T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/818 KARAR NO : 2025/1785 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2021/176 E. 2023/198 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.12.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.03.2023 tarih 2021/176 E. 2023/198 K. sayılı kararın Dairemi…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/818 KARAR NO : 2025/1785 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2021/176 E. 2023/198 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.12.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.03.2023 tarih 2021/176 E. 2023/198 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacıya ait davalı nezdinde kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gördüğünü, davalının zararı karşılama yükümlülüğü bulunduğunu, başvurunun sonuçsuz kaldığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik hasar ve ikame araç bedeli bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde genişletilmiş kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, karşı taraf talep edilen evrak ve bilgiyi ulaştırmadığı için ödeme yapılamadığını, hasarın karşılanmadığı beyanı doğru olmadığını, hasar incelemesi ve ödemesi yapılması için talep edilen belgelerin şirkete teslim edilmediğini, davalının temerrüde düşmediğini, sigortalının kasko genel şartlarından doğan gerekse poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava konusu olaya uygulanması gereken faiz yasal faiz olduğununu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait davalı ... A.Ş. ne sigortalı olduğu, tazminata konu aracın hasar onarım bedelinin yedek parça, işçilik ve kdv dahil iskontosuz 73.774,90-TL, aracın rayiç değerinin 54.500,00-TL olduğu, hasar bedelinin rayiç değerinin % 50’sini aşması nedeniyle onarımının ekonomik olmayacağı, bu nedenle pert-total ışlemıne tabı tutulması gerektiği svotaj bedelinin 18.500,00-TL pert-total işlemine tabi tutulduğunda gerçek zararının araç davalı sigorta uhtesinde kaldığı kabul edildiğinde bakiye zararın 36.000,00-TL olacağı, yapılan piyasa araştırmasında, davaya konu aracın kaza tarihinde aynı özellikteki muadil benzerinin günlük 150 TL/gün bedele kiralanabileceği, buna göre davaya konu aracın pert edilmesi nedeniyle yeni bir aracın temini esnasında ortaya çıkacak ikame araç bedelinin (25 gün x 150 TL/gün) toplam 3.750,00-TL olduğu, meydana gelen kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, talep edilen zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan hasar kaybı ve ikame araç zararından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin 11.02.2019 tarihinde temerrüde düştüğü, sigortalı araç ticari araç olduğundan temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerektiği, duruşmada ise ayrıca aşkın zarar ve otopark ücretine ilişkin taleplerinin de olduğu, bu taleplerine ilişkin usulüne göre açılan dava bulunmadığı belirtilerek; davacının aşkın zarar ve otopark ücretine ilişkin talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, hasar ve ikame araç bedeli davasının ise kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini, talep edilen evrak ve bilgiyi ulaştırmadığı için davalı tarafça ödeme yapılamadığını, davacı sigortalının eksik evrak ile ödeme beklediği ve yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının çekme belgesi ve diğerleri gibi gereken evrakı şirkete teslim etmediğini, hasar incelemesi ve ödemesi yapılması için talep edilen belgelerin şirkete teslim edilmesinin sigortalının yükümlülüğünde olduğunu, davalının temerrüte düşmediğini, dava konusu alacak yönünden talep edilebilmesi gereken zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığını, 21.01.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde vuku bulan hasar nedeniyl 11.03.2021 tarihinde dava açıldığını, duruşmadaki beyanlar ile talep edilen kalemler yönünden dava red edilerek davalı lehine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ikame araç için parasal değerde bir tazminat ödemesi yapılamayacağını, bilirkişi raporunda hasar tespiti yapılmadan sigortalı aracın pert hale geldiği kabul edildiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili, istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf dilekçesinin reddini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Toplanan tüm bu deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasarın yerleşik uygulamda benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, aracında oluşan zarar dolayısıyla davacın kasko sigorta poliçesi kapsamında hasar ve makul süre boyunca aracın kullanılamaması nedeniyle ikame araç bedeli tazminatına hak kazanmasınına, aracın hasarlı ve hasarsız ikinci el ve svotaj bedelinin piyasa rayiçlerine göre tespit edilmesine, anılan zarar kalemlerinin benimsen ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.),aracın tamirinin ekonomik olmaması nedeniyle pert kabul edilerek sovtaj bedelinin aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç bedelinden indirilmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanmasına, aracın kaza nedeniyle pert olarak değerlendirilmesi gözetilerek aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir aracın satın alması için geçecek makul süre üzerinden araç mahrumiyeti zararı belirlenmesine (Yargıtay 17 HD'nın 09.02.2021 tarih ve 2020/1733 E - 2021/1009 K.), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50/2. maddesi gereğince davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakimin zararı tespit edebilecek olmasına (Yargıtay 4. HD'nin 22.09.2022 tarih ve 2021/26777 E. - 2022/11236 K. ), mal sigortalarından olan kasko sigortasında asıl olanın zarar bedelinin tamamen karşılanması olmasına, hasar ve ikame araç bedelinin poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının ve davacının ihbar yükümlülüğüne kasten ayrkı davrandığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, bakiye miktarın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, araç sovtaj değeri tazminattan düşülerek mevcut hali ile davacıya bırakıldığından çekme belgesi aranmasına gerek olmamasına, taraflar arasındaki ilişkinin ve davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanması ile bu tür sözleşmelerin tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari işlerden olması nedeniyle davada temerrüt faizi olarak isteme uygun biçimde avans faiz yürütülmesine,7226 sayılı Kanun, 6325 sayılı Kanun ve 7036 sayılı Kanun'un zamanlaşımının durmasına ilişkin amir hükümleri gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile 13.03.2020 -15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün ( Yargıtay 4. HD'nin 12.06.2023 tarih ve 2022/3302 2023/7770),arabuluculuk süreci nedeniyle 17.08.2021- 20.09.2021 tarihleri arasında 21 gün (Yargıtay 6. HD'nin 16.05.2024 tarih ve 2023/4026 E. 2024/1590 K.) olmak üzere toplam 116 gün süre boyunca duran zamananaşımı sürenin eklenmesi ile eldeki davada zamanaşımı süresinin her halde dava tarihinden çok sonraki bir tarihe uzayacak olması nedeniyle davalının zamanaşımı defi yerinde olmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.715,32-TL'den peşin alınan 678,83-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.036,49-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.