Başvuru, kanun yolu aşamasında ortaya çıkan olguların bu aşamada verilen kararda değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kanun yolu aşamasında ortaya çıkan olguların bu aşamada verilen kararda değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç Başvurucu 1967 doğumlu olup Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesinde (İdare) öğretim üyesi olarak profesör kadrosunda görev yapmaktadır. Başvurucu ayrıca mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde hekimlik faaliyeti yürütmektedir. İdare 19/11/2014 tarihli ve 6569 sayılı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesini dayanak göstererek 2015 yılı Ocak ayından itibaren başvurucuya üniversite ödeneğini ve ek ödemeleri ödememiştir. Başvurucu 2547 sayılı Kanun'un geçici maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması, idari işlemin iptali ve yapılmayan ödemelerin yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesi talebiyle 16/3/2015 tarihinde dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde, ödeme yapılmamasına dayanak olarak gösterilen düzenlemenin Anayasa'ya açıkça aykırı olduğunu vurgulamıştır. Manisa İdare Mahkemesi (Mahkeme) Anayasa'ya aykırılık iddiasını yerinde görmemiş ve işin esasına geçerek 29/2/2016 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"Uyuşmazlığın yasal dayanağı olan 2547 sayılı Yasa'nın geçici maddesi uyarınca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel sağlık kuruluşlarında çalışmakta olanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmeyeceği açık olup; Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunduğu, bu sebeple davalı idare tarafından, davacının maaş ve ek ödemesinden kesinti yapılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuk ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, davacının, hukuka aykırı olmayan işleme dayanan tazmin talebi de yerinde görülmemiştir." Başvurucu, kanuni düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek karara karşı istinaf itirazında bulunmuştur. (Kapatılan) Manisa Bölge İdare Mahkemesi 25/5/2016 tarihinde kararı usul ve hukuka uygun bularak itirazı oybirliğiyle reddetmiştir. İstinaf itirazının reddi üzerine başvurucu 13/6/2016 tarihinde karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 21/9/2016 tarihli ve 29834 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 22/6/2016 tarihli ve E.2016/13, K.2016/127 sayılı kararı ile 2547 sayılı Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: “ Mesai saatleri dışında çalışan öğretim üyelerine ödenmeyen ve yukarıda değinilen 'üniversite ödeneği', 'ek ödeme' ve 'sağlık hizmetleri tazminatı' ödemeleri mahiyetleri itibariyle fazla mesai ya da performans karşılığı verilmemekte anılan ödemelere hak kazanılması için 'öğretim üyesi' sıfatına sahip olmak yeterli bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle öğretim üyesi sıfatını haiz bütün akademik personel, kanunda öngörülen diğer şartları taşımak kaydıyla, söz konusu ödemelere, aylıklarını oluşturan diğer unsurlarla birlikte hak kazanabilmektedirler. Bu bağlamda, çalışmakta oldukları kadronun kanuni yükümlülüklerini yerine getiren, görev, yetki ve sorumluluklarını ifa eden öğretim üyelerinin, hukuk sisteminin tanıdığı bir imkândan yararlanarak mesai saatleri dışında çalışmaya devam etmeleri nedeniyle çalışma koşullarının kurallarda belirtildiği şekilde özlük hakkı kapsamındaki bazı ödemeler bakımından sınırlandırılarak aynı hak ve yükümlülüklere sahip öğretim üyeleri arasında farklılaşmaya gidilmesi ve kurallarda öngörülen bazı ödemelerden tamamen yoksun bırakılmaları ölçülü kabul edilemeyeceği gibi hakkaniyete de uygun değildir.” İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi (İstinaf Mahkemesi) 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun mülga maddesinde yazılı nedenlerin hiçbirine uymadığı gerekçesiyle karar düzeltme istemini oyçokluğuyla 25/11/2016 tarihinde reddetmiştir. Karşıoy yazısında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının karardan önce açılan ve henüz sonuçlanmayan bu davaya da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar 15/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde bireysel başvuru sonrası süreç özetle şu şekildedir: Başvurucu 5/1/2017 tarihinde, karar düzeltme talebinin reddine dair kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunmuş; kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirtmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi (Daire) 18/9/2017 tarihinde kanun yararına temyiz istemini yerinde görmüş ve karar düzeltme isteminin reddi kararını hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur. Daire, kararında 2547 sayılı Kanun'un geçici maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle tesis edilen işlemin hukuki dayanağının kalmadığına işaret etmiştir. Başvurucu 26/11/2014 ile 21/9/2016 tarihleri arasında ödenmeyen üniversite ödeneği ve ek ödemelerin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca ödenmesi için İdareye başvurmuştur. İdarenin reddi üzerine başvurucu 29/5/2017 tarihinde işlemin iptali ve ödemelerin yasal faiziyle birlikte tahsili talepli dava açmıştır. Manisa İdare Mahkemesi 23/11/2017 tarihinde, dava konusu işlemin iptaline ve 26/11/2014-21/9/2016 tarihleri arasında başvurucunun mahrum kaldığı üniversite ödeneği ve ek ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte İdareden tahsiline karar vermiştir. İdare, karara karşı istinaf itiraz yoluna başvurmuştur. İstinaf Mahkemesi, itiraz edilen dava dosyası ve konuya ilişkin bölge idare mahkemeleri kararları arasındaki farklılıkların giderilerek içtihadın birleştirilmesi için Danıştay Başkanlığına başvurulduğunu belirtmiş ve bu nedenle Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca bir karar verilinceye kadar dava dosyasının bekletilmesine 24/4/2018 tarihinde karar vermiştir. Bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla söz konusu dava derdesttir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/4/2015 tarihli ve E.2013/826 K.2015/1654 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:"...Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz.Diğer yandan, Anayasanın maddesine göre yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerekmektedir." Danıştay İkinci Dairesinin 18/6/2019 tarihli ve E.2019/573 K.2019/3958 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:"Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce, dava konusu işlemin tesis edildiği ve hatta davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuatta, yargı kararlarının gereğinin dava konusu edilen kadronun boş olması halinde bu kadroya, boş olmaması halinde ise aynı kurumda kazanılmış hak aylık derecesine uygun başka bir kadroya atanmak suretiyle yerine getirileceğinin hüküm altına alındığı ve anılan hükmün dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin 02/10/2014 günlü, E:2014/149, K:2014/151 sayılı kararı ile iptal edildiği gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmiş ise de; dava konusu işlemin dayanağı olan yasa maddesinin, mahkemenin karar tarihinden sonra, ancak yargılama süreci henüz sonuçlanmadan önce 25/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanaktan yoksun hale geldiği açıktır.Ayrıca Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmelerinin, Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırılık oluşturacağında kuşku yoktur....Bu durumda; davacının İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kadrosunun dolu olduğu gerekçesiyle İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcılığı kadrosuna devam etmesi gerektiğinden bahisle başvurusunun reddine ilişkin 29/05/2014 günlü, 104718 sayılı işlemin dayanağı olan yasa maddesinin, mahkemenin karar tarihinden sonra, ancak yargılama süreci henüz sonuçlanmadan önce, 25/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanaktan yoksun hale geldiği görüldüğünden, söz konusu işlemin iptali istemini reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır."