Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/3607 E. , 2024/2947 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/3607 Karar No : 2024/2947 TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı- ... ( ... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K ... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu …
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/3607 E. , 2024/2947 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/3607 Karar No : 2024/2947 TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Başkanlığı- ... ( ... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K ... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2008 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; dava konusu işlemin, e-devlet sistemi aracılığıyla yapılan sorgulama sonucunda öğrenilen ve borç döküm listesinde yer alan 2008 yılına ilişkin borçlara dair kısmı yönünden incelenmesinden; olayda 2008 yılı vergi borçlarına ilişkin davacı adına beş adet ödeme emri düzenlendiği ve ilan yoluyla tebliğ edildiği, bahse konu ödeme emirlerinin ilan yolu ile tebliğe çıkarılmadan önce, davacının bilinen adresine posta yoluyla tebliğe çıkarıldığını gösteren tebliğ alındılarının ara kararıyla istenilmesi üzerine davalı idare tarafından arşiv kayıtlarının tetkiki neticesinde davacının bilinen adresine gönderilen tebliğ alındıları ve adres tespit tutanağına ulaşılamadığının bildirildiği, dolayısıyla 2008 yılına ilişkin vergi borçlarını ihtiva eden ödeme emirlerinin 213 sayılı Kanun'da düzenlenen ilanen tebliğ usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ve usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleşmiş bir amme alacağının varlığından söz etmenin mümkün olmadığından hukuka uyarlık bulunmadığı; borç döküm listesinde yer alan 2009 yılına ilişkin borçlara dair kısmı yönünden incelenmesinden ise; davacı adına 2009 yılına ilişkin vergi borçlarını ihtiva eden ... tarih ve ...ana takip nolu ödeme emri düzenlenerek " ... Mahallesi ... Sokak No: ... Sultangazi/İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı, söz konusu ödeme emrinin 02/12/2013 tarihinde muhatabın kardeşi olduğunu beyan eden ...'ye tebliğ edildiği anlaşılmakla birlikte, davacı tarafından 2008 yılından itibaren hükümlü olması nedeniyle 2013 yılında mernis adresine yapılan iş bu tebligatın hukuken geçersiz olduğu iddia edildiğinden öncelikle tebligatın hukuken geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemelerince UYAP sistemi üzerinden bu kapsamda yapılan araştırmalar neticesinde, davacı hakkında 04/06/2008 tarihinde yakalama kararı verildiği akabinde davacının 10/09/2008 tarihinde tutuklandığı, 10/12/2012 tarihinde ise tahliye edildiği, 21/05/2014 ve sonraki tarihlerde hakkında birkaç kez yakalama kararı verildiği tespit edildiğinden ve davacının adres bilgilerinin sorgulanması sonucu "... Mahallesi ... Sokak No:... Sultangazi/İstanbul" adresinin mernis adresi olduğu teyit edildiğinden, 2009 yılına ilişkin vergi borçlarını ihtiva eden ödeme emrine ilişkin tebliğin 213 sayılı Kanun'da yer verilen usule uygun olarak yapıldığı, 2009 yılına ilişkin vergi borçlarının 16/06/2013 vade tarihli olduğu, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin tebliği akabinde davacıya ait taşınmaza 2014 yılında uygulanan ilk haciz işlemi nedeniyle tahsil zamanaşımının kesilerek 01/01/2015 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı ve 31/12/2019 tarihinde sona erdiği, bu süre boyunca zamanaşımını durduran veya kesen başkaca bir sebebin gerçekleşmediği ve bu tarihten sonra davalı idarece söz konusu amme alacaklarına ilişkin olarak tahsil zamanaşımı süresini kesen ya da durduran hukuken geçerli başkaca bir sebep ortaya konulamadığından, dava konusu işlemin 2009 yılına ilişkin borçlara dair kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından bir kısmı kendi beyanlarına dayanan bir kısmı ise re'sen tarh edilmek suretiyle tahakkuk ettirilen borç döküm listesine konu 2008 ve 2009 yıllarına ait vergi, vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezalarının zamanaşımına uğradığından bahisle kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı, Vergi Mahkemesince borç döküm listesi içeriğinde yer alan vergi ve cezalara ait davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin tebliğ bilgileri incelenerek bir kısmı hakkında tahsil zamanaşımı, bir kısmında usulsüz tebliğ bulunduğu gerekçesiyle borç döküm listesinde yer alan vergi borçlarının kaldırılması yönünde karar verilmiş ise de, davacı açısından ödenmesi gereken safhada bulunan vergi borcu bulunup bulunmadığının tespiti açısından borç döküm listesi içeriğinde yer alan vergi borçlarının tahakkuk aşamalarının incelenmesi gerektiği, dava konusu cezalı tarhiyatlar ile tüm özel usulsüzlük cezalarına ilişkin davacı adına düzenlenen ihbarnameler ile bu ihbarnamelerin tebliğine ilişkin tebliğ alındılarının Dairelerinin 22/04/2022 tarihli ara kararı ile istenildiği, davalı idare tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 2008 yılına ait 49,67-TL tutarındaki özel usulsüzlük cezası ile 2008/Ekim-Aralık dönemine ait 63,00-TL tutarındaki özel usulsüzlük cezasına ilişkin herhangi bir tebliğ belgesinin sunulmadığı, 2009 yılına ait vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile bu dönemde kesilen tüm özel usulsüzlük cezalarına ait vergi ceza ihbarnameleri için davacı adresine iki defa tebligat çıkartıldığı, iade olduğu, tebliğ zarflarından iade sebebi ile tarihlerinin tespit edilemediği ve davacının bilinen adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edilmişse de, davacının bilinen adresinde bulunmadığı hususuna ilişkin tebliğ alındılarının 213 sayılı Yasa'nın 102. maddesinde sayılan kişilerin imzası ve beyanı