Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16275 E. , 2024/16840 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16275 Karar No : 2024/16840 DAVACI : ...'a vesayeten ... DAVALI: ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde K…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16275 E. , 2024/16840 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16275 Karar No : 2024/16840 DAVACI : ...'a vesayeten ... DAVALI: ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU :... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Hakkında en ağır disiplin yaptırımına neden olan olayla ilgili adli yargı sürecinin derdest olduğu, dayanaksız subjektif değerlendirmelerle gerekçesiz olarak karar verildiği, adli yargılamada suçu sabit olmadan idari yargıda disiplin yaptırımına karar verilmesinin hakimin güvenliği ilkesi ve masumiyet karinesini ihlal ettiği, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemler olduğu, soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde davacıya isnat edilen fiillerle ilgili olarak davacının lehine ve aleyhine olabilecek tüm delillerin toplandığının ve davacıya isnat edilen fiillerin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulduğu, davacının yargısal faaliyeti nedeniyle değil, disiplin cezasına konu eylemlerini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği ve eylemleriyle mesleğin şeref ve onurunu bozması veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedelemesi nedeniyle cezalandırıldığı belirtilerek, dava konusu kararın hukuka uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, ... Cumhuriyet Savcısı iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir Dosyanın incelenmesinden, HSK müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma sonucunda; davacınında aralarında bulunduğu yargı mensuplarının ... Emniyet Müdürlüğü içerisine sızmış FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne mensup kolluk görevlileri ile birlikte, plânlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, görevleri sırasında, eylem ve fikir birliği içerisinde, sahte ihbar ve delil uydurmak suretiyle, her birinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide vb. terör örgütlerine silah sevk etmek suretiyle yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmaya yönelik olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 312/1. maddesinde belirtilen cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01.01.2014 tarihinde ...’da MİT’e ait tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10.01.2014 tarihinde ... ... Oto Parkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19.01.2014 günü ... ... ... Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı plânladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT görevlisi olduğunu bildikleri ilgililer hakkında, 3713 sayılı Yasa’nın (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinledikleri, daha sonra da iletişim tapelerini bilgisayar yedeği kalmayacak şekilde imha ettirmek suretiyle denetimden kaçırıp yapılan teknik takip ve iletişim tespiti sırasında devlet sırrı kapsamında elde edilen bilgilere ulaşıldığını gizlemeye çalıştıkları, söz konusu eylemleri örgütsel amaç ve hedefler doğrultusunda hareket ederek, örgütsel dayanışma içinde, üyesi bulundukları FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü lehine gerçekleştirdikleri dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit görülerek Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan itirazların reddedildiği anlaşılmıştır. İncelenen soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Diğer taraftan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunu... tarihli ve K:... sayılı kararı ile (FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek) 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, anılan kararın iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay 5.Dairesinin 14/02/2022 tarihli ve E:2017/2151, K:2022/448 sayılı kararı ile, "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Nitekim, davacı hakkında Yargıtay .... Ceza Dairesinde yapılan yargılamada verilen ... tarih ve E:..., K... sayılı kararla; silahlı terör örgütüne üyelik suçu sabit görülerek 12 yıl hapis ve Devletin Güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmeye teşebbüs suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği kararın temyizi üzerine mahkumiyet hükmünün onanarak kesinleştiği de tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, ... (...) Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ...'