5. Hukuk Dairesi 2025/17899 E. , 2026/3934 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1514 Esas, 2025/2838 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/197 Esas, 2024/92 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve…
5. Hukuk Dairesi 2025/17899 E. , 2026/3934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1514 Esas, 2025/2838 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/197 Esas, 2024/92 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davalarının kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin tavzih ve tahsis istemlerinin 01.10.20 25... .11.2025 tarihli ek kararlar ile reddine karar verilmiştir. 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’la değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 inci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” düzenlemesi karşısında miktar itibarıyla uygulanacak kesinlik sınırı belirlenirken 6100 sayılı Kanun’un 448 inci maddesi nazara alınarak; temyiz incelemesine konu karar 04.06.2025 tarihinden sonra verildiğinden davanın açıldığı tarihteki miktar dikkate alınarak davacılardan Büşra Fiş yönünden temyiz yolu açık olarak karar verilmesinde ve 01.10.20 25... .11.2025 tarihli ek kararlar ile tavzih talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dosya dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 602 10... parselde hisselerinin bulunduğunu, taşınmazın yapılan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında, ... Eğitim Alanı olarak ayrıldığını ve taşınmaza davalı idarece taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını belirterek, taşınmazın bedelinin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, bedeline hükmedilen davacılar payının tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza fiilen el atılmadığını, yargı yolu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, imar planları yapılırken idare görüşü alınmadığını, imar planlarını yapan idarenin sorumlu olduğunu, raporun yetersiz, bedelin fazla olduğunu, vekalet ücretinin maktu olması ve ıslah edilen bölüme ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, ayrı ayrı vekâlet ücreti de verilemeyeceğini ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin tespit edilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan dava sonucu Dairelerine intikal eden Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/193 Esas, 2024/18 Karar sayılı dava dosyasında dava konusu taşınmaza Mart 2023 değerlendirme tarihi itibarıyla 8.250,00 TL, birleştirilen dava tarihi olan Eylül 2023 tarihi itibarıyla ise 10.600,00 TL/m² olarak biçilen birim bedellerin Dairelerinin 2024/1611 Esas, 2025/619 Karar sayılı kararı ile uygun bulunduğu dikkate alındığında, güçlü delil niteliğindeki bu bedeller eldeki dava dosyasına eskale edildiğinde bulunan bedel ve bedeli uygun bulunan paydaş dosyalar da dikkate alındığında, dava konusu taşınmaza Mart 2023 tarihi itibarıyla sözü edilen paydaş dosyadaki bedelden daha az değer biçilmesinin nedenlerinin yeterli, inandırıcı ve somut gerekçelere dayanılarak ve paydaş dosya değerleri ile yeknesaklık sağlanması gerektiği de gözetilerek açıklanması hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, alınan ek raporda yeniden yapılan değerlendirme ve kıyaslama sonucunda Mart 2023 değerlendirme tarihi itibarıyla taşınmazın metrekare birim bedelinin 8.250,00 TL olduğu, toplam bedelin ise 1.072.500,00 TL olacağı bildirilmiş olup, alınan ek raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, buna göre toplam 1.072.500,00 TL bedele hükmedilmesi gerektiği, ancak ıslahla talep edilen toplam miktarın 806.000,00 TL olduğu ve Dairelerince talep gibi hüküm kurularak fazlasının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili ek kararı temyiz dilekçesinde özetle; davacıların tamamı yönünden kesinlik kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesi uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı, taşınmazın tasarrufunun hukuken kısıtlandığı gözetildiğinde 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (B) bendinin 6 numaralı paragrafında yer alan " 124.840,00 " sayısının hükümden çıkartılması, yerine "30.000,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.