6. Hukuk Dairesi 2024/2394 E. , 2025/2243 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/628 E., 2024/389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1491 E., 2022/225 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2025 tarihinde duruşma
**6. Hukuk Dairesi 2024/2394 E. , 2025/2243 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/628 E., 2024/389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1491 E., 2022/225 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı-karşı davacı vekili Avukat ... ile davacı-karşı davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Karasu-1, Karasu-2, Karasu-4.2, Karasu-4.3, Karasu-5 isimli sözleşmeler ile davacının hidroelektrik tribün için gömülü parçalar, hidrolik türbin için kalan donatım, jeneratör, uyarma sistemi, valf gibi malzemelerin sağlanması montajı ve denetiminin yapılması ve iş sahibine tesliminin kararlaştırıldığını, iş sahibinin davalının toplam ücretinin %20'sini avans olarak kalan %80'ini ise dönülemez akreditif karşılığında ödeyeceğini,davacının davalıdan 5.561.000,00 USD alacağı oluştuğunu, alacak kalemlerinin büyük kısmının sözleşmede belirtilen dönemlere uygun olarak davacıya ödendiğini bakiye 595.864,70 USD borcunu ve fer’ilerini ödemediğini, davacının HES yapım işi ile ilgi yükümlülüğünü tamamladığını, HES'lerin 2011 yılında faaliyete geçtiğini ve halen sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, davalı aleyhine alacağın tahsili için takip başlatıldığını, takibin ödenmemiş 6 adet faturaya dayandığını, 06.12.2011 tarihli faturadan yapılan 32.235,30 USD mahsuplaşma düşüldüğünde davalının davacıya toplamda 595.864,70 USD borcu bulunduğunu, 31.12.2011 tarihli mutabakat ile dava konusu miktarın davalı tarafından da kabul edildiğini, faturaların davalıya gönderildiğini, fatura miktarı üzerinde herhangi bir itirazı olmadığını ileri sürerek, itirazının iptali ile %20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmeye uygun tamamlayıp teslim ettiği iş olmadığını,eksik olan sistem için harcama yaptığını, zarar ile eksik iş nedeniyle oluşan gelir kaybının takas mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının taahhüt edilen ekipmanı teslim etmediğini, eksik olarak ifa edilen ekipman ile taahhüt edilenin çok altında verimlilikte elektrik üretimi yapıldığından müvekkilinin zararı olduğunu, asıl davada takas mahsup talepleri dışında kalan teslim edilmeyen, eksik olan ve sözleşmeye aykırı olan ekipman ve iş kapsamında müvekkil şirketin elde edemediği mahrum kaldığı gelir ve kâr kaybı ile mevcut ekipmanla bu ekipmanın kullanım ömrü boyunca elektrik üretmek durumunda kalacağından mahrum kalacağı gelir ve kâr kaybı olacağını ileri sürerek mahrum kalacağı gelir ve kâr kaybından şimdilik 10.000,00 TL'nin santrallerde elektrik üretiminin başladığı tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında geçici ve kesin kabulün yapılmadığı ancak fiili teslim tarihi olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından geçici kabullerin yapıldığı ve hidroelektrik santrallerinin işletmeye alındığı 2011 yılı zaman aşımı süresinin başlangıcı kabul edildiğinde davanın 5 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açıldığı , taraflar arasında 5 ayrı sözleşmeye konu edilen işin geçici kabullerinin ve kesin kabullerinin yapılmamış olduğu, ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Karasu-1 HES'in 19.05.2011 tarihinde, Karasu-2 HES'in 03.06.2011 tarihinde, Karasu-4.2 HES'in 05.08.2011 tarihinde, Karasu-4.3 HES'in 24.11.2011 tarihinde ve Karasu-5 HES'in 03.08.2011 tarihinde geçici kabullerinin yapılarak ticari işletmeye açılmış oldukları geçici kabul tutanaklarında davalıyı temsilen 4 ila 8 mühendisin imzasının yer aldığı tespit edilmiş olmakla sözleşmelere konu işin fiili tesliminin 2011 yılında gerçekleşerek tamamlandığı, Davalının sözleşme ve şartname hükümleri kapsamında davacının edimini eksik yerine getirdiğine ilişkin herhangi bir tutanak, tespit raporu vb delil sunulmadığı gibi davalı tarafından eksik işlerin nelerden ibaret olduğu ile teknik şartnamede belirtilen hangi ekipmanın teslim edilmediğinin belirtilmediği, eksik malzeme listesi sunulmadığı, Karasu-1 ve Karasu-2 santrallerinde keşfen yapılan incelemede türbinler üzerine menhollerin konulmamasının işletme açısından sorun yaratacağı ifade edilmiş ise de teknik şartnamede menhol kapakları yer almadığından proje kapsamında bulunmadığı bilirkişi heyetince tespit edilmiş olmakla davalı yanın davacının edimini eksik yerine getirdiğine ilişkin iddiasının kanıtlanamadığı, Karasu-5 