ın (TC Kimlik No:...) davacıya vasi olarak atandığı ve bu kararın tarafların istinaf etmemesi üzerine 26/04/2023 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden davaya vasi ile devam edilmesine karar verilerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sırasına kayden yürütülen soruşturma neticesinde, haklarında ... tarih ve... nolu iddianame ile 2937 sayılı Yasanın 27. maddesine muhalefet, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ele geçirmek, devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etme, devletin güvenliğine ve siyasal yaralarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37. maddesi delaletiyle 135/1, 136/1, 137/1-a, 327/1 ve 329/1/1 maddeleri gereğince ayrı ayrı birer kez cezalandırılması istemiyle ... Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılan ve tutuklanmalarına karar verilen emniyet personeli sanıklar ile birlikte, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, bilerek ve isteyerek, görevleri sırasında, eylem ve fikir birliği içerisinde, sahte ihbar ve delil uydurmak suretiyle, her birinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El Kaide vb. terör örgütlerine silah sevk etmek suretiyle yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmaya yönelik olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 312/1. maddesinde belirtilen cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01.01.2014 tarihinde ...’da MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10.01.2014 tarihinde ...... MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19.01.2014 günü ... Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı planladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT elemanı olduğunu bildikleri (M.Z.) hakkında, 3713 sayılı Yasa’nın (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinlediklerinden bahisle disiplin soruşturmasına başlanılmıştır. Davacı hakkında verilen disiplin cezasına konu olan eylemleri şu hususlardan ibarettir: "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 312/1. maddesinde belirtilen cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ettiği, bu kapsamda; sahte ihbar olduğu açıkça belli olan ve birlikte kurgulanan mizansene uygun bir şekilde 07/11/2013 tarihinde, saat 07:30’da, ... Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünün... numaralı telefonuna ismini vermek istemeyen erkek bir şahıs tarafından “... Mahallesi ... Sokak ... ... Blok No: ... sayılı adreste İ.B. isimli şahısta bol miktarda uyuşturucu hap olduğu, ayrıca, ... ... isimli iş yerinde ve E.A. isimli şahsın iş yerinde de bol miktarda hap olduğu ve götüreceklerinin” bildirildiği ihbara ilişkin, nöbetçi Cumhuriyet Savcısı M.Ş.A...) tarafından aynı gün gecikmesinde sakınca bulunduğu vurgulanarak kolluğa, CMK 119 ve devamı maddeleri gereğince uyuşturucu madde bulunduğu bildirilen bahse konu iş yerlerinde arama yapılmasına, ele geçirilecek suç eşyalarına el konulmasına ve emrin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmasına dair yazılı emir verilmesi üzerine ... isimli iş yerinde yapılan aramada, uyuşturucu madde bulunmaması, iş yerinde ve işyerine yanaşık vaziyette yükleme yapıldığı anlaşılan... plakalı çekici ile ... plakalı dorse TIR’a yüklenmiş çok sayıda havan topu başlığına benzediği iddia olunan işlenmiş ve işlenmemiş şekilde demir döküm malzeme bulunduğunun görülmesi üzerine durumun o tarihte TMK 10. maddesi ile görevli nöbetçi Cumhuriyet Savcısı ... (...)’a telefon ile bildirildiği, ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından iş yerinde ve TIR’da bulunan havan topuna benzeyen malzemelere el konulması ve şahsıların yakalanması, olay yerine bomba imha ekibinin intikali yönünde talimat verildiği, iş yerinde yapılan tespitte 178 adet işlenmiş demir döküm, 160 adet işlenmemiş demir döküm, havan topuna benzer 4 adet alüminyum malzeme, TIR içerisinde ise 593 adet işlenmiş demir döküm malzeme elde edildiği, bomba inceleme biriminin verdiği “... plakalı TIR ve ... plakalı çekicide ele geçen 931 adet demir gövdenin pik demirden imal edilen el yapımı 120 mm.lik havan mermisinin dış gövde kısmı olduğu ve söz konusu demir boruların da üzerinde yapılacak tadilat neticesinde havan mermilerini ileriye doğru fırlatmak için kullanılan rampa olduğuna’’ dair 07.11.2013 tarihli inceleme raporu, ele geçirilen materyaller ile ilgili olarak “... Emniyet Müdürlüğüne 07.11.2013 tarihinde yapılan bir ihbarın değerlendirilmesi neticesi metal sanayinde bir TIR’da yapılan arama sonucunda; 935 adet metal parça ve 10 adet metal boruya gerekli tahkikat yapılmak üzere el konulduğu, yapılan inceleme sonucunda, bu malzemelerin basında yer aldığı gibi roket başlığı olmadığı, havan mermisi kovanına