Tapu sicil müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere görevlendirilen başvurucu, anılan görevden dolayı tarafına vekalet ücreti ödenmemesi üzerine açtığı davada verilen karar nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Tapu sicil müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere görevlendirilen başvurucu, anılan görevden dolayı tarafına vekalet ücreti ödenmemesi üzerine açtığı davada verilen karar nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 3/7/2013 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 23/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Devrekani ilçesi Tapu Sicil Müdürlüğünde 7/6/2002 tarihi itibarıyla şef olarak görev yapmakta iken müdür kadrosunun boş olması nedeniyle Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihli oluruyla Tapu Sicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere yetkilendirilmiştir. Başvurucu, söz konusu görevi vekaleten yürüttüğünden bahisle 21/4/2006 tarihli dilekçe ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne başvurarak tarafına vekalet ücreti ödenmesi talebinde bulunmuş, anılan talebin idarece cevap verilmemek suretiyle reddedilmesi üzerine ret işleminin iptali ile vekalet ücreti ve tazminatların ödenmesi istemiyle Kastamonu İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, 28/11/2006 tarih ve E.2006/625, K.2006/871 sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan hükümler karşısında asilde aranan şartları haiz olmayan bir kişinin vekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenemeyeceğinin açık olduğu, ancak 657 sayılı Kanun’da bir görevin tedviren yürütülmesine ilişkin bir hükme yer verilmemiş olmakla beraber, idarece tedvir görevi verilen kişinin Anayasa’nın angarya yasağına dair maddesi uyarınca bazı maddi haklara hak kazanacağı, asilde aranan şartları taşımayan davacıya vekalet aylığı adı altında bir ücret ödenmesi mümkün değilse de yürüttüğü görevden dolayı üstlendiği sorumluluk dikkate alındığında vekalet görevinden ötürü vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve idareye başvuru tarihinden itibaren vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı idare tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Dairesinin 13/6/2011 tarih ve E.2008/1955, K.2011/2475 sayılı kararı ile bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesinde, vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları düzenlenmiş olup; maddenin birinci fıkrasında, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedeniyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği; ikinci fıkrasında, bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu hükümleri yer almıştır.Anılan hükümlere göre; vekalet aylığına ve vekalet edilen kadronun zam ve tazminatlarına hak kazanılabilmesi için, söz konusu hükümde öngörülen biçimde boşalmış olan kadroya vekaleten yapılacak atamanın, 657 sayılı Kanun’un maddeden bahisle ve atamanın vekaleten olduğu açıkça belirtilmek suretiyle asili atamaya yetkili makam tarafından bizzat yapılması, yani her şeyden önce vekaleten atanılmış olması gerekmektedir.Yukarıda belirtilen ilkeler dışında yapılan görevlendirmelerin ise Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesi amacına yönelik bir zaruret halinden doğduğu ve aslında hukuki bir dayanağının da bulunmadığı dikkate alındığında, söz konusu uygulamaların personel rejimine ait disiplini dışında kaldığı açık olup, bu anlamda, kamu hizmetinin aksamadan yürütülebilmesi amacına yönelik olarak görevlendirilmiş bir memurun asilin sahip olduğu tüm haklardan eksiksiz bir şekilde yararlanacağından söz etmek imkansızdır.Kaldı ki, 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı ResmiGazete’de yayımlanan 99 sayılı Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’nin maddesinde de 657 sayılı Kanun’un vekalet ücreti ödenmesine ilişkin maddesine göre tedvir dolayısıyla her hangi bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığına işaret edilmiştir.Olayda ise, davacıya şef olarak görev yapmakta iken Tapu Sicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihli Oluruyla yetki verildiği, dolayısıyla davacının söz konusu göreve usulüne uygun olarak vekaleten atanmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda, Tapu Sicil Müdürlüğü görevini vekaleten değil, tedviren yürüten davacıya tazminat şeklinde olsa dahi vekalet aylığı ödenmesine imkan bulunmamaktadır.” Kastamonu İdare Mahkemesinin 30/9/2011 tarih ve E.2011/746, K.2011/701 sayılı kararıyla bozma kararına uyularak aynı gerekçelerle dava reddedilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Dairesinin 31/5/2012 tarih ve E.2012/850, K.2012/3186 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 1/2/2013 tarih ve E.2012/9356, K.2013/453 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar başvurucuya 3/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uyuşmazlığa konu işlem tarihinde yürürlükte bulunan “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir. Bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik ve müezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir. Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı ödenir.Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.” Aynı Kanun’un “Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99 Seri No.lu Devlet Memurları Genel Tebliği’nin maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175 inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkün bulunmamaktadır.”