Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin işletmesi hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri gereğince; Konkordato talebimizin kabulü ile; öncelikle davacı hakkında tensiben 3 ay geçici mühlet kararı ile birlikte İcra İflas Kanunu'nun 287. ve 294.maddesi çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararlarının aynen devamıyla yargılama sırasında kesin mühlet kararı verilmesine ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini tale
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... UETSDAVALI : ... - TC Kimlik no- ... ...VEKİLİ : Av. ... -....UETSDAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 25/02/2020KARAR TARİHİ : 17/11/2021GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 27/12/2021Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkil şirkette 14.05.2015-09.02.2018 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan vekilliği görevini yaptığını; şirket ana sözleşmesinde yöneticilere herhangi bir menfaat sağlanacağı yönünde bir hüküm bulunmadığını, yöneticilere herhangi bir ücret veya huzur hakkı vb. ödeme yapılacağına dair bir karar da alınmadığını; ancak davalının, haksız ve kötüniyetli olarak ücret almış olduğunu ve bu şekilde müvekkil şirket’i zarara uğrattığını; bu hususun tespit edilmesi neticesinde davalı asilin ibra edilmediğini ve Bakanlıktan inceleme talebinde bulunduklarını; düzenlenmiş olan müfettiş raporunda, davalı asilin “ 2015 yılında Şirketten huzur hakkı almaya başladıklarını, faaliyetlere ilişkin çalışmalar yapılmasına rağmen yönetim kurulu karar defterine bir karar yazdırmadıklarını, aslında şirketin işlemlerini yürüttüklerini, şirket esas sözleşmesinde yöneticilere ücret veya huzur hakkı ödenebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, ayrıca görev yaptıkları dönemde yöneticilere huzur hakkı ödenebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, ayrıca görev yaptıkları dönemde yöneticilere huzur hakkı ödenmesine ilişkin Genel Kurul kararının da bulunmadığını, bu yönde bir karar alınması gerektiğini bilmediklerini, şirketten hatırladıkları kadarıyla toplam 12 ay fiilen huzur hakkı aldıklarını, 2016 yılının ikinci yarısından itibaren huzur hakkı tahakkuk kayıtlarını yaptırdıkları ancak mali durumun bozulması nedeniyle fiilen tahsil etmediklerini ifade ettiklerini, ... (Yönetim Kurulu Başkanı) ve ... (Başkan Vekili) Şirket esas sözleşmesinde hüküm veya genel kurur kararı bulunmamasına rağmen huzur hakkı aldıklarını/tahakkuk ettirdiklerini kabul etmişlerdir.” denilerek davalı asilin beyanlarının rapora yansıtılmış olduğunu; raporun sonuç kısımında “Şirket Yönetim kurulu başkanına ödenen (...) 2015 yılına ilişkin 26.784,97.-TL, 2016 yılına ilişkin 29.646,00.-TL ve toplam 56.430,97.-TL huzur hakkı ile şirket yönetim kurulu başkan vekiline (Naci SINAK) ödenen 2015 yılına ilişkin 13.521,23.-TL, 2016 yılına ilişkin 14.823,00.-TL ve toplam 28.344,23.-TL huzur hakkının adı geçenlerden tahsil edilip edilmeyeceği, adı geçenler hakkında hukuki sorumluluk davası açılıp açılmayacağı…” yönünde keyfiyet müvekkil şirkette olacak şekilde rapor düzenlendiğini, davalının, belli dönemlerde ücret aldığını ve alamadığı, ancak müvekkil Şirket adına borç tahakkuk ettirdiği dönemlere ilişkin olarak da icra takibi başlattığını, taraflarınca takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine açılan Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/... E.Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında “ gerek 6102 Sayılı TTK’nın 394 maddesi gerekse 5362 sayılı kanunun 56.maddesi gereğince davacının huzur hakkı ücreti alacağının doğmadığı” yönünde rapor düzenlendiğini ve alacaklarının bulunmadığı ve hatta almış oldukları bedellerin de yasal bir dayanağı olmadığının belirtildiğini; yine müvekkil Şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından da alacaklı olduğu iddiası ile benzer şekilde tahakkuk ettirilen bedellere ilişkin dava açıldığını; Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/...E.Sayılı dosyasında yapılan yargılamanın davanın reddi ile sonuçlandığını, anılan dava dosyasına sunulmuş olan bilirkişi raporunun sonuç kısmında “davalı Şirketin incelenen bu karar defterinde, şirkette yönetim kurulu başkanı olarak görev yapacak kişilere huzur hakkı ödeneceğine dair alınmış bir karar bulunmadığı gibi davalı şirketin ana sözleşmesinde de, huzur hakkı ile ilgili bir hüküm de bulunmadığından, davacının şirketten huzur hakkı almasının yasal bir dayanağının bulunmadığı” kanaatine varıldığını; müvekkili şirket tarafından 19.09.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında davalı asil aleyhine dava açmak üzere karar alındığını; arabuluculuk kurumuna başvurduklarını, ancak sonuç alamadıklarını; belirterek, davanın kabulüne; arabuluculuk başvuru tarihi olan 25.10.2019 tarihi itibarı ile işleyecek faiz ile birlikte haksız olarak tahsil edilen bedellerin iadesine; mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda dava tarihi itibariyle işleyecek faizi ile birlikte tahsiline; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.