Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/776 E. , 2024/10535 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/776 Karar No : 2024/10535 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bü
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/776 E. , 2024/10535 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/776 Karar No : 2024/10535 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İçişleri Bakanlığı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren ay bazında hak ediş tarihlerinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının da aralarında bulunduğu personel hakkında Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Araştırma Raporu'nda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun... tarih ve ... sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kartta yer alan bilgilerde, davacının "AD" (Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri tanımlar) olarak kodlandığı, ayrıca Mahkemelerinin 21/12/2022 tarihli ara kararına cevaben sunulan bilgi ve belgelerde, davacının müflis Asya Katılım Bankası A.Ş.'de müşteri numarasının bulunduğu belirtilmekle birlikte Bank Asya A.Ş.'ye 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında para artışı olan/yeni hesap açan şahıslardan olduğuna veya hesabında bakiye artışı bulunduğuna yönelik herhangi bir tespite yer verilmediği, öte yandan UYAP Sistemi üzerinden yapılan incelemede ise davacının eşi K.M. ... hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'ne üye olma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme" suçlamalarıyla...Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan kamu davasında, ... tarih ve E:..., K:...sayılı karar ile "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından beraatine, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme" suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmedildiği, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun da ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile reddedildiği, yine UYAP Sistemi üzerinden yapılan incelemede davacı hakkında yürütülen herhangi bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı, ayrıca Milli Güvenlik Kurulu'nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik somut herhangi bir bilgi ve belgenin de sunulamadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının ise iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının eşinin polis memuru olarak görev yapmakta iken söz konusu örgüte irtibat/iltisakı olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarıldığı (Davacının eşi hakkında olan ve İdare Mahkemesi kararında yer verilen ceza yargılamasındaki son süreçte 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme' suçuna dair beraat hükmüne ilişkin Yargıtay ... Ceza Dairesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozma kararı verildiği ve yargılamanın devam ettiği), öte yandan; davacının bir şekilde Bank Asya'da açılmış hesabının da mevcut olduğu (örgüt elebaşının açıklamaları sonrasında hesaba bir para yatırma hareketi olduğu yolunda bir tespit olmasa da) görülmekte olup, dolayısıyla silahlı personel olan davacının yaptığı mesleğin özelliği de dikkate alındığında ve davacı hakkındaki tüm deliller değerlendirildiğinde(eş durumu ana delil, diğer durum tamamlayıcı/destekleyici delil olarak), davalı idareyi davacı hakkında değerlendirme yapmaya sevk eden sebeplerin haksızlığından söz edilemeyeceği, ceza niteliğinde olmayıp ülke genelinde olağanüstü hal ilanına neden olan darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün oluşturduğu tehdidin tamamen sonlandırılmasını sağlamaya dönük idari bir tedbir niteliğinde olan dava konusu işlemle davacının terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara irtibatı/iltisakı değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına sebep olan hususlar göz önünde bulundurulduğunda, idarece kullanılan takdir yetkisinin ölçülülük ilkesini ihlal edecek genişlikte ve hakkın özünü zedeleyecek bir uygulama şeklinde nitelendirilemeyeceği, bu nedenle bahsi geçen tedbirlere yönelik olarak davacı hakkında kullanılan takdir ve değerlendirme yetkisi kapsamında tesis edilen "kamu görevinden çıkarma" işleminde hukuka aykırılık, iptal/kabule hükmeden Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; eşi hakkında adli yargıda verilen beraat kararının Yargıtay 3. Ceza dairesi tarafından beraat kararının gerekçesiz yazıldığından bahisle usulden bozulduğu, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, hakkında herhangi bir somut veya iltisaka ilişkin yan delil olmadığından tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir.Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. madde uyarınca İçişleri Bakanlığının 20/06/2022 tarih ve 2022/12 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren ay bazında hak ediş tarihlerinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, UYAP kayıtlarının ve dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında adli yargı mercilerinde açılmış herhangi bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığı anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen re'sen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme gösterilmiş ise de, Bölge İdare Mahkemesince bu değerlendirmenin dayanaklarına ilişkin yeterli araştırma yapılmayarak yalnızca davacının eşinin 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı ve adli yargıda hakkında verilen beraat kararının Yargıtay ilgili ceza dairesince bozulmasına karar verildiği, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş.'de hesabının bulunması gerekçe gösterilmek suretiyle davanın konusu işlemin iptaline ilişkin verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek davanın reddedildiği görülmüştür. Dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin kararı kaldıran ve davanın reddine karar veren temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan söz konusu tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde ise; a) Davacının eşinin polis memuru olarak görev yapmakta iken söz konusu örgüte irtibat/iltisakı olduğundan bahisle halihazırda kamu görevinden çıkarılmış durumda olduğu (Davacının eşi hakkında olan ve İdare Mahkemesi kararında yer verilen ceza yargılamasındaki son süreçte 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme' suçuna dair beraat hükmü ile ilgili olarak Yargıtay ... Ceza Dairesinin... tarihli ve E:..., K:... sayılı bozma kararının verildiği ve yargılamanın devam ettiği görülmektedir) hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; eşinin Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme suçundan yargılandığı davada verilen beraat hükmünün gerekçesiz olarak verildiği gerekçesiyle Yargıtay ...Ceza Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla usulen bozulduğu, bu durumun da eşi hakkında verilen beraat kararının gerekçelendirilerek verilmesi anlamına geldiği, Bölge İdare Mahkemesince bu hususta yapılan yorumlamanın kabul edilebilir olmadığı, hukuka uygun bir değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmüştür. Davacının eşi K.M.A.'nın 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı, hakkında UYAP üzerinden yapılan araştırmada; "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'ne üye olma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme" suçlamalarıyla... Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde açılan kamu davasında, ...tarih ve E:..., K:...sayılı karar ile "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" ve "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'ne üye olma" suçlarından beraatine, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme" suçundan ise hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmedildiği, anılan karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun da ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile reddedildiği, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme" suçuna ilişkin verilen beraat kararının ise Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla gerekçesiz olarak kurulduğu gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacının eşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususun yer almadığı anlaşıldığından, davacının eşine ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b)Davacının bir şekilde söz konusu yapıya müzahir Bank Asya'da açılmış hesabının mevcut olduğu (örgüt elebaşının açıklamaları sonrasında hesaba bir para yatırma hareketi olduğu yolunda bir tespit olmasa da) hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; anılan Banka'da hesap açmasının nedeninin Silivri'de görev yaptığı dönemde faizsiz bankacılık yapan başka bir banka bulunmaması olduğu, Cumhurbaşkanının açıklamalarından sonra 2014 yılı başlarında parasının tamamının çekerek Albaraka Türk bankasına yatırdığı, 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra bahse konu Banka'ya hiç para yatırmadığı ileri sürülmüştür. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, davacı adına Bank Asya'da açılmış olan hesaptaki FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin incelenmesinden; davacının eşinin Vakıfbank Hesabından 15/01/2014 tarihinde davacıya yapılan 2.705,00 TL EFT işlemi üzerine davacı tarafından Bank Asya'da bu meblağ üzerinden katılım hesabı açıldığı, 25/04/2014 tarihinde hesaptaki tüm paranın çekilerek bakiyenin "0" olarak devam ettiği görülmüştür. Bu itibarla, davacının Asya Katılım Bankası hesabında söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemde gerçekleşen hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, davacının salt Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabı bulunmasının veya 2014 yılına ilişkin hesap hareketleri olmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal hakların işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine,13/06/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.