Başvuru, muris muvazaası sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında maddi olguların ve hukuk kurallarının hatalı değerlendirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; muris muvazaası sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında maddi olguların ve hukuk kurallarının hatalı değerlendirilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, aleyhe nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuruculardan Cuma Yıldırım 15/11/2020 tarihinde ölmüştür. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Bekir Yıldırım ve Mehmet Yıldırım sırasıyla 1944 ve 1946 doğumlu olup Gaziantep'te ikamet etmektedir. Başvurucular 28/12/1994 yılında ölen Y.nin mirasçılarıdır. Gaziantep ili Şahinbey ilçesi Doğanca köyünde kâin 103 ada 108 parsel numaralı ve 246,71 m² yüzölçümüne sahip taşınmaz, kadastro çalışması sonucunda 9/10/1992 tarihinde başvurucuların kardeşi Ö.Y. adına tespit, akabinde de tescil edilmiştir. Ö.Y. taşınmazı 23/12/2013 tarihinde K.ye satmıştır. Başvurucuların iddiasına göre bu satış işlemi diğer mirasçıların dava açmasını önleme amaçlıdır. Başvurucular 9/2/2016 tarihinde Gaziantep Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) Ö.Y.nin ve K.nin mirasçıları aleyhine muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Dava dilekçesinde, babalarının zilyetliğinde olan taşınmazın mirastan mal kaçırmak amacıyla kadastro sırasında Ö.Y. adına tespit ve tescil ettirildiği belirtilmiştir. Dilekçede; Ö.Y.nin K.ye yaptığı satışın gerçek olmadığı, aleyhine diğer mirasçılar tarafından dava açılmasını engellemeye yönelik olduğu savunulmuş, bu nedenle tapunun iptali gerektiği iddia edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/5/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların menkul mal hükmünde olduğu ve taşınır malların bağışlanmasının herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı, bu nedenle muris tarafından zilyetliğin devri suretiyle Ö.Y. lehine yapılan tasarrufun geçerli bulunduğu belirtilmiştir. Yargıtayın 1/4/1974 tarihli ve E.1974/1, K.1974/2 sayılı içtihadı birleştirme kararının somut olayda uygulanamayacağının vurgulandığı kararda, murisin bu tasarrufunun saklı payları ihlal ettiğinin saptanması hâlinde tenkise tabi tutulabileceği, bununla birlikte eldeki davanın tenkis davası olmaması sebebiyle belirtilen yönüyle bir incelemenin yapılmasına olanak bulunmadığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca başvurucular aleyhine 371,40 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucular bu karara karşı istinaf yoluna müracaat etmiştir. İstinaf dilekçesinde; olayda gizli bağışlamanın mevcut olduğu ve bunun muvazaa niteliğini taşıdığı belirtilmiştir. Dilekçede, kadastro işleminden sonra taşınmazın tapulu hâle geldiği, bu hususun gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiği öne sürülmüştür. İstinaf dilekçesinde vekâlet ücretine ilişkin olarak herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 2/1/2018 tarihinde istinaf istemini esastan reddetmiştir. Başvurucular bu karara karşı temyiz isteminde bulunmuştur. Ancak temyiz dilekçesinde vekâlet ücretine ilişkin olarak herhangi bir iddia ileri sürülmemiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 18/2/2019 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Nihai karar 16/3/2019 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:"Birinci derecede mirasçılar, müteveffanın füruudur.Çocuklar, müsavat üzere mirasçıdır." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Füruu, baba ve anası, erkek ve kız kardeşi yahut karısı veya kocası sağ iken vefat eden murisin ölüme bağlı tasarrufları, bu kimselerin mahfuz hisseleri miktarından fazla olan mallarında muteberdir." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Mahfuz hisse aşağıdaki miktarlardan ibarettir. Füru için kanuni miras hakkının dörtte üçü, Ana ve babadan her biri için kanuni miras hakkının yarısı, Kardeşlerden herbiri için kanuni miras hakkının dörtte biri, Sağ kalan eş için, füruu ile birlikte mirasçı olması halinde kanuni miras hakkının tümü, diğer hallerde kanuni miras hakkının yarısı." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Aşağıdaki hallerde, ölüme bağlı tasarruflar iptal olunabilir:...3 - Gerek doğrudan doğruya, gerek muhtevi olduğu şartlar itibariyle kanuna muhalif veya ahlaka mugayir olması...." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamıyan mirasçılar, tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun tenkisini dava edebilirler." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:"Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir.1 - İadeye tabi olmamak üzere miras hissesine mahsuben cihaz, teessüs masrafı yahut mal terki şeklinde vaki ölüme bağlı olmayan teberrular.2 - Miras haklarının berveçhi peşin tasfiyesi maksadiyle yapılan teberrular.3 - bağışlamayanın, kayıtsız ve şartsız rücua hakkı olan bağışlamalar ile adet üzere verilen hediyeler müstesna olarak, vefatından evvelki bir sene içinde yapılmış bağışlamalar.4 - Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdiyle yapıldığı aşikar olan temlikler." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:"Miras, ölüm ile açılır. Murisin ölümüne bağlı olmayan teberru ve taksimleri, mirasa alakaları noktasından mirasın açıldığı gündeki haline göre takdir edilir." 743 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Miras açılınca, mirasçılar onun tamamına sahip olurlar. Kanunda açıkça yazılı haller müstesna olmak üzere, mütevaffanın alacakları ve bilcümle hakları ve zilyed bulunduğu malları, mirasçılarına intikal eder ve bu mirasçılar müteveffanın borçlarından şahsan mesul olurlar." Yargıtayın 1/4/1974 tarihli ve E.1974/1, K.1974/2 sayılı içtihadı birleştirme kararının ilgili kısmı şöyledir:"Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicillinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da ol[masın] miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanununun maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanununun ve maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına ... karar verildi."