1. Hukuk Dairesi 2024/2547 E. , 2025/2853 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/953 E., 2024/184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/145 E., 2023/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor
**1. Hukuk Dairesi 2024/2547 E. , 2025/2853 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/953 E., 2024/184 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/145 E., 2023/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı ...'nun komşu 281 ada 30 parsel sayılı taşınmazın, diğer davalıların ise komşu 281 ada 2 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında müvekkiline ait taşınmaz ile davalılara ait taşınmazlar arasındaki sınırın hatalı tespit edildiğini, kendisine ait taşınmaz içerisinde tespit edilmesi gereken ve fiilen de kendisi tarafından kullanılan bir kısım arazinin kadastro sırasında davalılara ait taşınmazların sınırları içerisinde tespit edildiğini, davacıya ait taşınmaz ile davalılara ait taşınmazlar arasında kadimden buyana süregelen nizasız bir sınır bulunduğunu ileri sürerek dava konusu 281 ada 30 ve 281 ada 2 parsel sayılı taşınmazların keşif esnasında gösterilecek olan kısımlarının tapu kayıtlarının iptali ile öncelikle davacıya ait 281 ada 1 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle, olmadığı takdirde ise yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile davalı ... vekili ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; söz konusu iddianın niteliği gereğince davacının öncelikle Kadastro Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiğini, dolayısıyla davacının doğrudan dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafça ileri sürüldüğü gibi taşınmazların sınırlarının hatalı tespit edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunmadığını, kadastro çalışmaları sırasında davacının kadastro teknisyeni huzurunda bildirimde bulunduğunu, resmi memur önünde serbest irade ile yapılan bir beyan mevcut olduğunu, bu nedenle de davacının tapu iptali ve tescil isteğinin dinlenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediğini, 281 ada 2 parsel sayılı taşınmazın babasından intikalen gelen bir taşınmaz olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında çizilen sınırın doğru olduğunu, kadimden bu yana taraflar arasında herhangi bir sınır ihtilafı yaşanmadığını, halen dahi taşınmazların kadimden gelen ve kadastro tespitlerinde çizilen sınırlar dahilinde kullanıldığını, davaya konu edilen kısımda kendilerine ait tarla bulunduğunu ve halen zilyetlikleri altında olduğunu, sınırlar ve zilyetlik konusunda herhangi bir ihtilaf, hata veya husumet bulunmadığını, kadastro çalışmaları sırasında davacının da bizzat orada olduğunu ve sınır tespitlerine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 09.06.2022 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda dava konusu 281 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen bölüm ile 281 ada 30 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerin keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarınca evveliyatında su göleti olduğu, su göleti olan kısmın davacı tarafından kısım kısım dolgu yapıldığı, doldurulmasının 2005 yılları civarında bittiği, dava konusu alanın boş olduğu, davacının tarımsal olarak bir şey ekip biçmediğinin beyan edildiği, davacının dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde ekonomik amaca uygun herhangi bir kullanımının bulunmadığı gibi dava konusu olan bölümlerin kadastro tespitinin 2012 yılında yapıldığı, davacının zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının kadastro tespit tarihi itibariyle oluşmadığı ve ekonomik amaca uygun zirai bir aktivetinin bulunmadığı, kadastro tespit tarihi itibariyle davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; keşifte dinlenen tanıkların ve mahalli bilirkişilerin ayrıntılı ve somut beyanlarına, kadastro tespit tarihi itibariyle davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunun davacı tarafça ispatlanamamış olmasına, evveliyatı itibariyle dere yatağı olan taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafça gerçekleştirildiği iddia edilen dolgu işleminin Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları uyarınca imar-ihya faaliyeti olarak değerlendirilemeyecek olmasına, hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporlarına, tapu iptali ve tescil davasının çekişmeli taşınmazların dava tarihindeki tapu maliki ya da maliklerine yöneltilmesi yeterli ve gerekli olup taşınmazın dere yatağı vasfında olduğu ya da davalı taraf lehine de kazanım koşullarının oluşmadığı belirlense dahi Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisinin re'sen davaya dahil edilemeyecek olmasına ve tüm dosya kapsamına göre Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazdaki malik sıfatıyla zilyetliğinin ispatlandığını, müvekkiline ait olan ve fiilen de müvekkili tarafından kullanılan bir kısım arazinin hatalı olarak davalılara ait parsellerin sınırları içerisinde tespit edildiğini, bu durumun tanık beyanlarıyla ortaya konulduğunu, böylelikle iddialarının doğrulandığını, davalıların davaya konu edilen taşınmaz bölümünde herhangi bir zilyetliğinin ve bu kısımla herhangi bir alakasının bulunmadığını, gerekçeli kararda davaya konu taşınmazın evveliyatında su göleti olduğunun ve müvekkili tarafından doldurulduğunun ancak tarımsal olarak kullanılmadığının belirtildiğini, Yerel Mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu değerlendirmesine katılmadıklarını, zira dosya kapsamı itibariyle de ortaya konulduğu üzere dava konusu taşınmazın kadimden beri müvekkili tarafından kullanıldığını, müvekkilinin gerek dolgu işleminden önce gerekse de dolgu işleminden sonra davaya konu taşınmazı her açıdan imar-ihya ettiğini, söz konusu imar-ihya faaliyetinin tarımsal ürün yetiştirilmekle de sürdürüldüğünü, Mahkemece dava konusu taşınmazda müvekkilinin tarımsal faaliyetlerde bulunmadığı ve bu sebeple iktisap koşullarının gerçekleşmediği kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, kaldı ki hatalı kanaat doğrultusunda usuli şartların da yerine getirilmediğini, mahallinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazın evveliyatında dere yatağı olduğunun, bu nedenle de üzerinde su göleti bulunduğunun ancak söz konusu göletin müvekkili tarafından sonradan doldurulduğunun tanıklarca ifade edildiğini, bu hususun gerekçeli kararda da aynen tekrarlandığını, çekişmeli taşınmazın dere yatağında kaldığının kabul edilmesi halinde Hazine arazisi olma durumu ortaya çıkacağından Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğünün yasal hasım olarak davaya dahil edilmeleri gerektiğini, Hazineye ait mülkiyet durumunun hiç değerlendirilmediğini, bu noktada eksik ve yetersiz bir araştırma yapıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Kadastro sonucunda; Trabzon ili, ... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 281 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak senetsizden davacı ... adına; 281 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak senetsizden... oğlu ... (bir kısım davalıların murisi) adına; 281 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve taksime dayanılarak senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, Kadastro Komisyonunun 26.12.2011 tarihli kararıyla kadastro tespitlerine yapılan itirazların reddine karar verildiği, askı ilanlarının 30.12.2011 - 30.01.2012 tarihleri arasında yapıldığı, 281 ada 2 ve 281 ada 30 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarının dava açılmaksızın 31.01.2012 tarihinde kesinleştiği, 281 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine karşı askı ilan süresinde açılan davada Of Kadastro Mahkemesinin 29.12.2015 tarihli ve 2012/65 Esas, 2015/187 Karar sayılı kararıyla davanın reddine ve tespit gibi tapuya tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetimden geçerek 10.12.2019 tarihinde kesinleştiği, 281 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21.08.2020 tarihinde intikal işlemine tabi tutularak ... mirasçıları adına kayden devredildiği, taşınmazların halen adı geçenler adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.