8. Ceza Dairesi 2022/209 E. , 2024/1108 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/16 D.İş Suça sürüklenen çocuk hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2017 tarihli kararı ile olay yerinden elde edilen molotoflar üzerinde parmak izi tespit edildiği ancak yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair k
**8. Ceza Dairesi 2022/209 E. , 2024/1108 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2020/16 D.İş Suça sürüklenen çocuk hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2017 tarihli kararı ile olay yerinden elde edilen molotoflar üzerinde parmak izi tespit edildiği ancak yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığınca ek takipsizlik kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine Hakkari Sulh Ceza Hakimliğinin 06.01.2019 tarihli kararı ile talebin kabulüne ve ek takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından dava açıldığı, Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesince, suça sürüklenen çocuk hakkında yeni delil olmadığından itirazın kabulüne karar verilerek dava açıldığı gerekçesi ile kanun yararına bozma yoluna gidileceğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın durmasına karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.10.2021 tarihli ve 2021/10532 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2021 tarihli KYB-2021/133110 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.12.2021 tarihli KYB-2021/133110 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 172/1-2. maddesinde yer alan "(1)Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2)Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz" şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar öncesinde Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığının talebine konu 07/03/2017 tarihli ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu, karar sonrasında dosyaya yeni bir delil girmediği, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılabilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılması hususunda yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 23.07.2015 tarihli tutanak ile Şehit Jandarma Üst Teğmen Adnan Bahat Lisesi önünde barikat kurân ve molotof atan bir grubun olduğunun bildirilmesi üzerine kolluk ekiplerince olay yerine gidildiği, Lisenin önünde bulunan Cumhuriyet Caddesinin demir bir barikat ile kapatılmış olduğu, çöp konteynırlarının devrilmiş olduğu, bölgede bulunan inşaat ve kaldırım taşlarının etrafa araçların geçişine müsaade etmeyecek şekilde gelişigüzel saçılmış olduğu, bu grubun taş atarak görevlilere mukavemette bulunduğu, bir süre sonra olay yerinde hazırlanmış olan molotof kokteyllerini araç içerisinde bulunan görevlilere atmaya başladıkları, tüm uyarılara rağmen taş ve molotof atmaya devam edince gruba orantılı şekilde müdahale uygulandığı, şahısların boşluğundan faydalanılarak kurulan barikat geçilip şahıslar takip edilerek yakalanmaya çalışıldığı, barikatın etrafından kaçan şahısların ara sokaklara dağılarak izlerini kaybettirdikleri, olay yeri kontrol edildiğinde Şehit Jandarma Üst Teğmen Adnan Bahat Lisesinin giriş kapısına göre sağ tarafta okul duvarının köşesinde "Efes Pilsen" ibareli şişe ile hazırlanmış iki adet, giriş kapısının karşı tarafında bulunan inşaatın yanındaki köşede de "Efes Pilsen" ibareli şişe hazırlanmış bir adet molotof kokteylinin tespit edildiği, olayla ilgili şüpheliler tespit edilemediğinden evrakın daimi aramaya alındığı, Hakkari Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespit Büro Amirliğinin 07.03.2017 tarihli raporu ile olay yerinden ele geçen Efes Pilsen ibareli kahve renkli şişe üzerinden tespit edilen parmak izlerinin suça sürüklenen çocuğun sağ el orta parmak izi ve sağ el işaret parmak izi ile aynı olduğu ve tam uyduğunun tespit edildiği, Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2017 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan parmak izi tespit edilmesi dışında yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığından ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, Çukurca Cumhuriyet Başsavcılığınca parmak izi raporuna istinaden ek takipsizlik kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine Hakkari Sulh Ceza Hakimliğinin 06.01.2019 tarihli kararı ile talebin kabulüne ve ek takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği ve suça sürüklenen çocuk hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından dava açıldığı, Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesince, suça sürüklenen çocuk hakkında yeni delil olmadığından itirazın kabulüne karar verilerek dava açıldığı gerekçesi ile kanun yararına bozma yoluna gidileceğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın durmasına karar verildiği belirlenmiştir. 2. a. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet savcısının kararına itiraz" başlıklı 173 üncü maddesi; "(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. " b) 5271 sayılı Kanun'un "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar " başlıklı 172 nci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası; "(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.10.2017 tarihli ve 2017/15-186 Esas, 2017/450 Karar sayılı ilamında, "...01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 172. maddesinin ikinci fıkrasıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış, ancak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ile ayrıca, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hakimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır." Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.06.2015 tarihli ve 2013/7-700 Esas, 2015/241 Karar sayılı ilamında, "... CMK'nun 172/2. maddesinde yer alan "yeni delil" kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için, delilin yeni olmasının yanında, tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir. Dava açmaya yetecek kadar güçlü elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve ayrıca davanın da açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte yeni bir delil ortaya çıktığında, Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak, iddianame düzenleyebilecek, kabulü halinde kamu davası açılmış olacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, savcılık tarafından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra yeni delil ortaya çıkmadıkça ve bu hususta ilgili hâkimlikçe bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılmasının mümkün olmadığı, yine mevcut olup ele geçirilemeyen, dosyada bulunmayan ya da dosyada bulunmakla birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra soruşturma dosyasına giren delillerin "yeni delil" olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, Hakkari Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü Kimlik Tespit Büro Amirliğinin parmak izi inceleme raporunun 07.03.2017 tarihli olduğu ve bu rapora istinaden hakkında soruşturma başlatılan suça sürüklenen çocuk ile ilgili bu raporun dava açmaya yeterli şüphe oluşturmadığı gerekçesi ile Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirken mevcut delilin hatalı değerlendirilmesinin 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kararın kaldırılması için hukuki bir neden olmadığı da dikkate alınarak "yeni delil" sayılmayan parmak izi raporuna dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakkari Sulh Ceza Hakimliğinin 06.01.2019 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2024 tarihinde karar verildi.