11. Ceza Dairesi 2017/9926 E. , 2019/6152 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmemek HÜKÜM : Mahkumiyet Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçunun varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun kendi rızası ile vergi mükellefi olan sanığa ait olduğu, 213 sayılı Yasanın 253.…
**11. Ceza Dairesi 2017/9926 E. , 2019/6152 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmemek HÜKÜM : Mahkumiyet Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçunun varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun kendi rızası ile vergi mükellefi olan sanığa ait olduğu, 213 sayılı Yasanın 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere beş yıl saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu, somut olayda da; 2006 yılına ait defter ve belgelerin vergi incelemesine esas olmak üzere inceleneceğini bildiren yazının, vergi denetmeni tarafından sanığa 20.10.2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, sanığın bir kısım belgeleri ibraz edip varlığı noter tasdik kayıtları ile sabit olan defterleri ise süresinde ibraz etmediği, suçun sübut bulduğu yönünde kanaate ulaşan mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, sanığın vergi denetmenine verdiği beyan ile yapılan tespitten işyerinin tebligat tarihinde faal olmadığının anlaşılması nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 139/2. maddesindeki, incelemenin dairede yapılmasına imkan veren istisnalardan birisinin varlığının mevcut olması karşısında, tebliğnamedeki (1) no.lu bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak; 1-09.10.2012 tarihli sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekili tarafından yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafından “...sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi olup olmadığının sorulmaması...” nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesini müteakip yapılan yargılamada, sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi bulunup bulunmadığı sorulmadan CMK'nin 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışmasız bırakılması, 2-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.