dışındaki diğer 4 hidroelektrik santralinde ekipman etiket değerlerinin sözleşmede belirtilen değerlerden farklı olduğundan taahhüt edilen verim değerlerine ulaşılmadığı ve bu nedenle davalı yanın kâr kaybına uğradığı tespit edilmiş ise de sözleşmelerin 15. ve 16. maddelerinde her türlü malzeme ve işçiliği muayene ve teste tabi tutarak kusurlu olanları davacıya düzelttirme düzeltilmemesi halinde tamamen veya kısmen reddetme şeklinde davalıya tanınan hakkın kullanıldığına ilişkin herhangi bir iddia ve ispat vasıtası ileri sürülmediği, 4 ila 8 davalı mühendisinin imzası bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2011 yılında onaylanan geçici kabul tutanakları ile santrallerin davalı tarafından işletmeye alındığı, davalı tarafından cevap-karşı dava tarihine kadar davacı yana ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin bir delil sunulmadığı, Sözleşmelerin 20.3 maddesinde HES'in son büyük kaleminin tedarikçi tarafından sevk edilmesinden itibaren 28 ay süre ile ekipman garantisi verildiği görülmekle garanti süresinin başlangıç tarihi her bir HES yönünden geçici kabulleri yapılarak işletmeye açıldıkları tarih esas alınarak 28 ay garanti süresinin ilavesi ile Karasu-1 HES yönünden 19.09.2013, Karasu-2 HES yönünden 03.10.2013, Karasu-4.2 HES yönünden 05.12.2013, Karasu-4.3 yönünden 24.03.2014 ve Karasu-5 HES yönünden 03.12.2013 tarihinde garanti süresinin sona erdiği, Somut uyuşmazlıkta davalının 5 ayrı sözleşme kapsamında ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin bir iddia ve ispat vasıtası sunmadığı, sözleşmelerde ön görülen garanti süreleri içerisinde dahi ayıp ihbarının yapılmamış olduğu bu kapsamda davalı yanın ayıba bağlı haklarının düştüğü ve davacı tarafından yapılan işi olduğu gibi kabul etmiş sayılması gerektiği ,asıl davada davacı yanın sunulan faturalar ve tercümesi sunulan mali kayıtları uyarınca davalı yanın ticari defter kayıtları ile de örtüşen takip tarihi itibariyle tespit edilmiş olan 595.864,70 USD alacağının varlığının kanıtlandığı, faturaya bağlanan davacı alacağı likid bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline takip tarihinden itibaren asıl alacağa %10,50 oranını geçmemek üzere 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatı 357.792,91 TL’nin tahsiline, karşı davada ayıplı eser sebebiyle kâr kaybına ilişkin davalı zararının tazmini talep edilmiş ise de tazminat istenebilmesi için iş sahibinin ayıbı yükleniciye zamanında ihbar etmesi gerektiğinden ve bu koşulun davalı tarafından yerine getirilmediği tespit edilmiş olmakla davalı yanın ayıplı ifaya bağlı zararlarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ihbar olunan ... Holding A.Ş. vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihbar olunan ... Holding A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun usulden, davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı – karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinin ilgili, yeterli makul olmadığını, b. İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasının istenilmesine rağmen HMK'nın 353. maddeye aykırı şekilde duruşma talebi değerlendirilmeden karar verildiğini, c. Davacı tarafından yazılan maillerde açıkça ikrar ve kabul edildiği üzere işin eksik yapıldığı takibe konu faturalardaki ekipman ve hizmetlerin verilmediği ikrar edilmiş ise ilk derece mahkemesinde olduğu gibi istinaf incelemesinde bu ikrarın dikkate alınmadığını, d. Asıl davanın kabulüne dair dayanak ve gerekçelerde ödeme emrinde yazılı borç ve borcun sebebine bağlı kalınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu savunma ve iddiayı değerlendirmediğini, e. VUK'nın m.231/5 hilafına, 2011 yılında eksiksiz teslim edildiği iddia olunan ekipman ve hizmet için 2014 yılından düzenlenen faturaların, hiç düzenlenmemiş sayılması gerektiğini, f.Takip veya takiple bağlı kalınmadan dava konusu alacağın varlığına dayanak yapılan faturalardaki ekipmanın teslim edilip edilmediği ,hizmetin verilip verilmediği hakkında inceleme veya değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmuş ise de bu yöndeki istinaf talebimin neden red edildiği hakkında bir açıklama ve gerekçe bulunmadığını, g. Elektronik imza ile imzalı ve müvekkile tebliğ edilen ödeme emrinde 595.864.70 TL asıl alacak, belirtilmeyen faiz türü ve %...