Başvuru, savunma tanıklarının dinlenmemesi ve hükmün onanmasını isteyen Askerî Yargıtay Başsavcılığının itiraznamesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; savunma tanıklarının dinlenmemesi ve hükmün onanmasını isteyen Askerî Yargıtay Başsavcılığının itiraznamesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1980 doğumlu olup olayın gerçekleştiği tarihte Eğirdir Dağ Komando Okulu Öğretim Başkanlığında Üst Teğmen olarak, mağdur ise 1987 doğumlu olup Eğirdir Dağ Komando Okulu Kurslar Tabur Komutanlığında stajyer Teğmen olarak görev yapmaktadır. Mağdur; başvurucunun olay günü traş olması için 3 dakikası olduğunu söylemesi üzerine kendisinin traş bıçağı olmadığını, nasıl traş olacağını sorduğunu, akabinde başvurucunun üzerine yürüyüp boğazına sarılarak yumruk vuracağı sırada araya girip engel olunduğunu iddia ederek şikâyette bulunmuştur. Isparta Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askerî Savcılığının 20/11/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında asta müessir fiil suçundan cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.Olaya ilişkin tanık beyanları şöyledir:i. Tanık H.E.nin beyanı " ... P.Ütğm.Murat KARAASLAN [başvurucu] ikinci kola da dönerek ikinci kol komutanı olan [Tğm.Ç.K.ya] kolun tıraş olsun emrini verdi. Bunun üzerine [Ç.] Tğm.'de "emredersizin komutanım" [dedi.] [B]u emrin hemen ardından P.Ütğm.Murat KARAASLAN [başvurucu] "üç dakikanız var tıraş olmanız için" dedi. [Ç.] Tğm. Murat Ütğm.'ne [başvurucu] "kursun son günü olduğunu, tıraş malzemelerini attıklarını, tatbikat için dağda bulunduklarından dolayı tıraş malzemelerini bu kadar kısa sürede temin edip tıraş olmanın mümkün olmadığını söyledi. Bunun üzerine P.Ütğm.Murat KARAASLAN [başvurucu] [Ç.] Teğmene yönelik olarak ifadeler kullandı. Ancak şu an hatırlamıyorum. Murat Üsteğmen[başvurucu][Ç.] Teğmen'in üzerine giderek boğazının altından yakasından tutarak geriye doğru itekledi. Bu arada orada ulunan rütbeliler araya girerek Murat Üsteğmen [başvurucu] ile [Ç.] Teğmen'i ayırdılar.... ... sanık mağdurun yakasından tutmuştu, mağduru geriye doğru ittirdi, yakasından tuttuğu sırada mağdura vurmadı. Boğazını sıkıp sıkmadığını tam görmedim, ancak yakasından tutup geriye doğru ittirdiğini gördüm. " şeklindedir.ii. Tanık E.G.G.nin beyanı "... [Ç.] Teğmen ile benıi aramda 5-6 metre kadar mesafe vardı Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.] Teğmenin sakallarının uzun olduğunu görünce tıraş olması hususunda uyarması üzerine [Ç.] Teğmen tıraş bıçağının olmadığını, nasıl tıraş olabileceğini söyledi. Bunun üzerine Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.nin] üzerine doğru yürüdü. İki elıyle [Ç.nin] yakasından tuttu, silkeledi. [Ç.] bir iki adım geriye doğru çekilmek zorunda kaldı. [Ç.nin] yüzü yakasından tutulduğu için kızardı. Bu olay esnasında [Ç.nin] herhangi bir tepkisi, müdahalesi olmamıştır...Murat Üsteğmenin [başvurucu] [Ç.] Teğmene karşı yakasından tutma eyleminden başka bir eylemi yani vurma olayı olmamıştır. Yakasından tutma eylemi boğazını kapsar şeklindeydi. Ancak direk olarak boğazını sıkmayı arnaçladığını söyleyemem. Yakasından tutma eylemi ikaz mahiyetini aşar şeklindeydi ki [Ç.] Teğmenin yüzü kızarmıştı. Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.] Teğmenin boğazından tuttuktan sonra birkaç kez ileri ve geri doğru ittirdiğini gördüm. Bu ittirme uyarı mahiyetinde değil gibiydi..." şeklindedir.iii. Tanık O.T.