DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/657 E. , 2025/293 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/657 Karar No : 2025/293 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/657 E. , 2025/293 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/657 Karar No : 2025/293 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ... Kırtasiye Nakliye Hizmet Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait amme alacaklarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ...... ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: i. Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri yönünden yapılan inceleme: Dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçların tahsili amacıyla asıl borçlu ... Kırtasiye Nakliye Hizmet Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edilemediği yönünde adres tespit tutanağı düzenlenmiştir. Söz konusu ödeme emri şirkete tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edilmiş ise de tebliğ alındısı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde sayılan kişilerin imza ve beyanı ile tutanak haline getirilmediği gibi anılan ödeme emri münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılmamıştır. Bu durumda, amme alacaklarının şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde kesinleştirildiğinden söz edilemeyeceğinden dava konusu... tarih ve ... sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. ii. Dava konusu ... tarih ve... ... sayılı ödeme emirleri yönünden yapılan inceleme: Dava konusu ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği borçların beyan üzerine tahakkuk ettiği, anılan borçların tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, borcun ödenmediği ve şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmaları sonucunda söz konusu amme alacağının şirketten tahsil olanağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, söz konusu borçların şirketten tahsil imkanı kalmadığından dava konusu ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. iii. Karar sonucu: Mahkeme bu gerekçeyle... tarih ve ... sayılı ödeme emrini iptal etmiş; ... tarih ve ..., ... ve ...sayılı ödeme emirleri yönünden davayı reddetmiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, kararın istinaf istemine konu hüküm fıkrasının usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 06/10/2022 tarih ve E:2019/6089, K:2022/5394 sayılı kararı: Mükellefiyet kaydı re'sen terkin edilen asıl borçlu ... Nakliye Hizmet Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebliğ alındısında herhangi bir şerh ve imza bulunmamaktadır. Bununla birlikte şirket adına düzenlenen otuz sekiz adet ihbarnamenin şirketin kanuni temsilcisi ...'a tebliğ edildiği "... Mah. ... Sok. ... .../..." adresinde 05/09/2014 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanağıyla, ...'ın bu adresten taşındığı, yeni adresinin bilinmediği hususları mahalle muhtarı ve yoklama memuru imzasıyla tespit edilmiştir. Bunun üzerine şirket adına düzenlenen ödeme emri ilanen tebliğ edilmiştir. Uyuşmazlıkta, mükellefiyet kaydı re'sen terkin edilen şirketin kanuni temsilcisinin bilinen adresinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile adreste bulunamadığı hususunun mahalle muhtarı nezdinde usulüne uygun olarak tespit edilmesi üzerine ilanen tebliğ edilen amme alacaklarının kesinleşmediğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda,...tarih ve ...sayılı ödeme emri bakımından diğer hususlar araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinin son fıkrasının aynı maddenin ikinci fıkrası için uygulanma olanağının bulunmadığı, olayda anılan Kanun'un 108. maddesinde sayılan tebligatı hükümsüz kılacak esasa müessir bir hatanın bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen dava konusu ......tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği vergi ve cezalara ilişkin asıl borçlu... Nakliye Hizmet Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ihbarnameler, şirketin kanuni temsilcisi ...'ın ikametgâh adresi olan "... Mah. ... Sok. No:... .../..." adresinde 08/07/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bahsedilen adreste 05/09/2014 tarihinde düzenlenen adres tespit tutanağıyla, ...'ın adresten yaklaşık bir yıl önce nakil almadan taşındığı mahalle muhtarı ve memur imzasıyla tespit edilmiştir. Akabinde anılan vergi ve cezaların tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ilanen tebliğ edilmiş olup borcun vadesinde ödenmediği ve şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasından sonuç alınamadığından bahisle davacı adına ortak sıfatıyla dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddenin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılacağı; üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgâh adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Bu kanuna göre bilinen adresler şunlardır: 1. Mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler; 2. Adres değişikliğinde bildirilen adresler; 3. İşi bırakmada bildirilen adresler; 4. Vergi beyannamelerinde bildirilen adresler; 5. Yoklama fişinde tesbit edilen adresler; 6. Vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler; 7. Yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle); 8. Bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler. Mektupların gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olanı nazara alınır." Kanun'un "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilmeden önceki hali şu şekildedir: "Tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarf posta idaresince muhatabına verilir ve keyfiyet muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunur. Muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memuru durumu zarf üzerine yazar ve mektup posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderilir. Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ alındısına yazılarak altı beyanı yapana imzalatılır. İmzadan imtina ederse, tebliği yapan bu ciheti şerh ve imza eder ve tebliğ edilemiyen evrak çıkaran mercie iade olunur. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemiyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır. Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya her hangi bir sebeple imza edemiyecek durumda bulunursa sol elinin baş parmağı bastırılmak suretiyle tebliğ olunur. Muhatap tebelluğdan imtina ederse tebliğ edilecek evrak önüne bırakılmak suretiyle tebliğ edilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemler komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tesbit olunur." Aynı Kanun'un "Tebliğin ilanla yapılacağı haller" başlıklı 103. maddesinin 7061 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değiştirilmeden önceki halinde ise, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden gönderilen mektubun geri gelmesi ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkân bulunmaması hallerinde tebliğin ilan yoluyla yapılacağı kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemidir. İdari işlemlerin ilgilisine tebliğ edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da hakkında işlem tesis edilen kişilerin hukuki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini tespit etmektir. Vergi Usul Kanunu'nun tebligata ilişkin düzenlemelerinin, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği tarihte yürürlükte bulunan, 7061 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki haline göre, bilinen adreste tebliğ esas olup tebliğin ilan yoluyla yapılabilmesi ancak muhatabın adresinin hiç bilinmediği, muhatabın bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olduğu ve bu yüzden gönderilen mektubun geri geldiği ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmadığının ilanen tebliğ tarihinden önce usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda mümkündür. Vergi Usul Kanunu'nun tebligata ilişkin düzenlemelerinin 7061 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki halinde, gerçek ve tüzel kişilerin hangi adreslerinin bilinen adres olarak kabul edileceği sayma suretiyle belirlenmiştir. Bilinen adresler arasında tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ikametgâh adresleri sayılmamıştır. Dolayısıyla tüzel kişilere Kanun'da sayılan bilinen adreslerinde ulaşılamaması halinde kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde tebliğin denenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak tüzel kişilerin bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmiş olması durumunda, tebligatın yukarıda belirtilen amaçları dikkate alındığında, vergilendirme ile ilgili işlemin kanuni temsilcinin ikametgâh adresinde tebliğ edilmesinde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Ancak, olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin, şirketin bilinen adresine tebligata çıkarıldığı ve şirketin bu adreste bulunamadığının usulüne uygun şekilde tespit edildiği ortaya konulmaksızın, şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile kanuni temsilcinin adreste bulunmadığının tespiti üzerine ilanen tebliğ edildiği görülmüştür. Öte yandan, davalı idare tarafından savunma dilekçesi ekinde dosyaya sunulan bir belgede şirketin mükellefiyetinin 18/04/2011 tarihi itibarıyla re'sen terkin edildiği belirtilmiş ise de bu durumun öncelikli olarak şirketin bilinen adresine tebligat çıkarılması gerekliliğini ortadan kaldırdığından söz edilemez. Bu itibarla, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde tebliğ edilmeye çalışılmaksızın şirketin kanuni temsilcisinin ikametgâh adresine tebliğe çıkarılmasında ve sonrasında ilanen tebliğ edilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, şirket hakkındaki takibin usulüne uygun olarak tamamlandığından söz edilemeyeceğinden temyize konu ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-Davalının, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, 2- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.