. , 2006/13778 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.4.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar i…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11915 E. , 2006/13778 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.4.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 78 parsel sayılı taşınmazın babası ... oğlu ... ... ...’ya ait olduğunu ancak tapu kaydında baba adının “...” olarak geçtiğini ileri sürerek kayıt malikinin baba adının “...” olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir. Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır. Somut olayda da, davacı 78 parsel sayılı taşınmaz maliki miras bırakanının “...” olan baba adının “...” olarak düzeltilmesini istemiştir. Tapu kaydında malik ismi “... oğlu M.... ...” olarak geçmektedir. Mahkemece taşınmazın tapu kaydı incelenmiş, Kadastro Müdürlüğünce taşınmazın kadastro tespit tutanağının yerinde bulunamadığını bildirilmesi nedeniyle tutanak incelenememiştir. Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile zabıta araştırması yapılmış, ... oğlu M. ... ...’ın tanındığı ve ölü olduğu saptanmıştır. Dinlenen tanıklar davacının babasının baba adının ... olduğunu beyan etmişlerdir. Ancak Nüfus Müdürlüğünden gelen kayıtlarda tapu kayıt malikinin kardeşi “... oğlu ... ...” isimli bir kişinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kayıt malikinin davacının babası olan “... oğlu ... ... ...” mı yoksa onun kardeşi olan “... oğlu ... ...” mı olduğu hususunda bir tereddüt ortaya çıkmaktadır. Tapuda isim düzeltim davalarında düzeltme yoluyla mülkiyet nakline sebebiyet verilmemiş olması davanın temel özelliğidir. O halde mahkemece yapılacak iş, kadastro tutanaklarının temini için yeniden kadastro müdürlüğü aracılığı ile araştırma yapması, ... oğlu ... Adaklının mirasçılarını dinlemesi, gerekirse taşınmaz başında keşifte yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurmak olmalıdır. Tüm bu olgular üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulü doğru değildir. Karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.