Başvurucular, davalı idare aleyhine 2005 yılında açtıkları tazminat davasında ıslah taleplerinin, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular, davalı idare aleyhine 2005 yılında açtıkları tazminat davasında ıslah taleplerinin, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 29/7/2013 tarihinde Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 27/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Ercan Tosun 2/11/2004 tarihinde TEDAŞ Müessese Müdürlüğüne ait elektrik tellerinden akıma kapılarak sağ el işaret parmağını kaybetmiştir. Başvurucu Ercan’ın anne ve babası olan Müceder ve Muhsin 7/3/2005 tarihinde Ergani Asliye Hukuk Mahkemesinde kendi adlarına asaleten, başvurucu Ercan adına velayeten, başvurucu Müceder ve Muhsin için ikişer bin TL maddi, üçer bin TL manevi tazminat ile başvurucu Ercan için sekiz bin TL maddi ve on beş bin TL manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle idare aleyhine dava açmışlardır. 16/8/2006 tarihinde başvurucu Ercan’ın babası Muhsin vefat etmiş, mirasçısı Tuana Ertosun davaya katılmıştır. Mahkemece, başvurucu Ercan’ın geçirdiği kaza nedeniyle maluliyet oranının belirlenmesi için Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alınan raporda, başvurucu Ercan’ın maluliyet oranı % 7 olarak belirlenmiştir. Kusur oranları ile tazminat miktarının tespiti için alınan raporda, davalı kurumun % 60, belediye başkanlığının % 20, başvurucu Ercan’ın anne ve babasının ise %20 oranında kusurlu olduğu, başvurucu Ercan’ın gerçek zararının 956,18 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkeme, 23/10/2007 tarih ve E.2005/395, K.2007/649 sayılı kararıyla Muhsin ve başvurucu Müceder’in maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, başvurucu Ercan yönünden ise davanın kısmen kabulüne, 956,18 TL maddi tazminat ile 000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar vermiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi 13/10/2008 tarih ve E.2008/1545, K.2008/11722 sayılı ilamıyla, başvurucu Ercan yönünden daimi kazanç kaybı hesaplanırken 18 yaşından sonrası için “destek payı” indirimi yapılmadan karar verilmesi gerektiği, anne ve babanın manevi tazminat isteklerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu tespitlerine yer vererek, Adli Tıp Kurumundan usulüne uygun olarak rapor alınarak maluliyet oranının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Mahkemece kusur durumunun tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, başvurucu Ercan’ın meslekte kazanma gücünün belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulundan rapor alınmış, raporda başvurucu Ercan‘ın %100 oranında malul sayılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Alınan raporlar doğrultusunda, tazminat hesabı yönünden ek rapor aldırılmış, 17/1/2011 tarihli ek raporda Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda başvurucunun 2011 tarihi itibarıyla bilinen asgari ücret tutarlarına göre talep edebileceği maddi tazminatın 739,24 TL olduğu tespit edilmiştir. Bozmadan sonraki aşamada başvurucular vekili 17/3/2011 tarihli ıslah dilekçesiyle başvurucu Ercan için 739,24 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 24/1/2012 tarihli kararıyla “… kazalı küçüğün (başvurucu Ercan) maluliyet oranı, Yargıtay bozma ilamına istinaden bozma ilamından sonra tespit edilmiş olmakla tahkikat aşaması Yargıtay bozmasından sonra tamamlandığı dikkate alınarak somut olayda ıslah yapılabileceği kanaatine varılmıştır” şeklindeki gerekçeye yer vererek başvurucu Ercan yönünden maddi tazminat taleplerinin kabulü ile maddi tazminatın 000,00 TL’lik kısmının olay tarihinden, 739,24 TL’lik kısmının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte idareden tahsiline, Muhsin ve başvurucu Müceder’in manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 18/4/2012 tarih ve E.2012/4648, K.2012/6668 sayılı ilamla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve yerleşmiş yargı kararları gereğince bozma üzerine yapılan yargılamada ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir. Mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda, 9/5/2013 tarih ve E.2012/379, K.2013/335 sayılı kararla, başvurucunun iş göremezlik zararına ilişkin ilk kararla hüküm altına alınan miktar üzerinden maddi tazminatın başvurucu Ercan yönünden kısmen kabulü ile 956,18 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle idareden tahsiline, başvurucu Müceder ve Muhsin’in manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Anılan karar 27/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/7/2013 tarihinde temyiz dilekçesi vermiş, 29/7/2013 tarihinde de bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru tarihinde yargılama halen temyiz mercii önünde devam etmekteyken, Anayasa Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla dava, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/2/2014 tarih ve E.2013/16281, K.2014/1532 sayılı ilamı ile onanarak sonuçlanmıştır.B. İlgili Hukuk 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şu şekildedir: "Islah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tabi olmayanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir." 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şu şekildedir: " (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilme yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." 6100 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir: " Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir." 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Fesih bildirimine itiraz ve usulü" kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir: "Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir."