(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/13333 E. , 2012/15257 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri avukat ... ve avukat ... Nuhoğlu ile davalı vekili avukat ......'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başla…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/13333 E. , 2012/15257 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri avukat ... ve avukat ... Nuhoğlu ile davalı vekili avukat ......'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, Antakya Kuzeytepe Köyünde kain 432 parsel sayılı taşınmazdaki 20/1920 hissesini satması için kardeşi olan dava dışı Sebahattin Doğru’ya 12/08/2004 tarihinde vekaletname verdiğini, ancak 25.5.2005 tarihinde adı geçen kişiyi vekaletten azlettiğini, ne var ki davalının, vekaletten azletmiş olduğu Sebahattin Doğru’yu, 12.7.2007 tarihinde hile ve ikrar yoluyla ... 2. Noterliğine götürerek, 432 parseldeki 20/1920 orandaki hissesi ile daha sonra şuf’a davası ile kazanmış olduğu 1900/1920 hissesinin, 50.000,00 TL bedelle “kendisine satışının vaad edildiğine” ilişkin sözleşme imzalattığını, Oysa ki gerçekte hiçbir bedel ödenmediği gibi, söz konusu sözleşmenin mutlak butlan, hile ve ikrah gereğince geçersiz olduğunu ileri sürerek, ... 2.Noterliğince resen düzenlenen 12/07/2007 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının iddialarının doğru olmadığını, dava konusu hisselerin kendisine satıldığını, satış bedeli olan 50.000,00 TL’nin de, davacının vekili olan ağabeyi Sebahattin'e ödendiğini, davacının vekilini azlettiğine dair azilnamenin, vekili olan ...'ya ve ... Tapu 2011/13333 2012/15257 Sicil Müdürlüğüne bildirilmediğini, kendisinin de azilnameden haberdar olmadığını, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, “3.kişi durumundaki davalının, davacıya vekaleten satışı gerçekleştiren vekilinin, davacı tarafından azledildiğinden haberdar olmadığı gibi, azilnameyi bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ispat edilemediği, davalının iyiniyetli olması nedeniyle sözleşmenin de geçerli olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denilmektedir. Bu şartlar, dava açılabilmesi için değil, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Hakim tarafından yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, dava şartlarından birinin bulunmadığı tespit edildiği takdirde esas hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi zorunludur. Bir davada “hukuki yararın varlığı”, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından biridir. Davacının, dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli olmayıp, ayrıca dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olan bir hususun, ayrı bir dava konusu yapılmasında da korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur. Somut olaya bakılacak olursa; dava, taraflar arasındaki 12/7/2007 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkin olup, davalı ... tarafından, ... bu dava tarihinden önce, dava konusu satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/197 esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve söz konusu davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, bu davada ileri sürmüş olduğu hususları ve satış vaadi sözleşmesinin mutlak butlan, hile ve ikrah nedeniyle iptali istemini, kendisine karşı açılmış olan tapu iptal ve tescil davasında ileri sürmesi mümkün olduğundan, bu konuda ayrı bir dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek, davanın esastan reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK.’nun 2011/13333 2012/15257 370/4. maddesi gereğince, sonucu itibari ile doğru olan hükmün, gerekçesinin, yukarıda açıklandığı şekliyle değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, gerekçesinin değiştirilerek ONANMASINA, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.