benzediğ, elde edilen metal parçaların ... ve ... illerinde, kurumsal kimliği bulunmayan atölyelerde, iptidai yöntemlerle üretildiği ve kayıtlarda sondaj mili ve borusu şeklinde gösterildiği, bu parçalar haricinde patlayıcı özelliğe sahip herhangi bir mühimmatın bulunmadığına ilişkin 08/11/2013 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü basın açıklaması ile soruşturma dosyasını daha sonra devralan Cumhuriyet Savcısı A.R. (...) tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan talimat sonrası ‘‘… Metal parçalar mevcut halleri ile harp malzemesi veya mühimmat özelliği taşımamakta ancak mühimmat yapımında kullanılan aksam özelliğinin taşıdığı, metal parçaların çeşitli tornalama operasyonlarından geçirilerek mühimmat gövdesi olarak kullanılabileceği, iç kısımlarına patlayıcı konulması, ön kısmına tapa takılması, arka kısmına kuyruk ve sevk barutunun eklenmesi suretiyle mühimmat olarak kullanılabileceği değerlendirilerek ülkemizde kabul edilen standartlara uygun olmadıklarının tespit edildiği, malzemenin mevcut haliyle harp malzemesi veya silah özelliği taşımadığı, ancak silah yapımında kullanılan aksam özelliği taşıdığı, bir tabla plaka ( döşeme) üzerine montajı ve plakanın üzerine ateşleme amaçlı olarak konulacak iğne tertibatı sayesinde mühimmatları fırlatmak üzere havan olarak kullanılabileceği, ülkemizde kabul edilen standartlara uygun değildir.’’ şeklinde değerlendirmelerin yapıldığı 15.12.2014 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; İ.B.'nin işyerinde ve L.K.'nın kullanmış olduğu TIR’da ele geçen ve her hangi bir tahrip edici, patlayıcı özelliği bulunmayan, Yargıtay uygulamalarına göre de silah cinsinden sayılmayan demir döküm malzemenin ve içi boş krom kaplama çelik boruların, havan topuna ve havan toplarını fırlatmaya yarayan rampaya benzediği belirtilerek silah ve bomba niteliği bulunmayan, sadece basit torna tezgâhında işlenmiş eşyaların kasıtlı olarak havan topu ve rampası imiş gibi nitelendirildiği, bu hususu desteklemek için de internet ortamında elde edilen fotoğrafların ve bilgilerin dosyaya konulmak suretiyle ele geçirilen ham malzemelerin, görüntüsü alınan havan topu mühimmatı ile şekil ve teknik özellik itibari ile birbirine benzerlik gösterdiği hususlarına yer verildiği, ayrıca, Suriye’de iç savaş ortamında El kaide, El Nusra gibi örgüt üyelerinin havan topu olarak belirtilen silahlar ile çekilmiş fotoğraflarının konulduğu, TIR şoförü L.K.’nın daha öncede benzer şekilde iki kez Suriye sınırına yük indirdiği beyanlarını El Kaide terör örgütü ile bağlantı kurarak aralarında MİT mensubu olan (M.Z.)’nin de bulunduğu kişilerin soruşturmaya dahil edilerek ilgililer hakkında iletişimin tespiti ve kayda alınması ile teknik takip ve izleme kararlarının alındığı, ... İl Emniyet Müdürlüğünde İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yapan R.D.'nin tanık olarak alınan 02.12.2013 tarihli beyanında, aralarında (H.Z.)’nin de bulunduğu 3 adet telefon numarasına ait istihbarat talebini içerir belge ile ilgili istihbarat talep formu geldiğinde bilgi istenilen şahısların bilgileri hakkında ilk şahısta isim ve telefon numarasının mevcut olması, ikincisinde şahıs ismi, telefon numarası ve adresi, üçüncüsünde de şahıs isim, telefon numarası ve adresi görünmekte olduğunu, TEM Şube Müdürlüğündeki teknik imkân kabiliyetler çerçevesinde ikinci, üçüncü kısımda sorulan kişilerin telefon ve adreslerin tespiti yapılabildiği halde ilk istek olan (H.Z)’ye ait telefon numarası ve ismin yanında adresinin olmadığının görülmesi üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğünde bulunan imkân kabiliyetler çerçevesinde Şube Müdürlüğünde görevli personelce yapılan incelemede (H.Z.) isimli kişinin telefonun kayıtlı olduğu adresin ... ... olduğunun görüldüğü ve bu hususun kendisine iletildiği, MİT’in yerleşkesinin ... ...’de olduğunu bildiği için hemen İstihbarat Bilgi Talep Formunu alarak aynı gün yani 02/12/2013 tarihinde o zaman ki ... İl Emniyet Müdürü olan A.Z.G.'nın yanına gittiğini, ... İl Emniyet Müdürüne kuşkulandığı bu hususu izah ettiği, telefonun ve şahsın MİT ile ilişkili olabileceği hususu ile ilgili kendisini bilgilendirdiği ve bu konu ile ilgili olarak 02/12/2013 tarihinde gelen İstihbarat Bilgi Talep formuna cevaben dinlemenin başladığı tarihten sonra 09/12/2013 tarihinde cevap verdiğinin anlaşıldığı, (H.Z)’ye ait telefona ait adres bilgileri ve ... İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü R.D.’nin beyanları kapsamında soruşturmanın en başından beri M.Z’nin MİT mensubu olduğunun kendisi ve soruşturma görevlileri tarafından bilinmesine rağmen hukuka aykırı olarak dinleme talebinde bulunup, alınan karar sonrası dinlemeye devam ettikleri, (M.Z.)’nin El Kaide terör örgütü ile bağlantılı olduğu iddiasıyla iletişimin kayda alınması başlandıktan sonra dinlemeyi yapan polis memurları A.A. ve A.Y.'nın ilk 10 gün içinde (M.Z.)’nin istihbarat elemanı olabileceğinden şüphelendikleri ve sıralı amirlerine durumu aktardıkları, dinleme esnasında log kayıtlarının dahi MİT kaydını ekranda gösterdiği, 03/06/2016 tarihinde tanık olarak beyanı alınan ... il Emniyet Müdürlüğü Tem Şube C Büro Amiri olarak görev yapan V.S.'nın ifadesi kapsamında; o tarihte büroda masasının üstünde sarı zarf içerisine bırakılmış tapeler olduğunu, büro memurlarına sorduğunda bunun teknik büroda dinleme yapanların bilgisinin olduğunu, dinlemeyi yapan A.Y.’nın (H. Z.) adına kayıtlı 505 numaralı hattın kullanıcısının bir istihbarat, asker veya polis memuru olabileceği yönünde şüphelerinin olduğu hususunun soruşturma savcısı ...’a büro memurları tarafından söylenmesi üzerine bu konuşmaların tape haline getirilerek kendisine gönderilmesi talimatını verdiği, Şube Müdürü M.K.'nin de bu tapeyi kendisinin görevli olduğu büro üzerinden Soruşturma Büro Amiri V.S. aracılığı ile Savcı ...’a aktarılmasının ardından MİT mensubu (M.Z.)’nin 06/12/2013 - 14/12/2013 tarihleri arasındaki görüşme kayıtlarının tape haline getirilip soruşturma dosyasına intikali talimatını vermesi üzerine kolluk görevlilerinin tapeleri dosyaya intikal ettirdikleri, ilgilinin MİT mensubu olduğunun yukarıda beyan edildiği üzere açıkça anlaşılmasına karşın 2937 sayılı Yasanın 26. maddesi gereği Cumhuriyet Savcısı ... tarafından söz konusu dinleme kararının sonlandırılarak soruşturmanın durdurulup T.C Başbakanlık makamından soruşturma izni istemesi yerine MİT mensubunun dinlenmesine devam edilerek 01/01/2014 tarihinde ... ...’da MİT’e ait TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde ... ... Oto Parkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19/01/2014 günü ... Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet TIR ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı planladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek mahiyette Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere 3713 sayılı Yasa’nın (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak baştan beri MİT elemanı olduğunu bildiği (M.Z.)’yi usule aykırı bir şekilde dinlendiği anlaşılmıştır. Düzenlenen 25/05/2017 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyelerinin sırf paralel yapılanma için tehlikeli ve zararlı olarak düşündükleri kişileri etkisiz hale getirmek amacıyla baskı, tehdit, şantaj, aldatma veya gizli tanık ayarlama gibi yöntemlerle, FETÖ/PDY terör örgütünün stratejisi doğrultusunda faaliyet gösterdiklerinin biliniyor olması, ilgililerin ve iletişimin denetlenmesi tedbirlerine karar veren hâkimlerden biri hariç diğerlerinin tamamının Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulunca FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı sebebiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen kişiler olmaları, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, davacı ...'ın, Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmeye teşebbüs etme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 327/1 ve 35/2. maddesi uyarınca 5 yıl 3 ay hapis, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1.maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... tarih ve E:... ve K:... sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği hususları göz önüne alındığında, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01/01/2014 tarihinde ... ...’da MİT’e ait tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde ... Oto Parkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19.01.2014 günü ... Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı plânladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT görevlisi olduğunu bildikleri (M.Z.) hakkında, 3713 sayılı Yasa’nın (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinledikleri, daha sonra da iletişim tapelerini bilgisayar yedeği kalmayacak şekilde imha ettirmek suretiyle denetimden kaçırıp yapılan teknik takip ve iletişim tespiti sırasında devlet sırrı kapsamında elde edilen bilgilere ulaşıldığını gizlemeye çalıştıkları, söz konusu eylemleri örgütsel amaç ve hedefler doğrultusunda hareket ederek, örgütsel dayanışma içinde, üyesi bulundukları FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü lehine gerçekleştirdikleri dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan ilgililere isnat olunan eylemlerin "Suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu belirtilerek, davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir. Nihayetinde, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bakılmakta olan dava açılmıştır. Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle verilen kovuşturma izni üzerine davacı hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay (kapatılan) .... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı ...'ın, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Devletin Güvenliğine siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından beraatine, Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmeye teşebbüs etme suçundan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın 30/06/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali istemiyle açılan davanın Dairemizin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile;"... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2022/2883, K:2023/3036 sayılı kararıyla kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay (kapatılan) .... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 327/1 ve 35/2. maddesi uyarınca 5 yıl 3 ay, "silahlı terör örgütü üyeliği (FETÖ/PDY)" suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 314/2., 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla düzeltilerek onandığı anlaşılmış, böylece davacı hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin kesinleştiği görülmüştür. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında plânlı bir organizasyonun parçası olarak anılan örgütün hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir. Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, Türkiye Cumhuriyeti Devletini terörle ilişkilendirmek kasıt ve iradesiyle, belli bir mizansen çerçevesinde hareket ederek, 01/01/2014 tarihinde ...’da MİT’e ait tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması, 10/01/2014 tarihinde ... Oto Parkında MİT faaliyetlerinde kullanılan 2 otobüsün aranması, 19/01/2014 günü ... Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması gibi daha sonra yapmayı plânladıkları eylemlerin hazırlık hareketini teşkil edecek şekilde, Devletin güvenliğine ve siyasal faaliyetlerine ilişkin gizli bilgileri temin etmek amacına matuf olmak üzere MİT görevlisi olduğunu bildikleri (M.Z.) hakkında, 3713 sayılı Yasa’nın (mülga) 10/b maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma İzni” başlıklı 26. maddesi açık hükümlerine aykırı olarak dinleme kararı alarak usule aykırı bir şekilde dinledikleri, daha sonra da iletişim tapelerini bilgisayar yedeği kalmayacak şekilde imha ettirmek suretiyle denetimden kaçırıp yapılan teknik takip ve iletişim tespiti sırasında devlet sırrı kapsamında elde edilen bilgilere ulaşıldığını gizlemeye çalıştıkları, söz konusu eylemleri örgütsel amaç ve hedefler doğrultusunda hareket ederek, örgütsel dayanışma içinde, üyesi bulundukları FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü lehine gerçekleştirdikleri dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan ilgililere isnat olunan eylemlerin "Suç" niteliğini değerlendirme görev ve yetkisinin adli mercilere ait olduğu ancak fiil suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu belirtilerek, davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı görülmektedir. Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptali istemiyle açılan davanın Dairemizin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2023 tarih ve E:2022/2883, K:2023/3036 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay (...) 16... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" suçundan TCK'nın 327/1 ve 35/2. maddesi gereğince 5 yıl 3 ay, "silahlı terör örgütü üyeliği (FETÖ/PDY)" suçundan TCK'nın 314/2., 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla düzeltilerek onandığı anlaşılmış, böylece davacı hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, davacı hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğu görülmektedir. Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında mevcut bilgi-belgeler ve davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına dayanak teşkil eden hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek" ve "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik" suçlarından dolayı hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan davacının, söz konusu eylemlerini üyesi olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hukuk dışı amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda hareket ederek kendisine verilen görevleri yerine getirdiği ve sûbut bulan eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.