Ö.nün beyanı "... Sanık Murat Karaaslan [başvurucu] mağdur piyade teğmen [Ç.K.ya] traş olmasını söyledi. Mağdur ise bu dunımda sanık Murat Karaaslan'a [başvurucu] "traş bıçağım yok nasıl traş olayım" dedi. Sanık Murat [başvurucu] bu durum karşısında kendisine "beni ilgilendirmez nasıl oluyorsan ol" diye cevap verdi. Tekrardan [Ç.] kendisine "nerden bulayım " diye cevap verince açıkçası gerginlik başladı. ... Bundan sonra sanık Murat Karaaslan [başvurucu] [Ç.nin] üzerine yürüdü. [Ç.yi] düşmeyecek şekilde ittirdi. Yakasından tutarak boğazına bastırdı. Olay nedeniyle herhangi bir tokat olayı olmadı ancak yumruk olayını olayın üzerinden bayağı bir süre geçtiği için hatırlamıyorum. Olay sebebiyle sanık Murat Karaaslan [başvurucu] mağdura sinkaflı küfürler etti..." şeklindedir.iv. Tanık E.nin beyanı " ... Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.] Teğmene traş ol üç dakikan var dedi. [Ç.] Teğmen emredersiniz komutanım ancak tıraş bıçağım yok nasıl olayım dedi. Murat Üsteğmende [başvurucu] beni ilgilendirmez nasıl olursan ol dedi. Murat Üsteğmen [başvurucu] [Ç.] Teğmenin üzerine gitti, yakasından tutup silkeledi. ..." Isparta Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Mahkeme) 19/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun müsnet suçtan neticeten 750 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"... kontroller sırasında katılanın sakalının biraz uzun olduğunu görmesi üzerine sanığın katılandan tıraş olmasını istediği, katılanın ise tıraş bıçağının olmadığını nasıl tıraş olacağını sorduğu, bunun üzerine sanığın "tıraş olmak için üç dakikan var, beni ilgilendirmez nasılolursan ol" şeklinde sözler söylediği, katılanın tekrar tıraş bıçağını nereden bulacağını sorması üzerine sanığın sinirlenerek katılanın üzerine yürüdüğü, daha sonra katılanın yakasından tutarak onu ittirdiği olay yerinde bulunan diğer kursiyerlerin ve öğretmenlerin araya girerek olayı yatıştırdıkları; tatbikat emri (Dz.52), görevli kol listesi (Dz.1), tutanak (Dz.16,64), olay yerinin uydudan çekilmiş resmi (Dz.31), katılanın şikayet dilekçesi (Dz.65), idari tahkikat raporu (Dz.66-68), tanıklar [O.T.Ö.] (Dz.123, 198), [E.Ç.] (Dz.135,165), [E.G.G.] (Dz.106,204), [H.E.] (Dz.91,208), [B.] (Dz.137,212), [E.E.] (Dz.118,234), [R.E.] (Dz.104,236), [E.] (Dz.129,281), [P.] (Dz.77,201,267), [İ.A.] (Dz.34,223-224), [U.nin] (Dz.32,224) yeminli anlatımları ve diğer dosya kapsamından anlaşılmıştır." Mahkeme tanık beyanının alınmasıyla ilgili olarak gerekçeli kararda şu ifadelere yer vermiştir:"Olayın yeterince aydınlandığı kanaat ve sonucuna varıldığından, tanık [F.Ö.nün] yeminli ifadesini tespıti için İzmir Ege Ordusu K.lığı As.Mah.ne yazılan talimat cevabının beklenmesinden CMK.'nun 206'ncl maddesi uyarınca vazgeçilmiş, savcılık ifadesiyle (Dz.97) yetinilmiştir." Başvurucu tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Askerî Yargıtay Başsavcılığı (Başsavcılık) 26/1/2015 tarihli tebliğnamesini sunmuş, başvurucu 28/11/2014 havale tarihli dilekçesiyle tebliğnameye karşı diyeceklerini bildirmiştir. Tebliğnamenin ilgili kısmı şöyledir:"P.Tğm.[Ç.K.nın] ise; 48'inci dönem komando temel kursu kursiyeri olarak Kurs Taburu 3'üncü Bölük Komutanlığı emrinde görev yaptığı, ... sanığın ise; birinci koldan sorumlu olan öğretmen olduğu, ... sanığın kendi sorumlu olduğu kol ile ikinci kolun kontrollerine başladığı, kontroller sırasında katılanın sakalının biraz uzun olduğunu görmesi üzerine sanığın katılandan tıraş olmasını istediği, katılanın ise; tıraş bıçağının olmadığını, nasıl tıraş olacağını sorduğu, bunun üzerine sanığın "tıraş olmak için üç dakikan var, beni ilgilendirmez nasılolursan ol" şeklinde sözler söylediği, katılanın tekrar tıraş bıçağını nereden bulacağını sorması üzerine, sanığın sinirlenerek katılanın üzerine yürüdüğü, daha sonra katılanın yakasından tutarak onu ittirdiği, olay yerinde bulunan diğer kursiyerlerin ve öğretmenlerin araya girerek olayı yatıştırdıkları maddi olay olarak sübuta ermektedir. Her ne kadar, yargılamaya heyet halinde kurulan Askeri Mahkeme tarafından bakılmakta iken tanık [R.E.] ifadesinin,istinabe olunan Askeri Mahkemece tek hakimden kurulu olarak tespit edilmesi (Oz.239); tanık [B.nin] ifadesini içeren duruşma tutanağının e-imzalı olup, görevli memurca, "Güvenli elektronik' imzalı aslı ile aynıdır." şerh! düşülmemiş, mühür ve imza ile onaylanmamış olması (Oz.212); usule aykırılık teşkil etmekte, keza, tanık [E.