şeklinde oran yazılı olduğunu,mevcut iki ödeme emrinden tebliğ edilmeyenin dikkate alındığını, elektronik imzalı ödeme emrinde USD cinsinden alacak talep ettiği varsayımında dahi alacaklının seçimlik hakkını hangi yönde kullandığını ve alacağın TL karşılığı ile fiili ödeme günündeki bedelin tahsili talebinde bulunmadığından dinlenebilirlik önkoşulu bulunmadığını, h. Bakanlık işletme onayını fiili teslim olarak kesin kabul hükmünde sayan ve kesin kabul sonrasında başlatılacak garanti süresine dair değerlendirmenin hatalı olduğunu, ı. Mali bilirkişi incelemelerinde, takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi hilafına, taraflar arasındaki sözleşmelerde ödenmesi gereken ekipman ve hizmet bedellerinden hangisinin ne şekilde ödendiği ve ne şekilde faturalandırıldığı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, i. Yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsa ticari defterlerini ibrazla mükellef olduğu halde ibrazdan kaçındığını, dosyaya sunulan kayıtlar yabancı dilde tutulması sebebi ile davacı lehine delil olamayacağını, j. Davalı kaydında yer almasına rağmen davacı kaydında yer almayan ödeme ve virman kalemleri farklılığı hakkında değerlendirme yapılmadığını, k. Yerel mahkemece sözleşme uyarınca teslimin ne zaman yapılması gerektiği, gecikme süresi ve gecikme süresi itibarıyla kesinti bedelinin ne kadar olması gerektiği tespit edilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, l. Davalıya tebliğ edilen usule aykırı ödeme emrinde dayanak yapılan 6 adet fatura içeriğinde ekipman bedeli alacağı talebi itirazı haklı bir itiraz olmakla inkar tazminatı hükmedilmesinin hatalı olduğunu, m. Zamanaşımına dair değerlendirmede hataya düşüldüğünü, parça parça ekipman getirildiği ve bu ekipmanlara dair var ise alacakların ayrı ayrı tespiti ile her bir ekipman için alacak talebine dair zamanaşımının değerlendirilmesi gerektiğini, ekipmanların Türkiye'ye getirilme tarihinin 2009 yılında başladığı gözetildiğinde, asla takip sebebi ile bağlı olunmamasını kabul manasında olmamak üzere, buna dair alacak talebinin 2009 tarihi itibari ile hesaplanmak sureti ile zamanaşımına uğradığını, n. Karşı davanın reddine dair gerekçelerin tümü ile hukuka aykırı olduğunu, 2014 yılında mal ve hizmet verildiği iddiasına dayalı faturadan kaynaklı alacağın varlığına dair kabule rağmen, ekipmanların ve hizmetin tamamlanarak fiili teslimin 2011 yılında gerçekleştiği tespitinin çelişkili olduğunu, o. 2014-2015-2016 yıllarında ortaya çıkan gizli hata ve arızaların giderilmesine dair hata ve eksiklerin davalı tarafından 3. şahıslar ile anlaşmak sureti ile giderilmesine dair fatura ve kayıtlar hakkında değerlendirme yapılmadığını, p.Yerel mahkemece dava konusu zarar ve kâr kaybını hesaplamaya yönelik birçok bilirkişi görüşü aldırıldığı buna dair itiraz ve talepler sonucunda, alanında uzman teknik bilirkişi raporlarındaki kısmen eksiklikleri olsa da karşı davaya konu talepleri aydınlatma kabiliyetine havi değerlendirmelere rağmen, bunun tam aksi yöndeki mali bilirkişi raporunda uzmanlık alanı dışında yapılan ve diğer raporlar ile çelişkili olan değerlendirmelere dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve mevzuata aykırı olduğunu, kaldı ki dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler dahi giderilmeksizin hüküm kurulmasının, başlı başına istinafa konu kararın kaldırılma nedeni olduğunu, keza, eksik mal teslimi ve eksik ifa iddiasına rağmen karşı davanın reddi gerekçesinde ayıp iddiasına dayanıldığını, r. Sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasındaki dava konusu eksiklikler nedeniyle davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde satıcının sorumluluğuna gidebileceğini, s. Eksik yapılmış iş ve hizmet ile teslim edilmemiş mal ve hizmete dair, davacının tek taraflı düzenlenen fatura içerikleri ile sınırlı kalındığını, iddia edilenler hakkında bir delil ortaya koyulmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali, karşı davada eser sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve takip talebi ile fiziki ödeme emrinde alacak miktarının 595.864,70 USD olarak belirtilmesi, UYAP üzerinde düzenlenen ödeme emrinde ise alacak miktarının hem 595.864,70 USD hem de 595.864,70 TL alacak olarak gösterilmesi karşısında UYAP kayıtlarındaki ödeme emrinde yer alan “TL” ibaresinin maddi hataya dayandığı, öte yandan davalı defterlerinde davacı alacağının 595.864,70 USD olduğu yazılı olup kendi defterlerinin davalı aleyhine delil teşkil edeceği, icra takibinde borcun dayanağı olarak faturalar, sözleşmeler ve hesap mutabakat belgesinin gösterildiği anlaşılmış olmakla usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı- karşı davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı- karşı davalıya ödenmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.