ile tutanak haline getirilmeden ve tebliğ edilemeyen evrak tebliği çıkaran mercii tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkartılmadan ilanen tebligat yoluna başvurulduğu görüldüğünden, söz konusu vergi ve cezaların tarh zamanaşımı içerisinde davacıya tebliğ edildiği davalı idarece ispat edilemediği, dolayısıyla davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tahakkuk ettiği ortaya konulmayan bu vergi ve cezalarda hukuka uyarlık, bu kısımlar yönünden davanın kabulü yolundaki hüküm fıkrasında ise sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediğin davalı istinaf başvurusunun bu kısım yönünden bu gerekçeyle reddine, dava konusu borç döküm listesi içeriğinde yer alan 2008/Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri gelir stopaj vergilerinin davacının beyanı üzerine tahakkuk ettiği, 2008 yılına ait 99,33-TL tutarlı özel usulsüzlük cezasına ilişkin 08/08/2008 tarih ve 4 sayılı ihbarnamenin ise 16/08/2018 tarihinde sürekli işçisi imzası ile usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve ihbarnameye karşı herhangi bir dava da açılmayarak tahakkuk ettiği, dolayısıyla yukarıda açıklanan yasa hükümleri gereğince davacı açısından ödenmesi gereken safhada bulunan söz konusu vergi borçları ile özel usulsüzlük cezası yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun bu kısım yönünden kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının; 2008/Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemleri gelir stopaj vergileri ile 2008 yılına ait 99,33-TL tutarlı özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu yönden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu borçları e-devletten borç sorgulaması üzerine öğrendiğini, uzun süre hapiste olduğu için bu borçların tebliğinden haberdar olmadığı ve bu nedenle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, borçların tarh ve tahsil zamanaşımına uğradığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Zamanaşımına uğrayan amme borçlarının terkin edilemeyeceği, mükellef tarafından rızaen ödenmesinin her zaman mümkün olduğu, davacının borcun zamanaşımına uğradığından bahisle terkinine yönelik talebine verilen ret cevabının kesin ve yürütülmesi zorunlu icrai işlem olmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı tarafından savunma verilmemiştir. Davacının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı tarafından, 2008 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 378.maddesi 1.fıkrasında, vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır kuralına 2.fıkrasında, mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur, kuralına, yer verilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, cebren tahsil ve şekilleri başlıklı 54.maddesinde ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır: 1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, 2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, 3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi" kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14.maddesi 3.bendi ile ve aynı bendin (d) alt bendinde ise Dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden de inceleneceği, aynı Kanun'un 15.maddesi 1. fıkrasında ise Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14.maddenin 3/d bendinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği, kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması, beyan üzerine tarhta ise vergilendirmede vergi hatasının bulunması, ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağının tahsili amacıyla cebren tahsil işlemlerinden herhangi birinin tatbik edilmiş olması gerektiği, bu kapsamda vergilendirme sürecinde vergi idaresince tesis edilen, ihbarname, tahakkuk fişi, ödeme emri, haciz tatbiki gibi vergilendirme işlemlerinin birer idari işlem olduğu, bu mahiyette bulunmayan işlemlerin vergilendirme alanında etkili birer işlem mahiyetinde olmadıklarından; hukuki sonuç doğurmayan bu işlemlere karşı açılan davaların da esasının incelenmesine olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 2008 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek davalı idareye yapılan başvuru ile anılan borçların kaldırılması talep edilmiş ise de; olayda davalı idare tarafından başvuru üzerine tesis edilen işlemin 6183 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen cebren tahsil işlemlerinden olmadığı, başvurunun uygun görülmediğine dair bilgilendirme mahiyetinde işlem olduğu, dava konusu edilebilecek nitelikte vergilendirme işlemlerinden olmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından zamanaşımına uğradığını ileri sürdüğü borçlar için, vergi idaresince vergilendirme işlemlerinden olan cebren tahsil işlemlerinden herhangi birinin tesis edilmesine karşı dava açılması gerekirken, 2008 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsil zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kaldırılması istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan davanın esasının incelenmesi hukuken mümkün olmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının; davanın kabulüne ilişkin kısmında hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin kısmında ise belirtilen gerekçeyle hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer yandan sözkonusu borçlar nedeniyle, davacının süregelen işlem niteliğindeki haciz işlemine karşı açacağı davada iddialarını ileri sürebileceği de tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne, davacının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın redde ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, kalan kısmının BOZULMASINA, 3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan ...-TL maktu harç alınmasına 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.