Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...'a karşı halihazırda 17/07/2018'de açılmış .... İcra Dairesi'nde ... Esas Sayılı dosya ile devam eden bir icra dosyası bulunduğunu, bu icra dosyası kapsamında 12/11/2018'den beri müvekkilinin maaşına haciz uygulandığını, dosya ödeme emrinde dosyanın dayanağı, "(Kredi kartı borcu) .... İcra-... Esas dosyalarından kaynaklanan alacağın takipte ve tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili talebidir." şeklinde yazıldığını, müvekkili ...'ın, 2003 yılın
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan, müvekkiline ait ve çekici olarak kullanılan ... plakalı aracın, dava dışı ... tarafından kiralandığı dönemde araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresinde iken tek taraflı kaza yapması neticesinde aracın hasar gördüğünü, olayın davalı ... Şirketi'ne bildirilmesi üzerine, araçta oluşan hasarın giderilmesi amacıyla davalı ... Şirketi tarafından, aracın Konya'da anlaşmaları bulunan ... servisine çekildiğini ve ertesi gün araçta meydana gelen hasara ilişkin eksper raporu alındığını ancak sonrasında aracın onarımının yapılmadığını ve müvekkiline araç hasar tazminatının ödenmediğini, hasarlı aracın 20 gün müvekkilinin rızası dışında serviste yatırıldığını, sonrasında davalı ... Şirketince araç hasar tazminatının müvekkiline ödenmeyeceğinin bildirildiğini, hasar gören aracın müvekkili tarafından başka bir serviste onarıldığını ve masrafın müvekkili tarafından yapıldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması kaydıyla, 25.173,51 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, kaza yapan sigortalı aracın kiralık olarak kullanıldığını, Rent A Car olarak kullanımın teminat dışı olduğunun poliçede yer aldığını, bu nedenle meydana gelen hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "davanın kısmen kabulü ile; 24.753,59-TL hasar bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı aracın kiralık kullanılması esnasında kazanın meydana gelmesi nedeniyle araç hasar tazminatının poliçe teminatı dışında olduğunu, sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu hususun, TTK'nın 1439. maddesi gereğince tazminat hesaplanmasında dikkate alınmadığını, kararın bu yönlerden usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasar tazminatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ve çekici olarak kullanılan davacıya ait aracın, davacı şirket ile aynı iş kolunda (nakliyat işinde) çalışan dava dışı ...'e kiralandığı dönemde kaza yapması neticesinde hasarlandığı, davacının araç hasar tazminatı talebinde bulunduğu ve Mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekilince istinaf başvurusunda her ne kadar çekici olarak kullanılan aracın kiralanması nedeniyle hasar tazminatının teminat dışında olduğu ve davacı tarafça ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddia edilmişse de; trafik kazasının, davacı tarafça TTK hükümlerine uygun olarak davalı ... Şirketi'ne ihbar edildiği, çekici olarak kullanılan aracın bir başkasına kiralanmasının poliçede teminat dışı bırakılmadığı, araç hasar tazminatının kasko poliçesi teminatı içerisinde kaldığı anlaşıldığından, Mahkemece, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde, usul ve kanun açısından herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Başka bir deyişle davalı vekilinin istinaf başvurusundaki iddia ve itirazlar yerinde görülmemiştir. Bu bağlamda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.