8. Hukuk Dairesi 2014/3988 E. , 2014/20359 K. MAHKEMESİ : Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/04/2013 NUMARASI : 2012/100-2013/278 Hazine ile Ç.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.04.2013 gün ve 100/278 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ç.. B.. (Hazine) vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, deniz ile kıy…
**8. Hukuk Dairesi 2014/3988 E. , 2014/20359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/04/2013 NUMARASI : 2012/100-2013/278 Hazine ile Ç.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.04.2013 gün ve 100/278 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ç.. B.. (Hazine) vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, deniz ile kıyı kenar çizgisi içinde kalan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 1552 parselin, tapuda Özel Çevre Koruma Kuru Başkanlığı adına kayıtlı olup 29.11.2011 tarih ve 644 sayılı KHK'nin EK 1/3 maddesi gereğince Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredildiğini açıklayarak taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili, taşınmazın tapu da Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı adına kayıtlı olup, ilga edilen kurum adına kayıtlı bulunan taşınmazların kime devredileceği hususunda yasada herhangi bir hüküm bulunmadığından Hazineye geçtiğinin kabulüyle husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştu. Mahkemece, 644 sayılı KHK Ek 1. maddesinin 3. fıkrası ile kapatılan Özel Çevre Koruma Kurumuna ait bulunan taşınmaz davacı Hazine'ye geçtiğinden açılan davanın kabulüyle .. parselin tapusunun iptaliyle davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine; Hüküm, davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, m... Özel Çevre Koruma Kurumu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümü bakımından tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılması isteğine ilişkindir. Özel Çevre Koruma Kurumu 644 sayılı KHK Ek 1. maddesi ile kapatılmakla öncelikle davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır. Anılan maddenin 3. fıkrası '' Bu Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı'na ait her türlü taşınır, taşıt, araç, gereç ve malzeme, borç ve alacaklar, hak ve yükümlülükler, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve dökümanlar Ç.. B..na hiçbir işleme gerek kalmaksızın devredilmiş sayılır. Mülkiyeti Hazine'ye ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı'na tahsis edilmiş olanlar hiçbir işleme gerek kalmaksızın tahsis amacında kullanılmak üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır.'' şeklinde olup, tapulu taşınmazlara ilişkin bir düzenleme bulunmadığından kurum adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların mülkiyetinin Hazine'ye geçtiğinin kabulü doğrudur. Buradan hareketle, kıyas yoluyla uygulama olanağı bulunan 644 sayılı KHK ek 1. Maddesinin 3. fıkrası uyarınca taşınmazın başka hiç bir işleme gerek kalmadan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na tahsis edildiği kabul edilmeli, genel bütçeye tabi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Hazine'den bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmamasına, başka bir değişle davacı ve davalı sıfatı Hazine'de toplanmış olmasına rağmen, tahsis nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın taraf sıfatının bulunduğu esas alınarak uyuşmazlığın HMK'nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi gereğince açılmış bulunan bu dava içinde çözümlenmesi gereklidir. Taraf sıfatına ilişkin yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, dava konusu taşınmaz 14.06.1993 tarihinde kamulaştırma sonucunda m... Özel Çevre Koruma Kurumu adına tapuya tescil edilmiş olup, davacı Hazine vekili taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını iddia edimekle mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin idari yargıya ait olduğuna; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir. 13.03.1972 tarih 1970/7 -1972/4 Esas-Karar nolu ve 28.11.1997 tarih 1996/5 - 1997/3 Karar nolu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları'nda kıyı, kıyı çizgisi ve kıyı kenar çizgisi kavramlarının bilimsel tanımlamaları yapılmış, hukuksal özellikleri ve işlevi belirlenmiştir. 3621 sayılı Kanun'un 5 ve 9. maddelerine göre de kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişilerin, Yasa'nın ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının emredici hükümleri dışında, hiçbir bilimsel incelemeye, araştırmaya ve verilere dayanmaksızın belirlenen kıyı kenar çizgisine itibar etmek doğru değildir. Değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamı ve 3621 sayılı Kanun'un 5. ve 9. maddelerinde öngörüldüğü biçimde üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılması, 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda bilimsel verilerden de yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunlu iken Mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu halde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde öncelikle idare tarafından 362l sayılı Kanun'un 9. maddesi hükmüne göre "kıyı kenar çizgisi" haritasının düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, kıyı kenar çizgisi belirlenilmiş ve tebliğ edilerek davanın taraflarını bağlayıcı bir içerik kazanmışsa idare tarafından düzenlenen haritaya değer verilerek taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığı saptanmalı, idare tarafından kıyı kenar çigisinin belirlenmediği veya belirlenmiş olmakla birlikte tarafları bağlayıcı içerik kazanmadığının tespiti halinde ise, 3621 sayılı Yasa'nın 9. maddesine göre üç jeolog ya da jeoloji mühendisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtası ile kıyı kenar çizgisinin belirlenip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de, Hazine vekili, dava konusu taşınmazın tapusunun iptaliyle devletin hüküm ve tasarrufu altında kamunun yararlanmasına açık kıyı vasfı ile tapudan terkinine karar verilmesini talep etmiş olmasına rağmen, taşınmazın tapusunun iptaliyle Hazine'nin özel mülkü şeklinde tapuya tesciline karar verilmesi de doğru değildir. Davalı Hazine ve Şehircilik Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.11.2014 tarihinde oybiriliğiyle karar verildi.