Başvuru, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, bu süreçte idari gözetim merkezinde tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, sınır dışı etme kararına karşı açılan iptal davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, bu süreçte idari gözetim merkezinde tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, sınır dışı etme kararına karşı açılan iptal davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonlarca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm tarafından İçtüzük'ün maddesi uyarınca sınır dışı işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: 1997 yılı doğumlu olan başvurucu, Suriye vatandaşıdır. Anlatımına göre başvurucu, ülkesindeki savaş ortamından ailesiyle birlikte kaçarak Türkiye'ye sığınmış; geçici koruma statüsünden yararlanarak geçici kimlik kartı edinmiştir. Daha sonra bu kartını kaybettiğini ifade eden başvurucu; Mersin'de başka bir Suriye vatandaşıyla evlendiğini, ardından Yunanistan'a yasa dışı yollarla geçmeye çalıştığı esnada yakalandığını dile getirmiştir. Göçmen kaçakçılığı suçu kapsamındaki ihbarı değerlendiren kolluk görevlileri, başvurucuyu 24/10/2016 tarihinde İzmir'de bir minibüste Suriye uyruklu otuz altı kişiyle birlikte yakalamıştır. Araçta yapılan arama neticesinde 25 can yeleği, 2 şambrel ve 1 şişirme pompası bulunduğu tutanaklara yansımıştır. Başvurucunun başkasına ait kimlik bilgilerini kullanarak Türkiye'ye yasa dışı yollardan giriş yaptığı parmak izi karşılaştırılması sonucu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Başvurucu, yakalanmasının ardından İzmir İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmiştir. İzmir Valiliğinin 25/10/2016 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma) uyarınca başvurucunun sınır dışı edilmesine ve 6 ay idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu Harmandalı Geri Gönderme Merkezine yerleştirilmiştir. Sınır dışı etme kararı 26/10/2016 tarihinde başvurucunun kendisine tebliğ edilmiş olup ilgili evraklar Türkçe ve Arapçadır. Başvurucu, anılan kararın iptali istemiyle 22/2/2017 tarihinde İzmir Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) vekili vasıtasıyla dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olmasının yanı sıra kendisinin sınır dışı edilemeyecek şahıslardan olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca tebligatın usulüne uygun yapılmadığını, kendi dilinde okuryazarlığının yeterli olmadığını, bu nedenle kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiştir. İdare Mahkemesinin 15/3/2017 tarihli kararıyla davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Suriye uyruklu olan davacının [H.B.] isimli kişinin kimlik bilgilerini kullanarak Türkiye'ye kaçak yollarla giriş yaptığı, 2016 günü saat:0030 sıralarında, İzmir-Karabağlar Limontepe Toki Konutları sokak üzerinde... plakalı minibüs içesinde davacının da aralarında bulunduğu 37 suriye uyruklu şahsın yakalandığı, araçta 25 can yeleği, 2 adet şambrel, 1 adet şişirme pompası ele geçirildiği, Harmandalı Geri Gönderme Merkezine teslim edilen davacı hakkında, 6458 sayılı Yasa'nın 54/1-d maddesini ihlal ettiğinden bahisle İzmir İl Göç İdaresi Müdürlüğünün 2016 tarih ve 2sayılı kararı ile hakkında sınır dışı etme kararı alındığı, bu kararın kendi dilinde 2016 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bu tarihi takiben 15 gün içinde dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçtikten çok sonra 2017 tarihinde bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Bu durumda, yasal süresi içinde açılmayan davanın esastan incelenme olanağı bulunmamaktadır. " Başvurucu 6/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş, ayrıca sınır dışı etme kararının tedbiren durdurulmasını talep etmiştir. Başvurucu sunduğu vekâletnamede eğitim durumunun ortaokul veya dengi olduğunu, Arapça dilini kullandığını tercüman vasıtasıyla belirtmiştir. Anayasa Mahkemesinin 7/4/2017 tarihli kararıyla başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için bilgi ve belgelere ihtiyaç duyulduğu, bununla birlikte araştırma sürecinde sınır dışı işleminin gerçekleştirilmesi hâlinde telafisi imkânsız sonuçlar ortaya çıkabileceği için ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine dair işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Diğer taraftan başvurucu, İdare Mahkemesinin ret kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bireysel başvurusundan sonra istinaf talebi İzmir Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 20/9/2017 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Ret gerekçesi şöyledir:"Bu bakımdan; Dairemizce 6458 sayılı Yasa uyarınca tesis edilen işleme yönelik olarak davacı tarafından yapılan başvuru üzerine, uyuşmazlığın esası incelenmeden özel yasasındaki dava açma sürelerine ilişkin kurallar uyarınca süreaşımı nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen karara yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. (Benzer bir yaklaşım ve inceleme için; Danıştay Dairesinin, 2016 tarih, E:2014/1508, K:2016/276 sayılı kararına bakılabilir.)Dosyadaki belgeler ile 13/04/2017 günlü ara kararımıza davalı idarece verilen yanıt ve başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İzmir İdare Mahkemesince verilen 15/03/2017 tarih, E: 2017/331, K: 2017/496 sayılı karara davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine" Anayasa Mahkemesi başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde maruz kalacağını iddia ettiği kötü muamele iddialarına ilişkin bilgi ve belge vermesi için başvurucuya 27/1/2020 tarihinde iki haftalık kesin süre vermiştir. Başvurucu vekili tarafından 29/1/2020 tarihinde verilen cevapta, başvurucuyla irtibatının kopması nedeniyle başvurucunun sınır dışı edilip edilmediği veya ülkeyi terk edip etmediğinin bilinmediği belirtilmiş; idari gözetim kararının kaldırılarak 27/2/2017 tarihi itibarıyla başvurucunun serbest bırakıldığı açıklanmıştır.