Başvuru, kamu görevlisinin katıldığı toplantıdan dolayı disiplin cezası ile cezalandırılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisinin katıldığı toplantıdan dolayı disiplin cezası ile cezalandırılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde bulunan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi ve aynı zamanda Sendikanın eğitim, örgütlenme, basın yayın ve sosyal ilişkilerinden sorumlu Diyarbakır Şubesi sekreteridir. Somut olay Sendika Şube yönetiminin 16/5/2017 tarihinde aldığı "ohal KHK'ları, ihraçlar ve Ankara'da devam eden açlık grevleri için basın açıklaması yapılması" konulu eylem kararı etrafında şekillenmiştir. Söz konusu karar şu şekildedir: "Konfederasyonumuz KESK'in sendika genel merkezlerimizin ve Diyarbakır Şubeler Platformunun, aldığı karar doğrultusunda iki akademisyenin Ankara'da başlatmış olduğu açlık grevlerine dikkat çekerek,..., kamuoyu oluşturmak amacıyla 17/5/2017 çarşamba günü 30'da Yenişehir ilçemiz ofis AZC plaza önünde basın açıklaması yapılacaktır." Anılan karar çerçevesinde yaklaşık 50 kişilik grubun eylem günü saat 20 sıralarında AZC Plaza önünde toplanmaya başlaması üzerine Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Diyarbakır Dönem Sözcüsü A.S.ye kolluk görevlilerince açık alanlardaki her türlü etkinliğin Valilik kararıyla yasaklandığı ve bu bağlamda KESK'in basın açıklamasına ilişkin yaptığı başvuruyu Valiliğin olumsuz cevaplandırdığı hatırlatılarak kalabalığın dağılması gerektiği, aksi takdirde gruba müdahale edileceği ikazında bulunulmuştur. Grubun dağılmaması ve gerekirse oturma eylemi yaparak tepkisini dile getireceğini beyan etmesi üzerine kolluk görevlileri dağılma uyarısını yinelemiştir. Buna rağmen eylemcilerin kol kola girmesi ve direnç göstermesi nedeniyle gruba müdahale edilmiştir. Nihayetinde başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'na muhalefet suçlarından işlem yapılmıştır. Bahse konu işlemin başvurucunun görev yaptığı hastaneye bildirilmesi üzerine başvurucu hakkında idari yönden disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu; ifade ve savunmasında özetle SES'te eğitim sekreteri olarak görev yaptığını ve Sendikanın çağrısı üzerine eyleme katıldığını, herhangi bir terör örgütü ile bağlantısının olmadığını, bu gibi yapıların eylemlerine katılmayacağını belirtmiştir. Başvurucu, eyleme konu edilen iki akademisyen hakkında açlık grevi nedeniyle sağlık durumlarının kötü olduğu ve grevi görevlerine dönmek için yaptıkları bilgisi haricinde eylemcilere ilişkin herhangi bir malumatının olmadığını beyan etmiştir. Son olarak basın açıklamasının yapıldığı alanda etraflarının kapalı olduğunu ve polise mukavemette bulunmadığını ifade etmiştir. Soruşturma neticesinde Valiliğin yasaklamasına ve polislerin uyarmasına rağmen başvurucunun kanun dışı eylemde bulunarak memuriyet felsefesine aykırı hareket ettiği sonucuna varılmıştır. Eylemin14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (d) alt bendi olan "hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" kapsamında kaldığı gerekçesiyle başvurucunun kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi, somut olaya konu eylemin niteliği gereği sendikal bir faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini belirttiği kararında başvurucunun eylemiyle 2911 ve 2935 sayılı Kanunlara aykırı hareket ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu, ret kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesince her ne kadar başvurucuya isnat edilen fiillerin 2911 ve ve 2935 sayılı Kanunlara aykırı olduğu tespitiyle davanın reddine karar verilmişse de bu konunun ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden gerekçeyi yerinde görmemiştir. Bununla birlikte basın açıklaması talebinin Valilikçe reddedilmesine rağmen başvurucunun grupla basın açıklamasına katılmasının ve emniyet mensuplarının ikazlarına rağmen dağılmamasının, hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlar olduğu sonucuna varmıştır. Nihayetinde davanın reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Öte yandan ceza yargılaması neticesinde başvurucunun kanuna aykırı toplantıya katılma ve dağılmamakta ısrar etme suçu nedeniyle cezalandırılması yönünden "düşünce, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğüne ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılık teşkil edeceği, somut olayda herhangi bir zararın meydana gelmediği, grubun olaysız bir şekilde dağıldığı, güvenlik kuvvetlerinin zor kullandıklarına dair herhangi bir iddia veya tespitin bulunmadığı", görevi yaptırmamak için direnme suçu yönündense "somut bir delilin bulunmadığı" belirtilerek başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Anılan karar istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 9/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 29/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.