Ç.nin] ifadesinin bir kısmında, "sanığın, katılanın boğazını sıktığı", bir kısmında ise; "sanığın, katılanın boğazını sıkmadığı" belirtilerek (Oz.165), çelişkili bir durum yaratılmış ise de; olay esnasında sanık ile katılanın yanında olduğunu beyan eden tanıklar [H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.nin] tutarlı anlatımlarından, dava konusu olayın yukarıda anlatıldığı şekilde sübuta erdiği anlaşıldığından, bahse konu usule aykırılıkların nispi nitelikte olup bozmayı gerektirmediği sonucuna varılmıştır. Askeri Mahkemece; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim uygulanmak ve hükmolunan hapis cezasının sanığın ekonomik durumu dikkate alınarak adli para cezasına çevrilmek suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde, sanığın kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir." Askerî Yargıtay Dairesinin (Daire) 4/2/2015 tarihli kararıyla hüküm tanık R.E.nin ifadesinin tek askerî hâkimden kurulu askerî mahkemece alındığı, istinabe duruşma tutanağının görevli memurca mühür ve imza ile onaylanmadan gönderildiği ve tanık E.Ç.nin beyanlarındaki çelişkinin giderilmediği gerekçeleriyle bozulmuştur. Başsavcılık 2/3/2015 tarihli itiraznamesiyle Daire kararına itiraz etmiştir. İtiraznamenin ilgili kısımları şöyledir:"... Bu açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; olay esnasında sanık ile katılanın yanında olduğunu beyan eden tanıklar [H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.nin] tutarlı anlatımlarından, maddi vakanın yeterince aydınlandığı ve sanığın mahkumiyeti için yeterli, elverişli, kesin ve inandırıcı delillerin bulunduğu; dolayısıyla, tanıklar [R.E., B. ve E.Ç.nin] beyanları tespit edilirken ortaya çıkan usule aykırılıkların nispi aykırılık niteliğinde kaldığı, bu nedenle bozmayı gerektirmediği sonucuna varılmıştır..." Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 2/4/2015 tarihli kararıyla itirazın kabulüyle Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:"... Bu açıklamalardan sonra somut olay irdelendiğinde; subay olan sanık hakkındaki yargılamanın, 353 sayılı Kanunun 2 ve 19'uncu maddelerine göre üç askeri hakimden kurulu askeri mahkeme tarafından yapılması gerektiği, ancak, istinabe suretiyle dinlenilmesine karar verilen tanık R.E.nin ifadesinin hukuka aykırı şekilde tek askeri hakimden kurulu askeri mahkemece tespit edildiği ve bu tanığın beyanlarının hükme esas alındığı anlaşılmakta ise de; bu tanığın beyanları haricinde olay esnasında sanık ile katılanın yanında olduğunu beyan eden tanıklar [H.E., E.G.G., O.T.Ö. ve E.nin] tüm aşamalarda tespit edilen ve birbiriyle uyumlu ve istikrarlı beyanlarından, maddi vakanın cereyan şeklinin yeterince aydınlandığı ve tanık [R.E.nin] ifadelerinin hükme esas alınmasına gerek olmadığı gibi, tek başına sübut delili kapsamında da bulunmadığı ... sonucuna varıldığından, Başsavcılığın itirazının kabulü ile Dairenin bozma kararının kaldırılmasına, incelemeye devam edilmek üzere dava dosyasının anılan Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir... "Bu karar üzerine Dairenin 13/5/2015 tarihli kararıyla mahkûmiyetin onanmasına karar verilmiştir.Karar, başvurucuya 9/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.